Yazarlar İki kadın iki idam

İki kadın iki idam

Ergün Yıldırım
Ergün Yıldırım Gazete Yazarı

Ne kadar çok idam var çevremizde! Mısır’da binlere varan idamlar gerçekleşti. İran’da adi suçlardan dolayı idam edilenler var her daim. Irak’ta DEAŞ üyesi olduğu için 15 tanesi sadece Türk olan kadın idam edildi. Arabistan’da Sahve hareketinin önemli isimleri ve Şii ulemadan bazı insanlar idam edildi. Ortadoğu’da bir idamlar döneminden geçiyoruz. İsyanlar, darbeler ve savaşlardan sonra bir idamlar geçidiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Özellikle kadınların idamları daha da insanı candan vuruyor. Sisi darbesiyle içeri atılarak idama gönderilen onlarca kadın var. Hamile oldukları anlaşılınca doğumları bekleniyor. Doğar doğmaz da hemen idam ediliyorlar. Bir İhvan mensubu kadın canından bezmiş. Sürekli taciz ve işkenceye uğruyor. Hakime yalvarıyor: “Bana her gün işkence ediliyor. Lütfen beni idam edin de artık kurtulayım”. Düşünün! Bir kadın idamı kurtuluş görüyor. Hakime kendisini idam etmesi için yalvarıyor. Sisi darbe düzeninde kadınlara idam sıradan hale gelmiş durumda.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ergün Yıldırım : İki kadın iki idam
Haber Merkezi 27 Ağustos 2018, Pazartesi Yeni Şafak
İki kadın iki idam yazısının sesli anlatımı ve tüm Ergün Yıldırım yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Darbeciler ve işkenceciler hiçbir ahlak tanımıyor. Ar ve namus adına hiçbir duygu taşımıyorlar. Bağlı oldukları firavunların emirlerini uyguluyorlar arsızca. İnsanlara yaptıkları işkencelerle birlikte onlara idamı kurtuluş haline getiriyorlar.

İdam bir hayalet gibi dolaşıyor Ortadoğu’da. Darbecilerin, diktatörlerin ve gerici rejimlerin ruhundan fışkırıyor. Kadınların idam hikâyeleri insanı altüst ediyor. Çünkü kadınlar namusu, anneliği, masumiyeti ve kırılganlığı temsil ediyor. Kadınlarda idam daha vahşi, daha barbar ve daha şeytani bir pratiğe dönüyor. Özellikle iki kadının idam hikâyesinde bunu daha berrak ve daha acı hissediyoruz. İdam yüzünü bize en berbat biçimde gösteriyor.

Birinci kadın Isra el-Ghomgham. Suudi Arabistan’ın Şii bölgesinde çeşitli protestolara katılmış. Hükümeti Şiilere karşı ayırımcılık yapmakla suçlayan protestolar bunlar. Suud rejimi ise onu rejime karşı protestolara katılmak, sosyal medyayı seferber etmek, halkı kışkırtmak, yayınlar basmak ve rejim düşmanlığı yapmakla suçluyor. Ne kadar çok suç sıralanıyor. Aslında hepsini bir araya getirseniz hükümetin Şiilere yönelik ayırımcı politikalarını eleştiren protestolar sadece. Oysa aynı Suud hükümeti Muhammed B. Selman önderliğinde ılımlı İslam adıyla açılımlarda bulunarak kadınlara özgürlük vadetmiyor mu? Dünya Arap Kadın Forumu’nu Arabistan’da düzenliyor, kadınlara araba sürme serbestliğini getiriyor, kadınların sinemaya gitmesine ve oyunlara katılmasına onay veriyor. İsra el-Ghomgham ve onunla beraber altı kadın ise şimdi idamla yargılanıyor. Muhammed B. Selman’ın inşaya yöneldiği düzende kadına özgürlük sadece ABD kültürüne ve kapitalizme uyum için olsa gerek. Tüketim ve eğlence serbestliği bunlar. Gerçekte ihtiyaç duyulan haklar için ise kadın ağzını bile kıpırdatamıyor.

İdam hikâyesinde bizi candan vuran başka bir kadın, Sisi diktatörünün Mısır’ında geçiyor. Daha iki gün önce idama giden bir kadının hikâyesi bu. İdama giden meçhul kadın! Üzerinde beyaz idam elbisesi, sağ elinde kelepçeler ve sol eliyle çocuğunu bütün varlığıyla kucaklayan bir anne. Dünya bu görüntüyle insana zalimliğini hissettiriyor! Diktatörlüğün ve adaletsizliğin zalimliğinden yansıyan bir fotoğraf. İdama giden meçhul kadının hepimize suçluluğumuzu hatırlatan duruşu var. Müslüman dünyada adalet yoksunluğunun, hak yoksunluğunun sıradanlığını hatırlatan bir duruş bu. Zalimliğin ve darbeciliğin sıradanlığını hatırlatan duruş... ABD ve İsrail’in Müslümanlara on yıllardan beri sunduğu düzeni hatırlatan duruş... ABD ve İsrail düzeninin bizi çaresizliğe boğmak için önümüze koyduğu fotoğraf! Sanki bu idamlar sadece bu fotoğraflar çekilsin diye yapılıyor! Bu fotoğraflar Müslüman dünyaya yayılsın, onlara ders olsun. Düzenlerine karşı çıkanların, hesap soranların, meydan okuyanların ve direnenlerin akıbetleri bilinçlere kazınsın böylece.

İki kadının idamı iki rejimin, iki zihniyetin ve iki aktörün zalimliğini anlatıyor. Şii ya da Sünni, Vehhabi ya da Selefi fark etmiyor. Mısırlı ya da Arabistanlı olması da. Zalimlik ve adaletsizlik coğrafya, ırk ve mezhepler ötesi bir karabasan. Zulüm, karanlık evrenselliğini bütün dehşetiyle etrafa yayıyor. Ne mezhep, ne ırk ne de ülke sınırını tanıyor. Bu karanlık ruhtan kurtulmanın yolu aydınlık adalet ruhudur. Bu ruhun mezhep ve ırkı aşan evrensel yüzünü keşfettiğimiz zaman diktatörlerin idam sehpalarında yükselen karanlık ruhları yok olup gidecektir. Her bir iman bu lanetli hayalete karşı nefret, kin ve direniş duygusu taşıdığı gün, kadınlarımızı firavunların idam sehpalarına göndermeye cesaret edemeyecekler. Türkiye, bu aydınlık adalet ruhunun aktörlüğünü yaptığında “yapıcı umut” olmaya devam edecek.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.