Yazarlar Tayyip Erdoğan operasyonunda son perde

Tayyip Erdoğan operasyonunda son perde!

Cem Küçük
Cem Küçük Gazete Yazarı

Gayet iyi niyetle ve samimi başlayan Gezi Park eylemi ne yazık ki hükümeti düşürme operasyonunun bir parçasına dönüştü. Oradaki eylemcilerin iyi niyetinden, saflığından kimsenin şüphesi yok, olamaz da. Keşke bu eylem iddia edildiği gibi hükümetin icraatlarına dönük bir tepki olsa.

Bugüne kadar hükümete yönelik çok gösteri oldu. Oralarda da polis gaz sıktı, ama iş buraya kadar gelmemişti. Sonra deniliyor ki polis şiddet kullanmasa iş buralara kadar gelmezdi. Bu da tutmayınca eylemciler de birikmişlik duygusu var diyorlar. Yani alkol düzenlemesi, üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesi ve en son Gezi Parkı meselesi bardağı taşırmış.

Peki kimin bardağını taşırmış? Ağırlıklı 20"li yaşlardaki gençler mi bu durumdan şikayetçiler? Hiç sanmıyorum. 20"li yaşlardaki özellikle üniversite öğrencileri her şeye karşı olurlar. O yaşlarda zaten yapı olarak bir muhaliflik duygusu vardır. 20 yaşındaki gencin AK Parti"nin icraatlarını kafasına takacağını hiç sanmıyorum.

Öte yandan Şili"de Salvador Allende"yi devirmek için kullanılan CIA yöntemi tencere tava vurmayı nasıl izah edeceğiz? İstanbul"un genelde laik ve hali vakti yerinde çocuklarının oturduğu semtlerde tencere tava eylemi bana hiç iyi şeyleri çağrıştırmıyor. Star Gazetesi"nden Mustafa Karaalioğlu"nun şu satırları işin özünü anlamamıza çok yardımcı olur: "Başbakana ve hükümetine karşı halkı sokağa dökülenler aynı zamanda Kürt sorununda çözüme de karşıdır, başörtüsüne de karşıdır. Bu durum eylemlerini, demokratik hak sınırının dışına çıkarmaz ama fikri meşruiyetini sorunlu hale getirir. Kendi hayat tarzları için sokağa dökülenlerin sıra başkalarının hayat tarzına gelince kayıtsız ve hatta reaksiyoner oldukları ilginç bir eyleme tanıklık ediyoruz."

Başörtüsünde çözüm için kılı kıpırdamayanlar, Kürt sorununun çözümünde Başbakan"ı hainlikle suçlayanlar hep aynı kozanın etrafındaki kişiler. Bu zümre istediği kadar inkâr etsin bal gibi dine soğuklar. İktidarda dindar bir liderin ve partinin olmasını asla istemiyorlar. Ama bunu açıktan da söyleme cesaretleri yok. Gezi Parkı eyleminde başörtülülere neler yaptıklarına bir bakın.

Türkiye ekonomik anlamda son yılların en parlak dönemlerini yaşıyor. Üçüncü köprü, havaalanı inşaatları, diğer yatırımlar almış başını gidiyor. IMF ülkeden gönderilmiş. Şayet IMF"yle yeni bir anlaşma yapılsa aynı güruh ülkeyi sattılar diyecekti. Tam da bu eylemin hızlandığı günlerde başta ABD"deki neo-con güdümlü Pentagon medyası ( bu medya hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki), Rubert Murdoch"un televizyonları, İsrail güdümlü yazarlar, Esad denilen cani hep birlikte topa giriyorlar. Henri Barkey denilen savaş yanlısı ve tipik bir Müslüman düşmanının yazdıklarından medet umuyorlar.

Hepsinin tek bir dertleri var. Tayyip Erdoğan"dan kurtulmak. Bazı gözü dönmüşler hiç utanmadan Başbakan için diktatör deme cesaretinde bile bulunabiliyorlar. Çünkü Erdoğan faiz lobisini sıfırladığı için, IMF ile anlaşmadığı için, kaynakların önemli bir kısmını halka aktardığı için, savunma sanayiinde 50 milyar Dolar"lık üretimi hedeflediği için neo-con ve şahin Amerika"nın, İsrail"in, Almanya"nın ve bunların içerideki masonik işadamlarının hedefinde. Aklınca bize demokrasi dersi vermek isteyen Almanya orada öldürülen vatandaşlarımız için tek bir doyurucu açıklama yapmıyor. Mahkemelerini Türk gazetecilere kapatıyor. Sonra da özgür basın, hür yargı diyor. İşte biz bu komploları Türkiye"nin yakın tarihinde çok gördük.

Koç Üniversitesi"nin geçtiğimiz Cuma günü sınavları iptal edip, öğrencileri eyleme göndermesi, Hüsnü Özyeğin"in sahip olduğu üniversitenin Gezi Parkı"nda hükümeti eleştirmesi hiç normal değil. Olamaz da.

Ayrıca bu eyleme destekten ziyade savaş ve darbe çığırtkanlığı yapan üçüncü sınıf gazeteciler, hayat boyu İslam"dan nefret etmiş sanatçı ve edebiyatçılar, karısı milletvekili yapılmayan yazarlar, hükümetten yüz bulamayan liberallerin ne umduğunu da iyi hesaba katalım. Hükümetin meşruiyetini sorgulayanlar acaba ne kadar meşrular? Onlara seçilmiş hükümet hakkında laf etme hakkını kim veriyor?

"Kendimi Nazi Almanyası"ndaki Yahudiler gibi hissediyorum" diyenler, New York Times"a, "Tüm ülke çapında bu yaşananları cesurca protesto eden halk, Atatürk "ün mirasını korumaktan gurur duymaktadır" diye ilan verenler, 28 Şubat vari hareketlere girişen Hürriyet gazetesi ve KESK, DİSK gibi sendikalar hükümetin icraatlarına mı tepkililer, yoksa darbe peşindeler mi? Bence ikincisi.

Hükümeti sevmeyebilirsin, nefret edebilirsin. Onunla hesaplaşma yolu 10 ay sonraki seçimlerdir. Ama biliyoruz ki derdiniz bu değil. Çünkü bütün çıkış yollarınız- darbe, cunta, miting- bir işe yaramıyor. Sayın Erdoğan"ı geçmişte devirmek için çok yol denediniz ama işe yaramadı. Erdoğan sizin gözünüzde Müslüman, halktan yana bir lider ve bu hiç hoşunuza gitmiyor.

Son bir not: Hilal Kaplan dün bir öneri de bulundu. Ben biraz daha geliştireyim. Gezi Parkı ve üçüncü köprü adını İstanbul"da, alkol ve eleştirilen diğer konuları Türkiye çapında referanduma götürelim, var mısınız?

Twitter.com/cemkucuk55

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.