Yazarlar Ekonomide yeni dönemin şifreleri

Ekonomide yeni dönemin şifreleri

Erdal Tanas Karagöl
Erdal Tanas Karagöl Gazete Yazarı

Yeni ekonomi yönetiminin değişimi sonrasında yeni haftada ekonomi gündemi oldukça yoğun olacak. Merkez Bankası PPK toplantısından faiz ile ilgili nasıl bir karar çıkacağı, bu kararın piyasalarda nasıl karşılanacağı ve en önemlisi de faiz kararı sonrasında dolarizasyonun devam edip etmeyeceği izlenecek konular arasında yer alıyor.

ÖNCELİKLİ HEDEF, DOLARİZASYONDAN KURTULMAK

Son dönemlerde ekonomide yaşanan dolarizasyon nedeniyle döviz tevdiat hesapları 2001 krizi sonrasında en yüksek seviyesine çıkarak zirve yaşadı. Döviz mevduatlarının toplam mevduat içindeki payı, TL mevduatını geçti.

Tasarrufu olan vatandaşların yatırım aracı olmayan ama Türk Lirası'nın olası değer kaybından korunmak için başta dolar ve euro gibi yabancı paralara yönelmesinin yatırım ortamını olumsuz yönde etkilediği açıktır.

Dolarizasyon; enflasyonun artması, kovid-19 dolayısıyla ekonomilerdeki toparlanmanın yavaşlaması ve belirsizlik ortamı yüzünden meydana geliyorsa önceliğin dolarizasyona neden olan bu sebeplere odaklanmak olduğu tartışma götürmez.

Bu nedenle, ekonominin dolarizasyondan kurtulması gerekiyor. Çünkü dolarizasyonun geçmişte ekonomiye verdiği zararın nelere mal olduğunu gördük.

PİYASALARA VERİLEN YENİ MESAJLAR VE İÇERİK

Geçen hafta ekonomi yönetimindeki değişiklikle beraber verilen mesajların yerine ulaştığı görülüyor. Bir yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti grup konuşmasında ekonomi kurumlarına verdiği açık destek, YASED yöneticileriyle yapılan toplantı ve ekonomi ve hukuk alanında yeni reform yapılacağı açıklaması piyasaya pozitif bir mesaj oldu.

Diğer yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın kurala dayalı işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu vurgusu, kurumların güçlendirilmesi ve kuralların etkili bir biçimde işletilmesine yaptığı hatırlatma çok önemliydi.

Ayrıca, Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın, 19 Kasım’da PPK’nın yapılacağı toplantıya kadar mevcut durum ve beklentiler gözden geçirilerek tüm politika araçları kararlılıkla kullanılacak vurgusu piyasalara güven mesajı olarak algılandı. Bununla beraber, piyasa beklentileri ve Merkez Bankası’nın verdiği kararlar arasında sürpriz olmaması yani piyasanın şaşırtılmaması öne çıkan beklentiler oldu.

Dolayısıyla önümüzdeki dönem hatta günler, hükümetin ve Merkez Bankası’nın verdiği mesajların piyasalar tarafından ciddi bir şekilde takip edileceği ve yön belirleneceği bir dönem olacaktır.

ŞİMDİ GÖZLER DAHA SOMUT ADIMLARDA

Şu bir gerçek ki, Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi şimdi de uluslararası sermayeye çok ama çok ihtiyacı var.

Türkiye ihtiyacı olduğu sermayeyi ya yüksek faizlerden borçlanacak ya da ekonomi ve hukuk alanında atılacak güven verici adımlarla ülkeye sermaye girişi ile yurtdışından sağlanacak. Borçlanma çare olmadığına göre ülkeye sermaye girişi sağlayacak adımların atılmasının tek alternatif olduğu açık.

Türkiye geçmişte önemli miktarda portföy yatırımlarını çektiği gibi doğrudan yabancı yatırımları da çekti.

Türkiye, doğrudan yabancı yatırımlar ile ilgili düzenlemenin yapıldığı 1954 yılından 2002 yılına kadar yani yaklaşık 50 yılda ülkeye 18 milyar doların altında doğrudan yabancı yatırım çekerken, güven verici adımlarla sadece 2006 yılında 20 milyar dolar ve 2007 yılında 22 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekti..

Bu nedenle Türkiye, uluslararası sermaye için yeniden cazibe merkezi olabilir.

Yeter ki sermaye girişinin önündeki her türlü engelleri kaldıracak, uluslararası sermayeyi özendirecek, şeffaf ve öngörülebilir güçlü bir irade olsun.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.