Yazarlar 28 Şubatın 1 numaralı sanığına devlet şeref madalyasını kim neden verdi?

28 Şubat’ın 1 numaralı sanığına devlet şeref madalyasını kim neden verdi?

Bülent Orakoğlu
Bülent Orakoğlu Gazete Yazarı

Yeniçağ Gazetesi yazarı Orhan Uğurlu 14 Kasım 2020 tarihli yazısında ‘’FETÖ tehlikesinin 28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu’nda ‘’gündeme geldiğini iddia etmiş. Zira Cemaat, paralel yapı ve son olarak FETÖ olarak adlandırılan bu terör örgütü ile ilgili olarak 28 Şubat 1997 ve 27 Aralık 1998 MGK’sında bu örgüt ve faaliyetleri hakkında irticai faaliyetler adı altında genel değerlendirmeler yapılmıştı. 28 Şubat sürecinde bu örgütün din ve devlet düşmanı , Batı’nın kontrolünde bir cinayet ve ihanet şebekesi olduğu tam çözülememişti. Davanın sanıklarından Çevik 1 mahkemenin verdiği ara sırasında gazetecilere ‘’KAÇMADIK’’açıklamasından sonra 1997’de TSK olarak devlete FETÖ tehlikesini duyurduklarını açıklamıştı. Çevik 1’e göre ‘’FETÖ konusunu ilk defa gündeme getiren TSK’ydı. FETÖ çalışması 1991’de başlamıştı. ‘’17 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Demirel CUNTA tarafından Genelkurmay’a davet ediliyor.!!!! Ve rahmetli Demirel’e Genelkurmay’da üst düzey iki asker tarafından verilen Brifing’te İrticai faaliyetler BÇG ve FETÖ tehdidi anlatılıyordu. Aradan 8-9 ay geçtikten sonra 17 Aralık’ta yine rahmetli Demirel’e Genelkurmay tarafından makamında irticai faaliyetler ve FETÖ ile ilgili Brifing veriliyor. Bu kez Demirel Çevik 1’in ifadesine göre bu Brifing’i 27 Mart 1998 tarihli MGK toplantısı gündemine aldıracağı sözünü vermişti. MGK’da irticai faaliyetler konusu gündeme alınırken Ayrıca bildiride toplantıda ele alınacağı belirtilen “Fethullah Gülen’in okulları” hakkında herhangi bir ifadeye yer verilmemesi de herkesin dikkatini çekmişti. Zira İrtica ile mücadele başlığı altında 28 Şubat sürecinde dindar olarak bilinen bir cemaate karşı yapılacak bir mücadelenin hükümetin ANAP kanadının oy tabanının iyice erimesine yol açacağı anlaşılmış, bu yüzden üslubun biraz yumuşatılmasına ihtiyaç duyulmuştu. Bu durum askeri vesayetin sivil iktidarlar üzerindeki tahakkümünü ortaya koyarken Cumhurbaşkanı Demirel’in 28 Şubat Cuntası üzerindeki ağırlığını da gözler önüne sermişti. Cunta bir taraftan demokratik bir seçimle iş başına gelmiş Refah Yol iktidarını irticai faaliyetler iddiasıyla devirirken atama ile iş başına gelmiş Yılmaz hükümetini oy kaybetmesin savıyla korumaya alıyordu. Üstelik Demirel’in 28 Şubat’ın 1 numaralı sanığı Genelkurmay Başkanı Karadayı’ya ‘’Devlet Şeref Madalyası ‘’ vererek ödüllendirmesi ne anlama geliyordu? 12 Eylül başta olmak üzere darbelerde önemli roller aldığını övünerek anlatan bu darbeciyi hukuken koruma altına almaya çalışan Demirel Stockholm sendromuna mı yakalanmıştı? Madalya konusu ise madalyadan daha daha ağır bir nedene dayanıyor. Karadayı savcılığa verdiği ifadesinde 28 Şubat sürecinde demokrasiyi korumak için yakışanı yaptığına dair Cumhurbaşkanı Demirel’in çeşitli gazetelerde yayınlanan ifadelerinin internet çıktılarını savcılığa teslim ediyor. ‘’Karadayı darbeyi önledi başlıklı bir sayfadan oluşan internet çıktısı ortalığa saçılan garabeti daha da kasvetleştiriyor.

BÇG’NİN TÜRBAN YASAĞIYLA İLGİSİ YOK

28 Şubat’ın üst düzey sanıkları açıklamalarıyla devamlı yalpalıyorlar. Dik duramıyorlar. Bunlardan biri de müebbet hapis cezasına çarptırılan Çevik 1. Hazret BÇG’nin Türban yasağı ile ilgisi yok buyurmuşlar. Özellikle de annesinin de türbanlı olduğunu ifade etmesi cibiliyeti ile ilgili bir durum olsa gerek. Mahkeme salonundan bu açıklamalar karşısında yuh sesleri yükselmiş. Yinede ağırbaşlı kibar bir milletiz.28 Şubat’ta binlerce öğrenci türbanlı okumak için yurt dışına gitti. O dönemin Cumhurbaşkanı Demirel bu ülkenin kanunları var Türbanla okumak isteyenler Suudi Arabistan’a gitsin demişti. Demirel binlerce öğrenciye darbe şakşaklığı yaparak zulüm yaptı. Bu zulümlerin kefaretini nasıl ödeyecek acaba?

28 ŞUBAT SANIKLARININ MÜEBBET HAPİS CEZALARI ONANDI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, 28 Şubat davasında yerel mahkemece verilen hükmü hukuka uygun bularak, istinaf istemlerini reddetti. Mahkeme, “Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan 18 sanığa verilen müebbet hapis cezasını hukuka uygun buldu. Daire, müebbet hapis cezasına çarptırılan 18 sanık hakkındaki adli kontrolün devamını da kararlaştırdı. Dairenin buna ilişkin gerekçesinde sanıklara yüklenen suçun niteliği, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil durumu, dosya kapsamındaki bilgi ve belge içeriklerinin dikkate alındığı ifade edildi. Sizce adalet tecelli etti mi?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.