|
Türkiye’yi taşıyacak düşünce kapasitesi nasıl gelişir?

Çoğu zaman geçmişteki kavgalarla oyalanmaktan ‘an’a ve geleceğe bakmaya fırsat kalmıyor. Türkiye’nin geleceğini doğru kurması için bu kavgaları bitirmesi gerektiği kanaatindeyim. Çatışmaları giderebilmek için en iyi yöntem konulara soğukkanlı bakabilmeyi başarabilmek.

İsmail Kara’nın Dergah yayınlarından çıkan Resimli Cumhuriyet Din Kitabı’nı (3 cilt, 1.184 sayfa, 850 görsel) görünce doğrusu “Buna bir imkân oluşturur mu?”, onun deyişiyle “Türkiye’yi taşıyabilecek fikir kapasitesinin gelişmesine imkân tanır mı?” düşüncesine kapıldım. Temel çalışma alanı çağdaş Türk düşüncesi, çağdaş İslam düşüncesi, Cumhuriyet tarihi içinde uzun süre paranteze alınan “İslam” meselesi olan Prof. Dr. İsmail Kara, Türkiye’de bugün de hararetle tartışılan her konunun doğrudan ya da dolaylı olarak mutlaka din ile alakalı olduğunu söylüyor.

Kitabın kapak resimlerinin hikâyesi Türkiye’nin de özeti. Hem o, hem o! Sadece resimlere bakarak bile Türkiye’nin öyle “cetvele ölçülebilecek, lineer bir tarih anlayışı” ile anlaşılabilecek bir ülke olmadığı kanaatine varıyorsunuz. İsmail Kara 40 yıllık çalışmalarının hülasası olan Resimli Cumhuriyet Din Kitabı’nı Cumhuriyet’in 100. yılına armağan ediyor. Önümüzdeki yüzyıla dair hayallerimizi gerçekleştirebilmek için, geçmişe dönük bir müzakere imkânının ortaya çıkmasına , kâr ve zarar hanesi açılarak bir bilançonun yapılmasına bu kitap vesilesiyle katkı sunmak istiyor.

Kitap; duvara itinayla yerleştirilmiş sarıklı bir mezar taşı ile başlıyor. Muhtemelen yıkılan türbelerden çıkmış bu mezar taşını duvarı yapan usta itina ile duvara yerleştirmiş. Sarık kısmını da duvarın üzerinde bırakmış.

Mütedeyyin vekillerin, ilmiye ve tarikat mensuplarının tasfiyesi 3 Mart 1924’te çıkarılan 3 kanun ve İstiklal Mahkemeleri’yle başlıyor. Kara, bu süreci de Lozan ve darbelerin ve dolayısıyla dış güçlerin etkisini de farklı başlıklarda ele alıyor. Çünkü Milli Mücadele pan- İslamist bir söylemle başlamıştı. İstanbul’un işgali üzerine 17 Mart 1920’de Mustafa Kemal Paşa’nın imzasıyla İslam âlemine hitaben bir beyanname yayınlanmıştı. Son halifeyi Ankara Meclisi seçmişti.

Kitapta hilafet tartışmalarını okurken dikkatimi çeken bir not da Türklerin hilafet hakkını savunan ilk metnin Redhouse’da yayınlanması oldu. Bu konuda Kara’nın tersinden bir sorusu var: “Acaba,” diyor, “Türkiye İngilizler’in Ankara’ya karşı kullanabileceği bir hilafet makamından mı kurtulmak istedi?” Diğer taraftan Türkiye’nin mutlak bir din-devlet ayrımı manasına gelecek bir laiklik tarzını tercih etmemesinin kültürel olarak doğru ve önemsenmesi gerektiği kanaatinde. Tarihi Moda Fırını’nın Atatürk resmiyle imsâkiye çıkarması verdiği örneklerden birisi.

Pozitivist, bilimcilik tahakkümü ne zaman başladı, yol ayrımına nasıl gelindi? “Mekteplilerdeki pozitivist, naturalist, materyalist düşünce revaç bulurken, Aydınlanma felsefesi dini hayatı zayıflattı…”

Kitap sayfaları arasında ilerlerken İslam dünyasının iç çelişkilerinin her yönüyle Cumhuriyet’e de yansıdığını görüyorsunuz?

