YazarlarAkran düğünü değil akran düğümü

Akran düğünü değil akran düğümü

Fatma Barbarosoğlu
FatmaBarbarosoğluGazete Yazarı

Akşamın dar vakti, elinde bir kağıt, 70 yaşlarında “yurdum insanı bir amca” gelen geçen minibüse adres soruyor. “Sarı şapkalılara bin” diyorlar başka da bir şey demiyorlar.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Fatma Barbarosoğlu : Akran düğünü değil akran düğümü
Haber Merkezi26 Kasım 2017, PazarYeni Şafak
Akran düğünü değil akran düğümü yazısının sesli anlatımı ve tüm Fatma Barbarosoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Helal süt emmiş bir şoför “Gel amca atla içerde bakarız adresine” dedi. Adam minibüse bindi. Ben de bindim.

Kasketli adam elindeki adresi şoföre okuyamadı. “Gözüm seçmedi” dedi. Gözü seçenlerden biri “Şen Düğün salonuna gidecekmiş” dedi.

“O düğün salonunu bilen var mı?”

 Birisi “Migros’un orada” dedi. Hangi Migros?

Birisi dedi ki “Atatürk Caddesi’ndekinin.” Her semtte var bir Atatürk caddesi!

Minibüste kimsenin adresi bilmediğini fark eden kasketli amca “Bir taksiye bineyim dedim ama ne mümkün hepsi dolu geçti” dedi.

“Çok mu bekledin amca?” dedi şoför. “ÇOK”dedi. “Ben yanlış durakta inmişim. Metroda in dediler. İndim de o durak benim varacağım durak değilmiş.”

Şoför teselli niyetine, “Neyse teyze yok yanında sen dayanırsın yola” dedi. “He” dedi kasketli adam. “Gelmedi. Gelmediğine iyi mi etti kötü mü etti Allah bilir gayrı.”

Şoför yaşlı adamın siteminden ters giden bir şey olduğunu hemen anladı. “Kahrından gelmedi ha dedi. Kime küstü peki?”

“Ben” dedi kasketli adam “amcaoğlunun kızının düğününe gidiyorum. Bizim hanım ‘beni adam yerine koymayanı ben hiçbir şey yerine koymam’ dedi. ‘Sakın bana sen de gel diye ısrar etme’ diye de yemin etti.”

“Allah Allah” dedi şoför “hanım teyzeyi bu kadar kızdıracak ne yapmışlar ki!” “Geçen sene bu düğünü olan kızın ağabeyi evlendi.  Oğlan arkadaşını şahit yaptı. Gelin de kendi arkadaşını şahit yaptı. Bütün sülale damdan düşmüş gibi olduk. Biz şimdiye kadar en hörmetli şahit yazılır diye biliyorduk. Gençler ‘bu bizim düğünümüz bizim şahidimiz olacak’ demişler. Hadi onu geçtik. Bu defa kız ‘kına gecemde yaşlı teyzeleri istemiyorum’ demiş. Bizim hanım ona çok alındı. ‘Ne zamandan beri düğün sahipleri yaşa bakar oldu’ diye.

“ Ya amca” dedi şoför “ben seni anladım. Ben de senin yandığın yerden yandım. Amcaoğlunun kalbini kırma. Senin paran geçerken ne diye sözün geçmiyor diye sakın kınama.”

“Yok” dedi kasketli amca. “Kınamam. Her şey insan için.”

Yukarıdaki konuşmayı birkaç arkadaşıma naklettim. Ben şaşırdım ya herkesin şaşırmasını bekliyorum.

Anlattım. Tek bir tepki gelmedi.

“Şaşırmadınız mı?” dedim. “Niye şaşıralım ki ne vakittir böyle” dediler.

“Böyle olan nedir?” dedim. Gençler “düğün bizim düğünümüz biz evleniyorsak bizim dediğimiz olacak, bizim tercihimiz olacak” diyorlarmış. Anne babanın isteği “ama arkadaşların” itirazı üzerinden geri çevriliyormuş.

Çarşamba günü de bahsettim. “Mahalle baskısı”nın  yerine akran baskısı  bütün şiddetiyle geçmiş görünüyor. “Mahalle baskısı”  kişileri kadim değerlere çağırıyordu, “akran baskısı” popüler tüketim kodlarının tahakkümü altında gençleri birbirine ezdiriyor.

 Düğün gününde kendisini yetiştiren büyüklerine saygıda kusur eden bireylerin saygı mesafesini koruyan  aile ortamı inşa etmesi mümkün mü?