|
Yazarlar

Tam da Reuters’in aradığı muhabirmiş!

04:00 . 25/01/2023 Çarşamba

Ersin Çelik

1982 Kocaeli doğumlu. Aslen Erzurumlu. Orta öğrenimini İzmit ve İstanbul imam hatip okullarında tamamladı. Bartın Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu. Gazeteciliğe 2005 yılında Gerçek Hayat dergisinde başladı. Haber7.com'da beş yıl editörlük yaptı. 2012 yılından beri Yeni Şafak'ta İnternet Yazı İşleri Müdürü. Gazeteci Nuriye Çakmak Çelik ile evli.

Ersin Çelik
Türkiye 20 Ocak gününden beri, ilkokul öğrencisi bir çocuğun “
annem karne hediyesi et aldı
” sözlerini konuşuyor. Habertürk televizyonu muhabiri Fatmanur Boylu’nun karne günü bir kasap dükkânından kotardığı haberde bu küçük çocuğa da mikrofon uzatılmış. Konuşması toplam beş saniye. Haber ise uzun, bir dakika 55 saniye. Konunun aslında karne günü ile alakası yok, Et Süt Kurumu’nun ette fiyat istikrarının sağlanması için aldığı tedbir kararı ele alınıyor. “Annem karne hediyesi et aldı” diyen çocuğun görüntüleri ise Fatmanur Boylu’nun hem et alan müşteriler hem de kasapla yaptığı röportajlardan derlediği bölümde yer alıyor. Sonrası ise yeni bir sosyal medya kaosu!

Et ucuz bir besin değil.
Hiçbir zaman da ucuz olmadı
. Pahalılığı da her daim haber konusudur. Fakat
bir annenin çocuğuna karne hediyesi olarak et alması daha büyük haberdir
. Aynı zamanda siyasetçiler için de kaçırılmaz malzemedir. Hele hele
seçim öncesi, evire çevire kullanılır...

Öyle de oldu. Çocuğun sözlerinin yer aldığı 5 saniyelik kaydı izleyen tüm muhalifler sırayla tweet attı. Çıkıp üst perdeden açıklamalar yaptılar. Muharrem İnce, “
daha acı söz var mı?
” diye sordu. Uğur Dündar, “ç
ok acı, çok!
” dedi. Faik Öztürk,
“ülkeyi yönetenler şunu yiyorlar
” diye menü saydı. Mansur Yavaş “
Ankara’daki çocuklar çok şanslı
” diyerek nasıl et dağıttıklarını anlattı. Sözcü ve Cumhuriyet gazeteleri manşetler attı. Daha neler neler…

Sonra A Haber, Kurtuluş’taki o kasaba gitti ve bir muhabirin ‘
habercilik kumpası
’nın perdesi aralandı. Kasap dükkânını işleten Zafer Kadif, çocuğun ailesinin sürekli müşterileri olduğunu söyledi. Bir
muhabirin beş saniyelik bir kurgu ile ülkeyi nasıl sabote ettiğini ise anne Nihal Güney anlattı
. Nihal Hanım, Fatmanur Boylu’nun oğluna diktesini böyle ifade etti: "
Kendisi eğilerek fısıldayarak çocuğuma, 'annem bana karne hediyesi aldı' dedirtti.
"

Bir muhabir böyle bir yönlendirme yapar mı? Asla! Hiçbir muhabir haber kaynağına “
bana şunu söyle
” diyemez. Düşüncesini, fikrini röportaj yaptığı kişiye telkin dahi edemez. Habertürk gibi merkez medyada konumlanan bir haber kanalının muhabiri hiç yapamaz. Fatmanur Boylu, beş gündür inkâr etse de en temel ilkeyi ihlal etti. Üstelik bir çocuğu kullandı. Özür dileyeceği yerde kumpasını savunmaya devam ediyor. Habertürk ise hem kurumsal olarak özür diledi hem de röportajların ham görüntülerini servis ederek kamuoyunu aydınlattı.

