Yazarlar Kızlara bebek evi, erkeklere akülü otomobil

Kızlara bebek evi, erkeklere akülü otomobil!

Fatma Barbarosoğlu
Fatma Barbarosoğlu Gazete Yazarı

I-

İsmet Özel o güzelim şiirinde, kar yağan bir gecede dostu uyandırmaktan bahseder. Kar yağıyor diye gecenin bir vakti bir dostu uyandırmayı hiç düşünmedim ama gecenin ya da sabahın bir vakti, bir öykünün ikliminde bir dostu uyandırma isteği duymuşluğum çoktur. En son böyle bir isteği Katherine Mansfield’in “Bebek Evi” öyküsünü okurken yaşadım.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Fatma Barbarosoğlu : Kızlara bebek evi, erkeklere akülü otomobil!
Haber Merkezi 13 Nisan 2018, Cuma Yeni Şafak
Kızlara bebek evi, erkeklere akülü otomobil! yazısının sesli anlatımı ve tüm Fatma Barbarosoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Sabahın o kadar erken bir vakti olmasaydı tam öyküyü okurken N’yi arayıp hani seninle Frankfurt’ta şehir müzesinde uzun uzun baktığımız, bakarken üzerine konuştuğumuz, konuşurken bizi merakla izleyen Almanya doğumlu öğrencilerin hayretini üzerimize çektiğimiz o ev var ya, o bebek evi... Gerçek bir evin birebir uygulandığı minyatür ev...Hani gündelik hayatın bütün nesnelerinin minyatür olarak yer aldığı o bebek evi diye söze girmek isterdim.

1800’lerdeki bir kız çocuğunun böyle bir oyuncak ev karşısında ne hissettiğini konuşmuştuk. Daha doğrusu ben bu evi kızına armağan eden babanın niyetini, maksadını merak ettiğimi söylemiştim de, genç kızlar her obje karşısında bu kadar uzun durup düşünür müsünüz diye sormuşlardı biraz da bıkkın bir hal ile. Sadece babanın niyetini değil, bu niyete kim bilir hangi mesafede duran küçük kız çocuğunun sevincini de bilmek isterdim demiştim hani. Almanya doğumlu öğrenciler gülmüşlerdi. Sen o zaman, benim çalışma alanımın eşya insan ilişkileri olduğunu söyleyerek, merakımı bilimsel bir uğraşın içine yerleştirip, heyecanımı makul hale getirmeye çalışmıştın.

Frankfurt şehir müzesinde dilemiş olduğum dilek işte şimdi karşımda edebi bir metin olarak duruyor diye anlatmak istedim sabah vakti, şafak sökerken.

Katherine Mansfield’nin her öyküsünü okuyuşta evet diyorum Woolf, Mansfield’ı kıskanmakta hiç haksız değil. Çünkü Mansfield öyküsünün inşasını, metnin yer aldığı zamanın atmosferini, psikolojik gerilimi ve sosyolojik zemini o kadar güzel ve doğal bir şekilde, o kadar evrensel bir dil ile akıp giden zamanın içindeki anı zapt ederek yapıyor ki... Romanlarında kurduğu atmosferi, öyküsünde asla kuramamış Woof’un kıskançlığını anlamak mümkün.

İyi bir öykü az zamanda çok şey anlatır, çok şey söyler, çok şey gösterir, duyguların tarihine küçük bir dipnot düşer.

“Bebek Evi” öyküsü çocukluğun tarihine düşülmüş muazzam bir not olarak hiç eskimeden, güncelliğini kaybetmeden zamana direnerek öylece kalacaktır.

II-

Genç ebeveyn çocuklarını akülü bir mini otomobilin içine yerleştirmiş, sahilde dolaşıyor. Bisikletlerin, kaykayların, patenlerin arasında akülü araba herkesin dikkatini çekiyor. Baba mutlu. Anne pek renk vermiyor.

Çocuğun sıkılmış olduğu her halinden belli.

Baba kendi çocukluğunda çok özendiği bir nesneyi çocuğuna alarak, onun dünyasını pembeye boyadığını ve bu pembeliğin ömür boyu süreceğini zannediyor.

Oysa henüz 2-3 yaşlarındaki çocuk o akülü arabadan çıkmak, babasının kucağına tırmanmak, annesinin elinden tutmak istiyor. Arabayı uzaktan kumanda ile hareket ettiren baba, arabaya değil çocuğun yüzüne baksa, elindeki kumandayı bıraksa, minik oğlunu çimenlerin üzerine atsa, çimenlerin üzerinde yuvarlansa oğluyla...

Çocuk nasıl da gülecek.

III-

Aklım akülü arabanın içindeki minik çocukta, yoluma devam ederken bir kız çocuğu ile babasını görüyorum. Kız 8-9 yaşlarında. Babası ihtimal otuzlu yaşlarının son demlerinde. Baba, kızına sek sek öğretmeye çalışıyor. Küçük kız hayatında seksek oynayan birilerini hiç görmemiş. Babasının anlattığından hiçbir şey anlamıyor. Çözemediği cebir probleminden onu kurtarırım belki diye umutla bana bakıyor.

Kör, sağır ve dilsiz olarak geçip gidiyorum yanlarından.

Görünüşte elbette. Yoksa küçük kıza bakarken, küçük kızını oyalamaya çalışan babaya bakarken, kalbimin üzerine bir yük oturdu. O yük oradan ne zaman kalkar? Bir gün onların bende kalan duygusunu bir öykünün satırlarında nefes almasını sağladığım zaman belki...

IV-

Çocuklar, ebeveynler, oyuncaklar, oyunlar.

Oyunlar ve oyuncaklar çocuktan çocuğa bir köprü bir bağ oluşturuyorsa kıymetli. Çocuk ile nesne arasında kurulan bağ çoğu zaman çocukların çocukluğuna yük.

Bu yükü en iyi anlatan atmosfer elbette bir öykünün atmosferi.

Bu kadar sözünü ettikten sonra sizleri K.Mansfield’in “Bebek Evi” öyküsü ile buluşturmam farz oldu. Buyurun:

http://fatmabarbarosoglu.com/b...

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.