Yazarlar Cansız hayaller

Cansız hayaller

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı

Bazı fotoğraflarda gözlerimizin kapalı çıkması, ne yalan söyleyeyim beni fena halde işkillendiriyor!

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Gökhan Özcan : Cansız hayaller
Haber Merkezi 02 Temmuz 2018, Pazartesi Yeni Şafak
Cansız hayaller yazısının sesli anlatımı ve tüm Gökhan Özcan yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Mahşer günü, dünya hayatında ne ile meşgul olduğumuzu sual ederken sadece kendi ‘selfie’lerimizi koysalar önümüze, hangimiz için izahı ne kadar kabil olur, düşünmek gerek bunu!

Aslında her anını fotoğraflayarak kendi dramatik eskimesinin tarihini tutuyor bütün insanlar!

“İnsan” dedi beyaz saçlı adam, “sırf aleyhine delil biriktirmek için ne teknolojiler icat etti!”

Özçekim daha önce bulunmuş olsaydı, insanoğlu yerçekiminin farkına varır mıydı, emin değilim!

“Dünyamız, aynadaki buğu gibi ilahî hakikatin ters bir imajıdır ve bu nedenledir ki, hiçbir imaj, hakikatin kendi kaynağında olan berraklığına sahip değildir. Sekülerleşmenin devamlılığı aynadaki bu imajı daha da parçalı hale getirmiştir. Aziz Pavlus’un bahsettiği karanlıkta parlayan ışık bizim zamanımızda artık berrak bir netliğe sahip değildir ve parlaklığı ilerleyici sekülerleşme süreci içinde daha da matlaşmaktadır” diye yazmış Tage Lindbom, ‘Başaklar ve Ayrık Otları’ isimli eserinde.

Bazı sararmış eski fotoğraflarda inci gibi el yazısıyla “Benim cansız hayalim...” diye başlayan ifadeler vardır. Bugünün azgınlaşmış yaşama ihtirasının yanında ne kadar hikmetli, ne kadar ibretli duruyor değil mi bu kelimeler!

“Kondular ve göçtüler” diye mırıldandı kabristana bakan. “Geldik ve geçiyoruz” dedi albüme bakan. O an ve her an “Huve’l Bakî” diye geçiriyordu içinden cümle kainat!

Her gün milyonlarca flaş ardı ardına patlıyor yeryüzünün dört bir köşesinde. Aydınlanma çağı demişlerdi de inanmamıştık.

Muhammed İkbal üstadımız ‘Yıldızın Mesajı’nı iletiyor bize bir şiirinde: “Korkutamaz fezadaki karanlık beni/ Tabiatımda mevcuttur paklık ve parlaklık/ Ey gece yolculuk eden, sen de kendi kandilin ol ki/ Ciğerinin ateşiyle olsun gecen aydınlık” (Çeviri: Halil Toker)

Fotoğraf çektirme alışkanlığının bir tek faydası oldu: Sahte de olsa herkes hiç durmadan gülümsüyor!

Sahaflar eski sararmış fotoğraflarla dolu. Unutulmuş hikayeler, silinip gitmiş simalar... Hani fotoğraflarımız olmasa bizi kimse hatırlamaz diye düşünerek çılgınca fotoğraf çektiriyorsak bilelim, işe yaramıyor. Bütün o fotoğraflar unutulmanın fotoğrafı oluyor. Hatırlanmak için hayatta ve insanda izler bırakmak gerekiyor. Öyle ya, hiç unutmadıklarımızın pek çoğunun tek bir fotoğrafı bile yok!

Dönüp dönüp baktığımız sayılı fotoğraftan hiç dönüp bakmadığımız binlerce fotoğrafa geçtik. İnsanın kendi hayatına körleşmek için daha çok fotoğrafa mı ihtiyacı vardı yani?

Eskiden makineden çıkan negatif filmden fotoğraf için pozitif baskı alınırdı. Şimdi tekniğimiz gelişti, negatif bir dünyadan direk pozitif fotoğraflar alabiliyoruz.

Bir de şunu düşünün; fotoğraf çekilip herkes orijinal yüzüne döndüğünde fotoğraf makinesi ne hisseder?

Alemi bir uçtan bir uca aydınlattığı halde kayda geçmeyen gülümsemeler de var.

“Suret perdedir” dedi meczup, “aç perdeyi ki güneş içeri girsin!”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.