Yazarlar Dünyada borç sorunu

Dünyada borç sorunu

Erdal Tanas Karagöl
Erdal Tanas Karagöl Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kovid-19 salgının ekonomiler üzerindeki olumsuz etkisini gidermek için birçok ülke önemli miktarda mali, parasal ve finansal teşvik paketlerini uygulamaya koydular.

Salgın sonrasında ekonomilerde baş gösteren fiyat artışlarının yanında artan kamu borçları da önemli bir sorun halini alıyor. Tabi ki borç sorunu yalnızca düşük ve orta gelirli ülkeler için problem haline gelmiyor. Bu sorun düşük ve orta gelirli ülkelerin yanında küresel piyasalar için de tehlike çanlarının çalmasına neden oluyor.

Dünya Bankası tarafından açıklanan yeni borç istatistikleri de düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borç stoklarının geldiği seviyeyi açık bir şekilde göstermektedir.

DÜNYA BANKASI VERİLERİ NE DİYOR?

Kovid-19 salgını öncesinde düşük ve orta gelirli birçok ülke, yüksek dış borç stoku nedeniyle zaten kırılgan ve savunmasız ekonomilere sahiptiler.

Düşük ve orta gelirli ülkelerin mevcut borçlarının yanında 2020 yılında ekonomilerde yaşanan daralmayla beraber borcun milli gelir içindeki payı ve borç-ihracat oranı da arttı. Salgın sonrasında düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borç stokları 2020'de yüzde 5,3 artarak 8,7 trilyon dolara yükselmiş.

Düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borçlarının GSMH’ye oranı (Çin hariç) 2019’da yüzde 37 iken 2020’de yüzde 42’ye yükselmiş. Bununla birlikte borç-ihracat oranı 2019’da yüzde 126 iken 2020’de yüzde 154’e yükselmiş durumda.

BORÇ STOKUNUN YÜKSELMESİNİN RİSKLERİ

Dış borç stokunun artması ekonomiler üzerinde birçok olumsuzluk meydana getirmektedir. Bu olumsuzlukların başında yüksek borç stokunun anapara ve faiz ödemlerinin arttırması geliyor. Yükselen anapara ve faiz ödemeleri ekonomiler açısından önemli bir sızıntı olduğundan kaynakların ülke dışına çıkması anlamına geliyor.

Diğer yandan, borç stokunun artmasıyla oluşacak ödeme güçlüğü beklentisi uluslararası yatırımcıların ve özel yatırımcıların endişelenmesine neden olur. Çünkü artan borç stokunun yeni vergilerle finanse edileceği öngörüsü uluslararası yatırımcıların ülkeden çıkmasına ve yatırımların ertelenmesine sebep olabilir.

Bu bağlamda yüksek borç miktarı yatırımları olumsuz etkileyerek ekonomik büyüme, kişi başı gelir, gelir dağılımı ve daha birçok makroekonomik ve sosyal göstergeyi olumsuz etkileyecektir.

Bugün birçok fakir ülkenin fakirlikten kurtulamamalarının ve içinde bulundukları yoksulluk döngüsünü kıramamalarının da en önemli sebebi içinde bulundukları borç batağı değil mi?

Her ne kadar Dünya Bankası tarafından fakir ülkelere verilen borçlar belli dönemlerde zorunlu olarak öteleniyor ve borç anapara ve faiz ödemeleri tıraşlanıyor olsa da mevcut borçların sürdürülebilmesi gerçekten çok zor.

BORÇLARIN SÜRDÜRÜLEBİRLİĞİ NEDEN ÖNEMLİ?

Borçların sürdürülebilirliği bir ülkenin borç anapara ve faiz ödemelerini zamanında yapabilmesi anlamına gelmekte.

Bu nedenle, düşük gelirli ülkeler ve gelişmekte olan birçok orta gelirli ülkeler için sürdürülebilir borç seviyeleri oldukça önemli. Çünkü, sürdürülebilir borç seviyeleri, ekonomik iyileşme, kişi başı gelirin artması, yoksulluğun azaltılması ve ülke risk primlerinin düşmesi için hayati önem taşıyor.

En önemlisi de salgının etkisinin halen devam ettiği bu dönemde dış borç stokunun gelecek nesiller üzerinde ağır bir ekonomik yük oluşturması da borçların sürdürülebilirliğinin özen gösterilmesi gereken hayati bir konu olduğunu gösteriyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.