|
İş dünyası teslim alınmak isteniyor: LGBT dayatmasına boyun eğmeyene kredi vermeyecekler!
LGBT örgütlerinin Türkiye’deki yapılanmasına yönelik elime çok çarpıcı çalışma raporları, alınan kararlar ve davet mektupları geçti. Günlerce okudum. Kaynaklarımdan teyitler ve yeni bilgiler istedim. Sordukça, analiz ettikçe şunu net bir şekilde anladım:
Türkiye’de görünen, zaman zaman sokaklara inen LGBT örgütleri buz dağının görünen kısmıymış.
Maruz kaldığımız eşcinsellik propagandası aslında kamuoyunu oyalama, tartıştırma ve gündem oluşturma işlevi görüyormuş
. Buz dağının görünmeyen kısmında ise “iş dünyasına özel” bir ekosistem inşa ediliyor.
LGBT propagandası artık dünyada dayatma aşamasına geçti ve Türkiye’nin dev markaları da diz çökertilmek isteniyor. Öyle ki holding patronları eşcinsel personel çalıştırmayı taahhüt etmezlerse kredi kullanamama tehdidi ile karşı karşıyalar.

Uzatmadan detaylara geçiyorum.

LGBT dayatmasının arkasında Birleşmiş Milletler var. Şirketleri LGBT ekosistemine dahil etme sürecini ise
BM’nin ‘Global Compact’ adı verilen iş dünyası örgütlenmesi yürütüyor.
BM politikalarının iş dünyasında uygulanmasına öncülük eden Global Compact 160 ülkede faaliyet gösteriyor. Dünya genelinde 15 bin şirket bu çatı kuruluşun üyesi.
Global Compact Network Türkiye
(GCNT)’de ise çoğunluğu
TÜSİAD’a mensup 383 holding ve şirket bulunuyor.
GCNT, 2020 yılında, “İş Dünyasında Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Rehberi” başlıklı bir doküman yayınladı ve faaliyet alanlarına,
“LGBTI+ Bireylerin İnsan Haklarının Tesisi”
başlığını da ekledi. Faaliyet raporına her ne kadar; engellilerin iş hayatına dahil edilmesi ve mültecilerin güvenceli istihdamı başlıkları eklense de dokümanın odağında LGBT yer aldı. Raporda LGBT ifadesi 204 kez geçerken, mülteciler 23, engelliler ise 90 kez geçiyor. Belirlenen yeni faaliyet alanları için de çalışma grubu oluşturulmuş.

Bu rehberi, Global Compact Türkiye’nin herkese açık web sayfasından indirip okuyabilirsiniz. Ben size satır aralarından aktaracağım.

“Rehber”in önsözündeki; “
Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Çalışma Grubu, Global Compact’in
Türkiye’deki imzacılarının “Çeşitlilik ve Kapsayıcılık” konularında operasyonlarında ve etki alanlarında (değer zincirlerinde) olumlu adımlar atmalarını sağlayacak politika,
uygulama ve öğrenme platformlarını sunar ve bu konuda kamu- sivil toplum- özel sektör işbirliğiyle kamuoyunda farkındalık yaratarak iş dünyasına tam ve başarılı biçimde entegre edilmesi için çalışır”
cümlesi aslında meseleyi hem özetliyor hem de iş dünyasına tehditvari talimat veriyor. Bu cümle; LGBT propaganda ve dayatmasının iş dünyasının kapısına dayandığını;
“etik kodları” LGBT dayatması ile şekillendirme adına atılan, atılacak adımları gösteriyor.

Nereden mi çıkarıyorum?