Ham görüntüler mühim. Muhabir Boylu, adının “Ayaz” olduğunu ham kayıtlardan öğrendiğimiz çocuğun yanına diz çökerek şunları söylüyor; “
Ayazcım bana, ‘annem bana karne hediyesi et aldı’ der misin?
” Sonra da “seviyor musun” diye ekliyor.
Çocuk ise “sevmiyorum” diyor.
Fatmanur Boylu bu cevap karşısında biraz bocalıyor. Çocuktan
bir kez daha
“annem bana karne hediyesi bana et aldı” demesini ve karnesini göstermesini istiyor. Çocuk da denilenleri tekrarlıyor. Bu arada et sevmediğini, abilerinin sevdiğini de ekliyor.

Kurgunun arka planı bu kadar net. Zaten Fatmanur Boylu da haberinde çocuğa ikinci kez tekrarlattığı “
cümlesini
” kullanmış. Ham görüntüleri izlerken, muhabir Fatmanur Boylu’nun
haberi zihninde kurgulamış olabileceğini düşündüm
. Çünkü etkisi itibariyle böyle bir sonuç çıkıyor ortaya. Habertürk kanalı
2017’den beri çatısı altında çalışan muhabirinin
ihmal ve kastını tespit etmese iş akdini sonlandırmazdı. Mesela “
muhabirimizin habercilik heyecanı ile böyle bir hata yaptığını tespit ettik
” denilir ve bu şekilde geçiştirilebilirdi. Beş günün sonunda yapılan “çocuğa nasıl konuşacağına ilişkin dikte edici ve yönlendirici nitelikte ön konuşma yaptığı ve çocuğun bu yönlendirme doğrultusunda konuştuğu maalesef tespit edilmiştir” açıklaması
bir art niyetin tespiti aynı zamanda
.
Tam burada
A Haber’i tebrik etmek gerekiyor
. Eğer haberin çekildiği kasap dükkanına gitmeselerdi ve anne ile görüşmeselerdi Fatmanur Boylu kurgu haberiyle bir yerlerden ödül bile alabilirdi. Sosyal medyada alt yapısını oluşturan hayli paylaşım yapılmıştı bile. Ödül verilir miydi peki? Haberin kurgu kısmı öylesine güçlü
politik bir malzeme üretti ki
, bütün
muhalefet partilerinin gündem belirleme güçlerini aştı
. Aday açıklayamama krizinin ortasında can suyu oldu.
Bir “ödülü” mutlaka olurdu.

Bu arada Fatmanur Boylu’nun eski tweetleri de ortaya çıktı. Yaptığı haberden bağımsız olarak bir muhabirin, gazetecinin dışa vuramayacağı biçimde atıp tutmuş kendisi. Cumhurbaşkanı
Erdoğan’dan nefret ettiğini her fırsatta dile getirmiş
mesela. Reuters’in yakın zamanda ilana çıktığı “Erdoğan muhalifi gazeteci” profiline çok uyuyor aslında. Habertürk kanalı haklı olarak iş akdini feshettiğine göre Fatmanur Boylu, Reuters ile görüşebilir. Eski paylaşımları ve yaptığı kurgu haber ona bu yolu açar belki.

Seçim tarihinin netleştiği şu günlerde; iletişim kanalları üzerinden gündemin nasıl sabote edildiğini, milyonlarca insanın beş saniyelik bir yönlendirme röportaj ile nasıl kandırıldığını,
siyasetçilerin nasıl tuzağa düşürüldüğünü ve onların da ne kadar hazırlıklı olduklarını
gördük. Yalan atıldı, kurgu yapıldı ve fıtratına uygun şekilde hızla yayıldı. Gerçekler ortaya çıktı ama biliyoruz ki, aynı hızda karşılık bulmayacak.
Yıllar sonra birilerinden ‘bu ülkede çocuklara karne hediyesi diye et alındı’ cümlesini duymamız işten bile değil
. Habercilik adına utanç verici, fakat başarılı. Neden mi? Çünkü hedefini bulmuş bir manipülasyon olarak kaosu besledi. 14 Mayıs’ta sandığa gidene kadar bakalım daha nelerle karşılaşacağız?
#A Haber
#Reuters
#Fatmanur Boylu
#Habertürk
#Yalan Haber
2 gün önce
default-profile-img
Tam da Reuters’in aradığı muhabirmiş!
Kaybolan o çocuk Ahmet
Davos: Enflasyon, büyüme ve enerji
Dijital uygarlık: Miyoplaşma ve uygar barbarlık
Amerika-Almanya kavgası
NATO faşizmine karşı omuz omuza!