|
Yazarlar

Kimler bu cinayetin failleri?

04:00 . 2/12/2022 Cuma

Ersin Çelik

1982 Kocaeli doğumlu. Aslen Erzurumlu. Orta öğrenimini İzmit ve İstanbul imam hatip okullarında tamamladı. Bartın Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu. Gazeteciliğe 2005 yılında Gerçek Hayat dergisinde başladı. Haber7.com'da beş yıl editörlük yaptı. 2012 yılından beri Yeni Şafak'ta İnternet Yazı İşleri Müdürü. Gazeteci Nuriye Çakmak Çelik ile evli.

Ersin Çelik
Korkunç haber önüme düştüğünde kendi kendime şunları sordum;
12 yaşındaki bir kız çocuğu nasıl cinayet işler?
Bu cesareti nereden bulur? Yolunu yordamı kimden öğrenir?

Cümlesini kurmak, yazmak, dile getirmek, birine haber vermek bile insanı kahrediyor.

Olması gerektiği gibi yayın yasağı getirildi. Ancak ortada planlı ve vahşice işlenmiş bir cinayet var. 12 yaşındaki bir çocuk, 12 yaşındaki sınıf arkadaşının canına kıydı. “Nasıl olur” diye diye okudum sosyal medyadaki yorumları.

Ortak bir kanaat var. Bir eleştiri. Toplumsal yüzleşme de diyebiliriz. Çocuklarımızın zihin dünyaları, çocukluklarını yaşayamayacakları kadar kirletildi. Çocukların zihinleri kötülüklerle besleniyor artık.

Kaynağın tam olarak nereler olduğunu herkes, hepimiz çok iyi biliyoruz. Çünkü her şey gözlerimizin önüne oluyor.
Sosyal medya
tüm sınırları zorlamanın ötesine geçti.
Dijital emperyalizm
ve
dijital kapitalizm
in güç birliği; fikri, düşünceyi, geleneği, örfü, ideoloji ve de cinsiyeti yok etmeye doğru hızla ilerliyor. Milletlerin, kültürlerin, devletlerin, anayasaların ve hukukun üstünde olan bir ekosistem inşa edildi. Sosyal medyanın “
sınırsız özgürlük
” sihrine kapılan biz kullanıcılar sosyal medya platformlarının aslında su katılmamış diktatörler olduğu gerçeğiyle yüzleştiğimiz zamanlardayız belki de. Bu seviyeye geldiysek ve böyle bir aydınlanma yaşayacaksak eğer bu dipsiz kuyudan çıkışın bir yolu da vardır.

12 yaşında bir kız çocuğu, sınıf arkadaşı başka bir kızın canını aldı. Daha seksek oynama çağındaki bu çocuk işlediği cinayetin tüm o korkunç aşamalarını evinde, sokakta ve hele hele arkadaşlarından öğrenmiş olamaz. Bu şiddetin, bu vahşetin mutlaka bir veya daha fazla kaynağı var.

Sosyal medya, örneğin
TikTok
olağan şüpheli gibi duruyor. Çünkü “
akran zorbalığı
” adı verilen şiddet biçimi sosyal medya ile daha görünür oldu. Araştırmalarda da ortaya çıktı, çocuklar TikTok’ta izledikleri şiddet videolarından sonra özellikle okuldaki yaşıtlarına karşı zorbalık yapmaya başlamışlar. Son yıllarda ise ciddi bir artış var.

Fakat bu cinayetin tek sebebi TikTok’taki seviyesiz videolar olamaz. Öncesinde sınıf ortamında bir akran zorbalığı var. Ancak bir çocuğun evinden getirdiği ekmek bıçağıyla arkadaşını öldürmesinin arkasında başka nedenler de aramak gerekiyor.

Çok sayıda kullanıcı geçtiğimiz yaz ayında iki televizyon kanalında yayınlanan ve benim de
dikkat çekmişti.
Star
televizyonunun yayınladığı ‘
Duy Beni
’ ve
Fox TV
’de ekrana gelen ‘
Tozlu Yaka
’ isimli dizilerden bahsediyorum. Her ikisi de okullarda geçiyordu. Mesela Duy Beni adlı dizinin ilk bölümünde okuldaki kız öğrenciler başka bir kız öğrenciye şiddetin her türlüsünü uyguluyorlardı. Dizide
cinayet, şiddet, taciz, akran zorbalığı, tehdit, şantaj, intihara teşebbüs, intihara özendirme ve aileye başkaldırma
ya kadar her türlü olay yaşanıyordu.

FOX TV’deki Tozlu Yaka isimli dizide ise okuldaki zengin çocuklar, bir kız öğrenciyi dövüp çatıdan aşağıya atmışlardı. Kız ölmüş ama intihar ettiği söylenmişti.

Bu dizileri yaz boyunca çocuklar izlediler. Anneleri, babaları sosyal medyada isyan etseler de diziler yayınlanmaya devam etti ve çocuklar tüm bu “
ekran zorbalığına
” maruz kaldılar.

Açıkça söyleyeyim, bu köşede yazdım ama kimselerin umurunda olmadı. Bu dizilere ne bir uyarı yapıldı ne de izleyici kitlesi çocuklar olduğu halde pedagojik müdahalede bulunuldu.

Diziler bitti, okullar açıldı,
ekran zorbalığı akran zorbalığına dönüştü
.
Bakın sosyal medya zaten bir büyük bela. Ekranlar ise uygulama merkezi. Çocuklar ve gençler ise bir yapımcının, senaristin, yönetmenin ve televizyon kanalının insafına terkedilmiş durumda. Oysa
ekrana bir okul dizisi gelecekse Milli Eğitim, Aile ve Sosyal Politikalar, Gençlik ve Spor bakanlıklarının mutlaka söz hakkı olması gerekmez mi?
RTÜK’ün de denetleme görevinden önce bu şartı koşmasını da eklemeliyiz. Yoksa, yazın ekranlara gelen dizilerin daha ağırlarını haberlerden okumaya devam edeceğiz gibi görünüyor. Allah muhafaza…
#TikTok
#Sosyal Medya
#Şiddet
#TV
2 ay önce
default-profile-img
Kimler bu cinayetin failleri?
‘Endişe’nin yerini ‘aferin’ alacak
Türkiye’nin lezzet haritası
Sen yeter ki iste
Büyük kulüp mü, büyük takım mı? 
Biden yönetiminin Netanyahu endişesi