Yazarlar Siyasi milat Sonbahar

Siyasi milat: Sonbahar

Hakan Arslan
Hakan Arslan Gazete Yazarı
Yaklaşık iki yıldır hemen her fırsatta değindiğim bir konu var, öyle ki bırakın bu köşeyi düzenli izleyenleri, ara sıra göz atanlar bile artık -biraz da bıkkınlıkla- kanıksamış olsa gerek. Nedir o? Merkez Sağ''ın geleceği, Merkez Sağ''da "bütünleşme"nin gerekliliği, Türkiye''de "siyasi istikrar"ın anahtarının Merkez Sağ''da yattığı!

Son günlerde DYP''den kaynaklanan ve "zayıf bir taktik manevra" olmanın ötesine geçemeyen, içeriksiz "bütünleşme" senaryolarını, tam da bu çerçevede, sevindirici bir gelişme olarak yorumlamaya olanak yok. Ama bu "cılız girişim" ve Sn. Mesut Yılmaz''ın -eş ölçüde "zayıf bir taktik manevra" olan- Başbakan Yardımcılığı sonbaharda Merkez Sağ için umut verici bir dönemin başlayacağının işareti.

Sonbaharla birlikte siyaset yepyeni bir döneme girecek. Sonbahar son yıllarda "olağandışı koşullar" altında işleyen siyaset için bir milat oluşturacak. Gelişmeler yavaş ya da hızlı olabilir, ama gelişmelerin hızı ne olursa olsun, çok sayıda "taktik manevra" ile bezeli -bu yüzden de hiç değilse heyecan verici- günler yaşayacağız.

TBMM''nin 5+5''in reddiyle attığı "gerici adım" Cumhurbaşkanlığı makamının yıllar içinde yavaş yavaş edindiği "siyasal konum"u içeriksiz ve boşuna kılarken, bir yandan da Merkez Sağ''ın dengelerinin yeniden yerine oturması yönünde bir olanağın (en azından bir olasılığın) doğmasına yol açtı.

Anımsarsanız, Cumhurbaşkanlığı Seçimi''nden hemen sonra "bugün kimilerinin estirdikleri havaya, yaktıkları şenlik ateşlerine karşın, Sn. Demirel''in ''manevra alanı'' sanıldığı ölçüde daralmış değil. Siyasi hesaplarını bu gerçekdışı varsayıma göre yapanlar beklenmedik sürprizlerle karşılaşabilir" deyip eklemiştim: "Sn. Demirel kimileri için çok ''olumlu'', kimileri içinse çok ''olumsuz'' siyasal değerlendirmelerle manevra alanı kazanan bir ''simge-aktör''. Seçmen kitlesine gelince, bugün itibariyle, o ''neyi nasıl yapacağı kestirilemez'' bu aktör karşısında ''yansız'' bir konuma sahip. Diğer deyişle, Sn. Demirel''e kamuoyunda ne sanıldığı gibi bir ''ilgisizlik ve kayıtsızlık'' ne de yine sanıldığı gibi ''büyük bir ilgi ve özlem'' var. Şimdi tuhaf bir siyasal sav dile getirelim: İşte tam da bu ''yansızlık'' durumu Sn. Demirel için ciddi bir ''siyasal avantaj'' oluşturuyor; aşırı ilginin doğuracağı ''beklentiler''den de, ilgisizliğin zorunlu kılacağı ''acele ve etkili adımlar atma gereği''nden de arınık bir avantaj."

Şimdilerde herkes ağız birliği etmişçesine aynı şeyi söyleyip duruyor: "Sn. Demirel herhangi bir siyasi çalışma yapmıyor, hele parti kurmaya hiç mi hiç niyeti yok." İşte tam da bu hava Sn. Demirel''in bayılacağı nitelikte: "Acele adımlar"a gerek duymadığı gibi, "beklentiler"in baskısından da kurtulmuş oluyor. Dışarıdaki herkes biraz gevşesin; nasılsa Merkez Sağ partilerde arzulanan ve hedeflenen "telaş" çoktan gerçekleşmiş durumda. Gelgelelim "siyaset yorumcuları"nın gözünden kaçan bir husus var: O da "kamuoyunun beklentisi"! Bütün olumlu göstergelere karşın, halkın "siyasi istikrar" beklentisi karşılık bulmuş değil.

Siyasetin -dolayısıyla Merkez Sağ''ın- geleceğini belirleyecek iki etmen var: Biri DSP-MHP ekseni, diğeri de FP''nin kapatılma davası. Bu iki hususa, kuşkusuz Merkez Sağ düzleminde sağlayacakları olanakları gözeterek, gelecek yazıda değineceğim. Ama şuna şimdiden emin olun: Çok neşeli bir sonbahar geçireceğiz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.