Yazarlar 28 Şubat cambaza bak dediler, değerlerimizi ve servetimizi çaldılar

28 Şubat… “cambaza bak” dediler, değerlerimizi ve servetimizi çaldılar

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Ankara’yı kendi rızam dışında 2 kez terk etmek zorunda kaldım. Birincisi 1987 yılında. Diğeri 10 yıl sonra 1997’de.

1987 yılında çocuk yaşta üniversite öğrencisiyken “başörtülü kız öğrencilere” verdiğim “doğal” destek başımı derde soktu. Tehdit edildim, kendimi bir anda İzmir’de buldum.

Zaman geçip, yara küllenince döndüğüm Ankara’dan bu kez 28 Şubat sürecinin o karanlık günlerde ayrıldım. Bu kez bulduğum çare “Askere gitmek”ti!

İşte o günlerde Türkiye kapkaranlık günler geçirdi.

28 ŞUBAT KARARLARI, MİLLETİN DEĞERLERİNE SAVAŞ İLANIYDI

28 Şubat 1997 günü Milli Güvenlik Kurulu (MGK), REFAH/YOL iktidarının sonunu getirmek ve dindarları önce kamudan, sonra tüm alanlardan tasfiye etmek için bir dizi “tavsiye” kararı aldı. Rahmetli Erbakan’ın, bir iç çatışma çıkmaması için gösterdiği özeni, tarih elbet yazacak. Başbakan Erbakan’ın “Koalisyon protokolü” gereği istifa etmesinin ardından, hükümeti kurma görevini Tansu Çiller’e değil Mesut Yılmaz’a vererek darbecilerden yana tavır koyan dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i de yazacak.

Lakin tarih aynı zamanda, muhteris öncüleri tarafından “1000 yıl” süreceği ilan edilen bir “Post modern” darbe sürecindeki hukuksuzlukları, zulmü, İsrail’in Türkiye tarihinde ilk kez içimize bu kadar aktığını ve elbette “cambaza bak” denilirken milletin servetinin nasıl iç edildiğini de yazacak.

MAĞDURLARI BUGÜN İKTİDARDA

28 Şubat’ın üzerinden 23 yıl geçti. 1000 yıl süreceği ilan edilen sürecin mağdurları bugün iktidarda. Oysa 28 Şubat MGK kararlarıyla başlayan… Medyada görünür kılınan figüranlarıyla pekiştirilen… Dahası, “Bu kez silahsız güçler halletsin” emriyle, muhalefet, sivil toplum, sendikalar, odalar, FETÖ (“Askerler içtihat yapmıştır yanıldılarsa bile sevap kazanmışlardır” diyerek destek vermişti.) ve yargı eliyle sahnelenen “Modern ötesi darbe”, hükmünü icra etmişti.

Meşru hükümet düşürüldü. Üniversitelerde başörtülü öğrencilerin okumaları engellendi. İmam hatip liselerinin orta kısmı kapatıldı. Hatta bir ara başörtüsü sokakta da yasaklanacak endişesi baş gösterdi. İktidardan uzaklaştırılan Refah Partisi alelacele kapatıldı. Başta rahmetli Erbakan olmak üzere birçok isme siyaset yasağı getirildi.

Siirt’te bir şiir okuduğu için dönemin İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hapis cezası verildi. Hızla Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay’ın onama kararının hemen ardından “Muhtar bile olamaz. Siyasi hayatı bitti” haberleri birinci sayfadan iştahla köpürtülerek verildi.

FADİME ŞAHİNLER, ALİ KALKANCILAR, MÜSLÜM GÜNDÜZLER FİGÜRANDI

Bütün bunları yaparlarken…

Bahane olarak kullandıkları aparatlar vardı!

Fatime Şahinler, Müslüm Gündüzler, Ali Kalkancılar.

Uğur Dündar’ın karşısına çıkan ağlak Fadime Şahin belli bir süre sonra bütün başörtülü kadınlara rol model yapılmak istendi. Örneğin İzmir’de dolmuşa, otobüsü binen başörtülü genç kızlara “Fadime Şahin” diye seslenildiği günlerdi o günler.

Yine “sahte şeyh” Ali Kalkancı’nın zikir halkasındayken aynı anda telefon ile “emlak işleri” kovaladığını televizyon ekranlarından izledi bu millet. Dahası ağlak Fadime Şahin bir karanlık gün, bir karanlık evde bir karanlık adam ile basıldı kameralar önünde.

Biz tüm bunları izlerken, göremediğimiz 3 şey oldu bu ülkede; 3 şey!

Bir: “Bağnazlıkla mücadele ediyoruz” algısı oluşturulurken, “FETÖ’nün İslam’ın gülen yüzü, ılımlı hali” olduğu fikri pekiştirildi. İmam hatiplerin orta kısmının kapatılmasıyla, dindarların çocukları FETÖ’nün okullarına yönlendirildi.

İki: 28 Şubat sürecinde özellikle Çevik Bir gibi generallere nüfuz eden İsrail ilk defa Türk Devleti’nin içine bu kadar aktı.

Üç: “Cambaza bak” diyerek bütün dikkatleri başka bir yöne çeken 28 Şubatçılar, milletin servetini çaldı. Bankaların içi boşaltıldı. Bir hesaplamaya göre 70 milyar dolar buharlaştı.

ERBAKAN’I RAHMETLE ANIYORUZ

Takdiri ilahi öyle bir şey ki 28 Şubat sürecinin mağduru Erbakan aynı tarihlere denk düşen bir günde (27 Şubat 2011) ahirete irtihal etti. Cenazesi namazını Türki tarihinin en kalabalık cemaati kıldı.

Bu vesile ile Erbakan Hoca’yı rahmetle anıyorum. 28 Şubat gibi bir ara dönemin bu millet tarafından bir daha yaşanmamasını Rabbim’den diliyorum.

Not: Bu yazının ilk versiyonunu 27 Şubat 2018’de bu köşede yayınlamıştık.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.