Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Muhafazakarlığın modernitesi
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

Muhafazakarlığın modernitesi

Gülşah Nezaket Maraşlı
Gülşah Nezaket Maraşlı Gazete Yazarı
Güneri Civaoğlu, "muhafazakarlığın modernitesi," diye sözlerine başladı.. Bugün Ne Giysem programına gayri ihtiyari zaplarken rast gelmiştim. Podyumda başına bir başörtüsü takmış kırmızı daracık elbiseli genç kızı görünce de pek merak ettim doğrusu, kulak verdim biraz. Sayın Civaoğlu, tesettürlü hanımların bu tür programlara katılma cesareti göstermesine alkış tutuyordu. Elbette o kırmızı dar olmaktan da öte elbisenin tesettürlük yanı tartışılır. Amma Civaoğlu"nun şu sözleri çok doğruydu ve bizim daha önceki "Ah Şu Tesettür Firmaları" başlıklı yazımızı destekler nitelikteydi, diyordu ki Civaoğlu, "çok örtündüğü zaman bir yere fiyonk, bir yere kurdele koymak istiyorlar. Kapalı kesimde en çok bunu görüyoruz. Daha sade olmak lazım."

Bu çok doğru ve çok yeride bir tesbit. Demek ki tesettür firmalarının model olsun diye oraya buraya kondurdukları saçmalıklar sadece bizi değil, herkesi rahatsız ediyor. Sonuçta palyaçoların da başlarında bir kukuleta var ve saçları görünmüyor.

Amma tesettür o değil.. Şimdi bakıyorsunuz, pardesü modelleri bile daracık.. fiyonkuydu, kordelasıydı, fırfırıydı cabası. Palyaçoluk!

Neyse, Güneri Civaoğlu, "tesettürlü" dediği daracık kırmızı elbiseli genç kızımıza "vücudu da güzel," diyerek tebriklerle podyumdan uğurladı.

Geçenlerde internette bir araştırma yaparken rast gelmiş ve merakla izlemiştim, yurt dışında yayınlanan bu nevi bir yarışmanın videosu vardı, şarkı yarışmasıydı, yine dar elbiseli bir genç kız başına başörtüsü takmış şarkı söylüyordu. Sesi de güzeldi ve hareketleri bana biraz tuhaf, tesettür ile yaşayan bir hanımın davranışlarından farklı geldi. Farklıydı çünkü sanki başörtüsünü ilk kez takmış gibi bir yabancılığı vardı. Bu yabancılığını merak ederek ismini aramalara yazdım, verdiği röportajlarında genç kızın normal hayatında başı örtülü olmadığını gördüm. Demek ki yurt dışında da tesettürlü hanımları bu tür yarışmalara özendirmek için "Emire"ler vardı.

Emire de nereden çıktı diyeceksiniz.. Hatırlayınız efendim 28 Şubat"tan evvel bu sürece zemin hazırlayan olayları.. İrtica yaygarasıyla inançlı insanları karalayarak 28 Şubat askeri müdahalesine zemin hazırlamak üzere kurulan kirli bir tezgahın devamıydı Emire Kalkancı..

Ülkemizde "doğru haber" yaptığına iman edilmiş ünlü bir habercinin programında Emire"yi önce başörtüsü ile gördük. Başındaki örtüyle öyle sıkıntılıydı, öyle dertliydi ki.. Tabi ya, tüm başıörtülülerin hayatı sıkıntılı olur, alt mesaj bu. Hemen arkasından Emirecik başındaki örtüyü atıvermiş haliyle kameralara gülümsüyordu. Amma Emire örtüsünü çıkarınca aniden, birdenbire, üzerine sihirli değnek değmiş gibi bir iş kadını oluvermişti! Az evvelki sıkıntılı başı örtülü Emire gitmiş, yerine boş bir büroda (uyanıklar senaryonun farkındalardı tabii) bilgisayar başında iş yapan, caka satarak gezinen, hatta bilgisayar kullanabilen bir Emire gelmişti. Başıörtülü Emire sıkıntılı, korkak tavırlı bir ev kadınıyken, başındaki örtüyü atınca kendinden emin, kendine güvenen bir Emire oluvermişti.

Emire"nin başına örtü taktığı röportajındaki hali de bendenize yeni örtünmüş acemi imajını vermişti. İnternette rastladığım şarkı yarışmasındaki kızın tavırları da bana her nedense Emire"yi hatırlatmıştı.

Sonradan Emire"nin başıörtülü haliyle yaptığı röportajda taktığı eşarbın rengi ve deseni moda oldu. Bu modaya da ne yazık ki tesettür firmaları öncülük etti. Kafasındaki o renk ve o desenli başörtüsüyle herkes sokakta sanki birer Emire gibi gezinmekte idi. Sonradan zaten o dönemin oyuncularının gerçek yüzleri ortaya çıktı ve artık herkes ne olduğunu biliyor, anlatmamıza hacet yok.

Velhasıl-ı kelam, Güneri Civaoğlu"nun tesettürlü hanımların abartılı giyinişleri hakkındaki doğru ve yerinde cümleleri bizlere bakın neleri hatırlattı, kaç sene evveline götürdü.

Malumunuz ya, son yılların trendi, insanlar oturup yıllar sürecek araştırmalarla kitap yazmak yerine birkaç kişiyle röportaj yapıp kitap diye affedersiniz kakalamayı tercih ediyorlar. Bu tarz kitaplarda bir moda var ki, bendenizi ziyadesiyle rahatsız ediyor. Tesettürlü hanımların şusu, testtürlü hanımların busu. Geçenlerde bendenizden de rica ettiler, efendim, tesettürlü hanımların iş hayatındaki sıkıntıları nelermiş. miş.. miş. Sanki Amerika"da zencilerin bir dönem niye otobüse binemediklerini araştırıyorlar. Amerika"yı yeniden keşfediyorlar ama geç kaldılar, Christoph Colomb sağolsun! Benim çekiğim bir sıkıntı varsa eğer, kimi niye ilgilendiriyor anlamıyorum ki! Denek miyiz biz yahu? Yapacaksanız eğer, iş hayatındaki hanımların problemlerine dair genel ve kapsayıcı, hatta birleştirici bir çalışma yapın. Ben iş hayatında sıkıntı çekiyorum da başı açık olan karşı masamdaki sevgili arkadaşım çekmiyor mu? Bu ne ayrımcılık! İnsaf artık..

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.