|
"Dinci" demeleri gerçekleri değiştirmiyor

Amerika''da, daha adından kilise bağını ilân eden uluslararası bir gazete olduğunu biliyor muydunuz? ''Hıristiyan'' olduğunu adından ilân etmesine, arkasında Mary Baker Eddy adlı bir kadının kurucusu olduğu The First Church of Christ, Scientist kilisesi bulunmasına rağmen, 1907 yılından beri çıkan ''itibarlı'' The Christian Science Monitor (CSM) gazetesine, ''dinci gazete'' demek ABD''de kimsenin aklından geçmiyor...

Türkiye''de, bir süredir, gazeteler arasında ayrımcılığı bizzat gazeteciler yapıyor. Bunlara göre, sözgelimi Yeni Şafak ''dinci gazete''; buradan hareketle, bu gazetede dile getirilen görüşlere kulak verilmemesi isteniyor. 28 Şubat''ın karanlık günlerinde, o dönemin güç sahiplerine ayrımcı uygulama başlatma aklını verenlerin ortalıkta ''gazeteci'' gibi dolaşanlar olduğunu sonradan yapılan ifşaatlar açığa vurdu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''in onayını bekleyen yeni RTÜK Yasası''na gizlenmiş basın özgürlüğünü kısıtlayan maddeler, bu tiplere bakılırsa, sadece bizleri ilgilendiriyor. Hiç utanmadan, "Dinci basın maskeli uygulamadan yana" gibi gerçeklere taban tabana ters yazılar yazabiliyorlar...

Türkiye''de dindarların medya alanına ilgi duyması bir zorunluluk sonucu ortaya çıktı. Son bir kaç yılda en azmış biçimine tanık olunan rencide edici yayınlarla karşılaşılmasaydı, inançlı insanlar da, evrensel duyarlığa sahip gazetecilerin çıkardığı genel yayın organlarını okumaya devam edeceklerdi. Mary Baker Eddy''yi durduk yerde CSM''yi çıkarmaya yönlendiren de, New York World (NYW) adlı gazetenin ilkesiz saldırıları olmuştu. NYW, çocukları ve bazı yakınlarıyla elele, 86 yaşındaki Eddy''nin aklî ehliyeti olmadığını ileri sürmüş ve kilisesi ile malvarlığına el konulmasını istemişti. Bir dinî cemaat lideri olan yaşlı kadın, sonradan dünyanın en itibarlı gazeteleri arasına girecek CSM''u bu saldırıları savuşturmak üzere kurdu.

"Hıristiyan cemaatlere can kurban" diyecekleri önceden uyarayım: CSM gazetesini çıkartan Bn. Eddy''nin kurucusu olduğu dinî cemaat, Türkiye''de yaygın ölçülere göre, bayağı ''bağnaz''; Eddy, bağlılarına hastalandıklarında ilâç kullanmayı yasak etmekte çünkü. Rahatsızlık duyduğunda okuyunca şifa bulduğunu hissettiği İncil âyetlerini hastalıklara göre tasnif etmiş Eddy; bağlıları bugün de doktora gitmek yerine o âyetleri okuyarak iyileşmeyi bekliyorlar... Gazete, bağlı olduğu cemaatin görüşlerini bir sayfasında yansıtıyor. Bu durum, cemaatin inanç esaslarını eleştiren insanları dahi, cemaatin çıkardığı gazeteyi ''dinci'' diye küçümsemeye sevk etmiyor... Türkiye temsilcisi Sami Kohen olan CSM''da çok saygın gazeteciler çalışıyor, çalışanların kilise ile bağları olması gerekmiyor; gazete ve çalışanları ''evrensel basın ilkeleri'' etrafında faaliyet gösteriyorlar...

Türkiye''de, bugün, büyük hatlarıyla ''tek sesli ve tek görüntülü'' bir medya egemenliği söz konusu; okurları ve izleyicileri incir kabuğunu doldurmayan konularla meşgul ediyor, ülkenin bugününü ve geleceğini derinden etkileyen gelişmeleri görmezden gelebiliyor medya. Bugün evlerde konuşulan konuların çoğu, o evlere giren gazetelerin sayfalarına yansımıyor; gerçekler, ''dinci gazete'' veya ''dinci televizyon'' diye yaftalanarak etkisi azaltılmak istenen yayın organlarından fısıltı gazetesine intikal ederek insanlara ulaşıyor. ''Tekçi medya''ya kalsa, halkın temel konulardan haberi olmayacak...

Halkın haber alma hakkını kullanmasına yardımcı olan yayın organlarını ''dinci'' diye yaftalamak, gerçeklerin yaygınlaşmasını önlemek için bulunan şer yöntemlerden biri... Türkiye gibi en az 100 yıldır ''din'' öcüsü ile hizaya sokulmaya alışmış insanların yaşadığı bir ülkede, ''dinci'' yaftası, hiç değilse bazı çevreler üzerinde etkili olabiliyor...

Son kampanya, patronlarını kârunlaştırıp onların gölgesinde kendilerine de pay düşeceği hesabını yapan tiplerin girişimiyle RTÜK Yasası üzerine başlatıldı. Etkilemeye çalıştıkları bir tek kişi var: Cumhurbaşkanı Sezer... Bir yandan, "Yasaya sadece FP karşı, Çankaya''ya protesto mesajlarını FP''liler çekiyor" diye haber yapıyorlar, bir yandan da bizlerin ''gölgeli patron düzeni'' istediğimiz yâvesiyle karşımıza çıkıyorlar. Oysa, yasa veto yiyince çok kötü duruma düşeceklerini bile bile, patronlarını gizlediklerini, tam yedi yıl boyunca maskeli sahiplik düzeni uyguladıklarını itiraf eden kendileri...

Biz, ''dinci'' olduğumuzdan değil, halkın haber alma özgürlüğünü engellediğini ve Türk medyasını bir-kaç patron ile yamağının insafına terk edeceğini bildiğimiz için RTÜK Yasası''na karşıyız.

Hayatı boyunca hukukun üstünlüğü idealine hizmet etmiş, demokratik yolların tıkanmasını felâket bilmiş bir hukuk adamı olan Cumhurbaşkanı Sezer ile bu noktada birleşmemizden daha doğal bir şey olamaz.

23 yıl önce
"Dinci" demeleri gerçekleri değiştirmiyor
Doğu Türkistan’a da baksak, göreceğimiz şey
Madalyonun öbür yüzü
Tohum, “Biden’ı vuran” kurşun ve küresel sistem hatası…
Geleceğin patronu sensin
Konut sektörünü bekleyen tehlike ne?