Yazarlar Namus nomostur, işgal edilemez

Namus nomostur, işgal edilemez

Ergün Yıldırım
Ergün Yıldırım Gazete Yazarı

Feminist, sol ve laikçi cenahın kültürel taarruzu altındayız. Hemen her gün bir anlam dünyamıza saldırı yapılıyor. İthal ideolojilerle kültür surlarımıza saldırıyorlar. Batı ideolojilerinden yaptıkları ezberler ve inandıkları kelimelerle hücum ediyorlar. Zerre kadar düşünmeye tenezzül etmeyen kibirli bir güruh yapıyor bunu. Kendisini mutlak doğru, ileri ve aydın gören bir aptallık durumu. Bu aptallıktan görünen ötekiler ise meczup, gerici, yobaz. Bütün bir kültür varlığımız karikatürize ediliyor. Barbarlara indirgeniyoruz. Ters yüz ediliyoruz. Cücelere, cadılara, karanlık mahzenlerde gezen varlıklardan müteşekkil bir menkıbenin içine yerleştiriliyoruz. Çarpılmış bilinçlerinden üretilen bir dünyanın içine konumlandırılıyoruz. Artık oradan görünen ve oradan algılanan bir varlığız.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ergün Yıldırım : Namus nomostur, işgal edilemez
Haber Merkezi 23 Haziran 2019, Pazar Yeni Şafak
Namus nomostur, işgal edilemez yazısının sesli anlatımı ve tüm Ergün Yıldırım yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Kültürümüz sarsıldığında ve yerinden edildiğinde anlamımızı kaybederiz. Hiçleşiriz. İnsan olma hakikatimiz buharlaşır. Başka anlamlara, başka hakikatlere, başka ideolojilere imreniriz. Batı kültürüne imrenen maymunlar sürüsüne biz de katılırız. Kibirli olanlar ise bu sürüye daha kolay efendilik yapar. Varlığını, anlamını ona borçlu hisseder. Hatta daha iyi bir sürü üyesi olmak için yarışıp dururuz. Hakikatini kaybeden bir millet, başka milletlerin hakikatinin eşit üyeleri olmaz. Ancak onların hakikatlerinin kölesi olur. Bize kibirle kültürel saldırılarda bulunanlar bunu yapıyor.

Namusumuza dil uzatıyorlar. Bir kültürel kodun asırlardır anlamını, çoğulluğunu ve çeşitliliğini içinde taşıyan namus. Nomos olan namus. Cebrail’in vasıflandırıldığı namus. (Namus-u Ekber. Yani Allah’tan aldığını temiz, bakir ve bir şey karıştırmadan taşıyan). Mahremiyet kültürünün anlam bagajını içinde taşıyan namus. Masumiyeti ve bekareti, temizliği ve güzelliği, saygınlık ve yüceliği imgeleyen namus. Büyük saldırı, anlamın üzerine kurulduğu nomos’a (namusa) yapılıyor. Tesadüf değil bu. Çünkü hakikatin anlam çekirdeğini parçaladığınızda gerisi gelir. Cinselliğin saygınlığını, meşruiyetini, norm ve sınırlarını, kadının anlamsal temelini buharlaştırır. Bunlar sarsılınca hakikat de sarsılır. Toplumun üzerine kurulduğu anlam hakikati parçalanır. Bu nedenle “namus, kadına şiddetin ideolojisine” indirgenir. Namus, “kadın cinayetlerine indirgenir”. Namus, “bir et parçasına” indirgenir. Namus, tenle özdeşleşir. Kadın bedenine ve kadın bedenine yönelen erkek şiddetinin davranışlarına hapsedilir. Sonra da ona her çeşit saldırı meşru hale gelir. Vurun abalıya! Vurun kahpeye! Nasıl bir ters yüz etme sanatı bu! Yüzyıldır adım adım ilerleyerek şimdi sele dönüşerek coşuyor ve etrafını yıkıp geçiyor. Sel baskını içindeki çamurlar, taşlar ve tazyiklerle ayıp ve günah değerlerini silip süpürüyor.

Daha 30 yıl önce bütün Türk filmlerinde namus, uğrunda ölünendi. Uğrunda yaşanandı. Gözü gibi bakılandı. Bir kız ya da bir hatun namusunu her şeyden daha fazla önemserdi. Ona büyük saygı duyardı. Namus, nomostu. O bozuldu mu hayatın anlamı giderdi. O nedenle yıkılırdı. Ya kendini öldürür ya da kayıplara karışırdı. Türk toplumunda namusun anlam değerini koruduğu yıllardı. Biz bu anlamlarla hayatların anlattığı o güzel filmler önünde kimi kez öfkelenir, kimi kez ağlar, kimi kez hüzünlenirdik. Toplumun hakikatini anlatan ve terennüm eden bu filmler, aslında bizi de anlatırlardı. Bir erkeğin ilk anlamı, namusuna sahip çıkmak. Namusu için yaşamak. Bütün erkeklere kudretli bir ben kimliği sağlar bu. Aşkla, saygıyla, şerefle bütünleşen kadın. Uğrunda yaşanacak ve ölünecek bir anlamsal kadın. Tensel değil, tinsel olan kadın.

Aile, namustur. Yani nomos. Ailenin üzerine kurulduğu norm, sınırlar, değerler demek. Ailesinin namusunu kollamak ve gözlemek ailesinin sınırlarını ve surlarını korumaktır. Bugün ailenin yaşadığı bozulmanın temelinde namusunun kaybı gelir. Şair, vatanı korumayı vatanın namus bekçiliğiyle özdeşleştirir: “Değmesin göğsümüze namahrem eli”. Akif’ten ve İstiklal Marşı’ndan bahsediyorum. Namussuz insanın eli göğsümüze değmesin. Kimdir bu namus ve namussuz? Namus, vatandır, vatanın göğsüdür. Namussuz ise buna göz diken emperyalizmdir, batıcı işgallerdir. Namus’un ne kadar da geniş bir anlam dünyası var! Din, kadın, aile, vatan… Bu kavrama savaş açanlar, kültürümüzün nomos’una saldırıyorlar. Kültür işgalcileri!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.