Bu rehberdeki yönergeler sadece ilgili şirketler ile sınırlı kalmayacak. Etki alanları ve değer zincirlerinde; iş yaptıkları diğer firmaların da bu rehberdeki hususları tam ve başarılı biçimde entegre etmesi hedefleniyor.
“Operasyonlarında ve değer zincirlerinde çeşitlilik”
demek, tüm bayilerin, tedarikçilerin mecbur bırakılacağının da ilanı. Mesela şirketler
mal aldığı ve sattığı firmalara da LGBT dayatması yapabilecek.
Çalışmalar bununla da sınırlı değil. Kamu, özel sektör ve STK işbirliği ile kamuoyunda farkındalık oluşturulması için çalışılacağı da ifade ediliyor. Çalışmaların odağında ise
“toplumsal cinsiyet” ve “cinsel yönelim”
kavramları var. Bu kavramlar
İstanbul Sözleşmesi’nde de
yer alıyordu.
Global Compact Türkiye’nin uygulamalara ilişkin dokümanında ise
açıkça LGBT’lilerin hakları konusunda hangi firmanın hangi derneklerle işbirliği yaptığı belirtiliyor.
Bu derneklerin bazılarının yurt dışından nasıl fonlandığına ilişkin haberleri hatırlayın. Doküman gösteriyor ki; 2020 yılında
“rehber” ile başlayan süreçte “uygulama” aşamasına geçilmiş ve iş dünyasına nüfuz etmeye başlanmış.
Peki neleri uygulamaya koyacaklar? Yukarıdan başlatılan mayalama süreci aşağıya doğru sirayet edecek şekilde yürütülüyor. Deloitte, PWC gibi önde gelen uluslararası danışmanlık firmaları bu konuda raporlar yayınlamaya başladılar bile.
Global Compact Türkiye’nin
üyesi olan şirketlere Mayıs ayında sirküle edilen bir yazı ile konunun geldiği noktayı görmek mümkün. Yapılan atölye çalışmaları neticesind
e “LGBT’li çalışanlar için partner sigortası”, “bankaların şirketlere finansman önkoşulu olarak eklenmesi”
ve
“konu hakkında lobicilik ve savunuculuk faaliyetlerinin artırılması”
başta olmak üzere pek çok öneri ve tespit yapılmış.
Dayatılan bu önerileri Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD), “2021-2025 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi” dokümanı ile bir arada değerlendirmek gerekiyor. EBRD’nin istişareye açtığı taslaktaki
“LGBTI iş gücüne yönelik tedbirler alan müşterilerin sayısı”
ifadesi dikkat çekiyor. İş dünyasının; etik kodların yeniden tanımlanması ve finansmana erişim koşullarının belirlenmesi üzerinden LGBT dayatmasına maruz kaldığı görülüyor. Bugün teşvik mahiyetinde takdim edilen “etik kodları” benimsemeyenler, yarın tecrit politikalarına muhatap olacaklar. Şirketlere “
Bunlara uymazsan benimle iş yapamazsın. Kredi alamazsın”
denilecek.
Türkiye’de LGBT dayatmasına karşı toplumda bir direnç var. Diziler, filmler, sosyal medya platformlar ve son olarak çizgi filmlere kadar giren eşcinsellik propagandası ve teşvikine tepki gün geçtikçe büyüyor. İş dünyası ise kuşatma ile karşı karşıya. Türkiye’deki küresel markalar, sanayi kuruluşları, patronlar, CEO’lar bugün bu baskıya direnç göstermezlerse eğer, çok değil birkaç yıl içinde sermayelerini LGBT ideolojisine teslim etmek zorunda kalacaklar. TÜSİAD, Global Compact üzerinden bu yolu açmış durumda. Bu zamana kadar yapılan atölye çalışmaları, alınan tavsiye kararları ve pilot uygulamalar ilk defa
CEO’lar seviyesinde önümüzdeki Ekim ve Kasım aylarında Gezi Parkı’ndaki Divan Otel’de masaya yatırılacak.

Türkiye’nin kültürel kodlarına bağlı sanayici ve iş adamları dernekleri, iş dünyasının kapısına dayanan büyük tehlikeye karşı harekete geçmezse eğer LGBT dayatmasında geri dönülmez bir yola girileceği aşikar.

#LGBT
#TÜSİAD
#Global Compact Türkiye
2 yıl önce
İş dünyası teslim alınmak isteniyor: LGBT dayatmasına boyun eğmeyene kredi vermeyecekler!
Mehmet Ali Kışlalı: Vahim bir durum
"Demokrasi" kelimesi keşke Türkçe olsaydı!.
Katilin adı Siyonazist ABD-İsraili’dir
Sükût ‘bazen’ altındır…
Sıkılaştırmanın sonuçları verilere yansıyor ama riskler de var