Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Peki efendim
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

Peki efendim…

Faruk Aksoy
Faruk Aksoy Gazete Yazarı

4 Nisan 1953…

NATO tatbikatından dönen Dumlupınar Denizaltısı, Çanakkale Boğazı’ndaki Nara Burnu’nda, gece saat 02.15 sularında İsveç bandıralı Naboland Şilebi ile çarpıştı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Aksoy : Peki efendim…
Haber Merkezi 13 Nisan 2019, Cumartesi Yeni Şafak
Peki efendim… yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Aksoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Kazanın üzerinden dört saat geçti, kimsenin haberi olmadı, gün yavaş yavaş ağarmaya başladı.

Karanlığın karanlığına gömülen Dumlupınar’dan geriye kalan şamandırayı bir balıkçı fark etti.

Balıkçı, motorunu şamandıraya doğru çevirdi, hızla oraya ulaştı, şamandıranın içinde bir telefon ve o telefonun yanında bir not buldu.

Şöyle yazıyordu: “Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun…”

Balıkçı vakit kaybetmeden sahil güvenliğe ve diğer birimlere durumu haber verdi.

Kurtarma ekipleri Dumlupınar’ın battığı yere geldi, şamandıradaki telefon aracılığıyla ilk bağlantı kuruldu.

Endişeli bir ses aşağıya ulaştı…

-Orda mısınız, duyan var mı, beni duyabiliyor musunuz?

-Evet evet, buradayız, duyabiliyoruz, yaşıyoruz.

-Tamam, ben de duyuyorum, merak etmeyin oğlum, sizi kurtaracağız, hepinizi oradan çıkaracağız, dayanın, çok konuşmayın, ışık kullanmayın, sakin olun, hepinizi kurtaracağız…”

Çocuklar umutla beklemeye başladılar.

Aziz vatanın her tarafında… Havasında, karasında, denizinde… Her şartta ve her durumda… Beklemeye söz verdikleri gibi şimdi de kendi canlarını beklemeye başladılar.

Bu konuşmanın üzerinden tam on saat geçti…

Dumlupınar’ın kıç torpido bölümünde sağ kalmayı başaran yirmi iki denizci zifiri karanlıkta, Çanakkale’nin serin sularında sabırla, metanetle kurtarılmayı beklediler.

Kurtaran Gemisi, kazadan on saat sonra gelebildi ve artık gün öğleden sonraya evrilmişti.

Dalgıçlar on bir dalış yaptılar, kurtarma halatlarını Dumlupınar’a bağlamayı denediler; fakat en fazla seksen metre derinliğe inilebildiler.

Bazıları basıncın etkisiyle baygınlık geçirdi, bu şekilde su yüzüne çıkabildi.

Bu arada şamandırayla denizaltı arasındaki halat koptu, dalgıçlar kör dalışı yapmak zorunda kaldı, herkes varını yoğunu ortaya koydu, eldeki bütün imkanlar kullanıldı.

Milli Savunma Bakanlığı’nın kazaya dair yaptığı açıklamalar radyodan tüm yurda duyuruldu, kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi verildi.

Büyük Türk milleti, otuz altı yıl önce olduğu gibi, yine aynı yerden, Çanakkale’den, zaferle dalgalandırdığı sulardan, denizlerin altından, seksen bir kahramanından bir zafer haberi daha bekledi.

Bizim köy de bekledi…

Dumlupınar Denizaltısında görevli, Dnz. Gvrt. Çavuş Veysel Saygılı’dan bir haber bekledi…

Çanakkale’nin serin sularına batan Dumlupınar’ın içinden çıkıp dünya ışığını bir kere daha görmek için çırpınan kahraman çavuşumuzdan bir haber bekledi…

Kurtaran Gemisi ile Dumlupınar Denizaltısı arasındaki son bağlantıda şunlar konuşuldu…

-Alo Dumlu.

-Evet Dumlu.

-Ben Üsteğmen Suat.

-Evet, efendim ben Selami.

-Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat.

-Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.

-Kaç kişisiniz orada?

-Yirmi iki kişiyiz.

-Diğer dairelerle irtibatınız var mı?

- Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.

-Merak etmeyin “Kurtaran” geldi, biz buradayız.

- Efendim manometre 267 kedem gösteriyor, doğru mu?

-Selami, “Kurtaran” geldi, şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.

- Peki efendim.

Gelemedi, kimse gelemedi…

Selami, komutanına “Peki efendim” dedi…

Selami, denizin dibinden, dünyanın dibinden, karanlığın dibinden, duruşunu, askerliğini, adamlığını bozmadan, “Peki efendim” dedi.

Şehit Dnz. Gvrt. Çavuş Veysel Saygılı, köyümüze bir de yetim öğretmen oğul bırakarak, “Peki efendim” dedi.

Seksen bir vatan evladı Çanakkale’den, “Peki efendim” dedi.

Milli Savunma Bakanlığı, yedinci tebliğini yayınladı…

“Çanakkale’de, Nara önünde batan Dumlupınar Denizaltı Gemisi’nde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir” dedi.

Bu tebliğ denizin doksan bir metre dibinde kurtarılmayı bekleyen askerlerimize de iletildi.

Bizimkiler, buna da, “Peki efendim” dedi…

İlk başta, “Konuşmayın, sigara içmeyin, ışık kullanmayın” denilen kahramanlara, “Artık konuşabilirsiniz, sigara içebilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, dua da edebilirsiniz” denildi.

Bizimkiler, buna da “Peki efendim” dedi…

Aşağıdan son bir ses geldi…

“Sizler sağ olun, vatan sağ olsun, peki efendim…”

Belki yolunuz düşer, bizim oralara gidersiniz.

Ne bileyim, Sakarya’dan sapıp kuzeye doğru, denize doğru, Karasu’ya doğru bir seyahate çıkarsınız, bahar yarılandı, yaz geliyor artık, mevsimidir.

Karasu’ya 10 km kala sağ tarafta bir tabela göreceksiniz, Darıçayırı Mahallesi, yazacak.

O köyün, o kasabanın, şimdiki haliyle o mahallenin, Dumlupınar Denizaltısında, “Peki efendim” diyen ilk şehidi…

Dnz. Gvrt. Çavuş Veysel Saygılı’nın ve kahraman arkadaşlarının hatırasına yapılan ve geçen hafta tamamlanan Fatiha Anıtı’nın önünde durup…

Bir Fatiha da siz okuyup, selam verirsiniz belki…

Aşağıdan gelen son sese, “Sizler sağ olun, vatan sağ olsun” sesine kulak verirsiniz belki…

Veysel Çavuşum!..

Ruhun şad olsun…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.