Kitapta yer alan Elmalılı Hamdi’nin “ Ne Arabistan’a gittim, ne Türkistan’a, ne İran’ı gördüm ne de Frengistan’ı. Öğrendiğimi bu vatanda öğrendim…” sözleri Türkiye’nin din birikimine dikkat çekmek bakımından kıymetli. Bir tarafı böyle, diğer tarafı ise toprağa gömülen, yakılan ayetlerin yazıların olduğu Türkiye’nin hikayesini 850 fotoğraf eşliğinde anlatan kitap “bu oluşumu bütün tarafları ve problemleriyle görme imkânı” sağlıyor.

“Hz. Muhammed Türk Müydü?” başlığı ile yazılan kitap kapağı, camili, mahyalı, hocalı Milli Piyango biletleri, Genelkurmay’ın ehlitarik paşaları, İmam Hatipliye Harp Okulu’nu yasaklayanlar, Atatürk’ü meleklerin taşıdığı bir resim… Hepsi birden Türkiye’nin kendisi. Türk usulü laiklik ve Cumhuriyet sistemi üzerinde düşünürken,“Devletin hafızası ve karnı da tahmin edilenlerden daha geniş ve hazım kapasitesi yüksektir” tespitini de ayrıca önemli buldum.


HANGİ HOCA

Şerif Mardin Cumhuriyet’in çıkardığı öğretmenin, hocaya yenildiğini söylüyor. İsmail Kara ise “Hangi hoca?” diyor. Modernleşmenin dini bir dil (savunan ve karşıt olan) üzerinden gittiğini söylerken, kitapta 70 başlık altanda en can alıcı ve tartışma yaratan konulara değiniyor. Dindarlaşma ile modernleşmenin, muhalefet ile uyumun içiçe oluşu da bize has...

Eğitim reformu ile düşünce dünyasının, entelektüellerin Türkiye’yi taşıyamayacak hale geldiğini söyleyen İsmail Kara, “Türkiye’yi taşıyabilecek düşünce kapasitesini geliştirmenin ülkeye yapılabilecek en büyük hizmet olduğu” kanaatinde. Temel soru şu: “Türkiye yoluna nasıl devam edebilecek...”


1920’NİN SIKMA BAŞINDAN, 1960’IN SIKMA BAŞINA

Resimli Cumhuriyet Din Kitabı’nın birinci cildinin kapağında Mustafa Kemal Paşa ve yanında eşi Latife hanım var. Fotoğraf 1924 sonbaharında Doğu Karadeniz seyahatinde çekilmiş. Latife Hanım’ın kıyafeti özel olarak hazırlanmış, hem örtünme kurallarına uygun hem de sosyal hayata katılan, eğitimli-şehirli yeni Müslüman kadının dış kıyafeti olarak, tabiri caizse modern veya asri.

İsmail Kara bu fotoğrafın iki açıdan önemli olduğuna dikkat çekiyor: “Biri Mustafa Kemal Paşa’nın ve eşinin dışarıda, resmi olarak görünüşünü veriyor. Bu tesadüfi bir görüntü değil.

Fakat çok kısa bir zaman sonra bu görüntü radikal bir şekilde değişecek ve dahası kötülenecek. 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren mütedeyyin ailelerin eğitim-öğretim ve çalışma hayatına katılmaya başladıkları zaman tercih edecekleri kıyafetle Latife Hanım’ın kıyafetinin benzerliği dikkat edilmesi gereken bir diğer husus.

Rahmetli Şule Yüksel Hanım’ın bu süreçte dikkatle ve farklı bakış açılarıyla takip edilmesi gereken hususi bir yeri var. ‘Sıkmabaş’ ifadesi 1920’lerde de kullanılıyordu, 60’lardan sonra da tekrar tedavüle girdi.”

#Türkiye
#İslam
#laiklik
2 ay önce
Türkiye’yi taşıyacak düşünce kapasitesi nasıl gelişir?
Enflasyonun önceliği
Kamu yönetiminde pandemi ile öğrenip sonrasında unuttuğumuz kritik bilgiler
Uluslararası hukûkun üzerine düşen gölge
Emperyalizmin küresel hegemonyasının anahtarı: Türkiye’de laik devrim, İran'da “İslâmcı” devrim 
27 Mayıs: Demokrasi sürecinde kara bir leke