Yazarlar Almanyadan, Fransadan eksiğimiz mi var ki sosyal medyaya yasal düzenlemeden kaçınıyoruz

Almanya’dan, Fransa’dan eksiğimiz mi var ki sosyal medyaya yasal düzenlemeden kaçınıyoruz

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Bu da oldu! Aslında çok daha beterleri oldu. Ama son olan bardağı taşırdı.

“Haberleşme özgürlüğü” adı altında dünyanın en zengin en etkili ticari şirketlerinin hiç bir norma tabi olmadığı bir ortamı fırsata çevirdiler. Ağzı bozuk, tıniyeti bozuk, ahlakı bozuk ne kadar insan varsa doluştukları sanal alemin içine etti.

Önüne gelene çamur attı, önüne gelene iftira attı. İstediğini hedefe koydu, istediğini göklere çıkardı. Biri çıkıp da “Ne oluyor, buna müsade edilemez” dediğinde “Haberleşme hürriyeti”, “Yeni çağın yeni iletişim kanalı”, herkesin özgürlük alanı gibi cümlelerle maval okudu.

Kim “yasal bir zemin gerekir” derse onunla ilgili akıl almadık iftira ve karalama kampanyası yürütüldü. Ne yasakçılığı kaldı, ne özgürlük karşıtlığı…

Bardağı taşıran son rezillik ise yeni doğmuş henüz cennet kokan bir bebek üzerinden yapıldı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ve sevgili ağabeyim Sadık Albayrak’ın bir torunu daha oldu Hamza Salih.

Hamza Salih’in doğumu Albayrak ailesine mutluluk getirdi, bereket getirdi.

Ne var ki birilerinin de hasedinden çıldırmasına neden oldu.

Sayın Berat Albayrak’ın dördüncü evlatlarına kavuşmalarıyla ilgili sosyal medya paylaşımı sonrası rezil bir kesim rezil bir dille bir bebek üzerinden bir saliha kadına iftira atma cüretini gösterdi.

Hoş, paylaşımda bulunanların Türkiye’dekileri derdest edildi, ne var ki FETÖ’cü alçaklar başta olmak üzere seviyesiz müptezeller sosyal medyada bu işin üzerinde tepinmeye hala devam ediyorlar.

ŞİRKETLER TÜRK HUKUKUNA UYMALI, BİREYLER PAYLAŞIMLARINDAN SONRUMLU OLMALI

Türkiye’de sosyal medya gerçeği uzun zamandır tartışılıyor. Hem sosyal medya şirketlerinin ticari faaliyetleri üzerinden hem de bireysel kullanıcıların hukuki sorumluğu üzerinden…

Bu bağlamda geçtiğimiz aylarda Milliyetçi Hareket Partisi Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk bir kanun teklifini de Meclis’e sundu.

Aynı konuyla ilgili Ak Parti de uzun zamandır bir çalışma içerisinde. Hem Ak Parti Medya Tanıtım Başkanlığı hem de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dünyadaki uygulamaları esas alarak bir çalışma yürütüyor. Bir taslak da oluşmuş durumda.

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İl Başkanları toplantısında ailesine yönelik son ahlaksız paylaşımlarını da gündeme getirip partisine çağrısı sosyal medyadaki düzenlemenin hızlanacağına işaret oldu.

“Bu ülkeye bu mecralar yakışmıyor” diye Erdoğan yasal düzenlemenin Meclis kapanmadan gündeme getirilmesini istedi.

Peki yasal düzenleme sosyal medya mecralarını kapatmak anlamına mı geliyor?

Hem MHP’nin taslağında hem Ak Parti’nin hazırlıklarında sosyal medya ağlarının kapatılması öngörülmüyor. Zaten bunu düşünmek bile abes. Şirketlerin idare ile yapacakları iş birliği sorunun çözümü için aslında yeterli. Çünkü Türkiye, Çin, İran, Kuzey Kore gibi totaliter bir rejim ile yönetilmiyor. Biliyorsunuz oralarda sosyal medya ağları tamamen kapatılıyor.

Türkiye’de sosyal medya mecralarıyla ilgili iki husus üzerinde yasal düzenleme düşünülüyor.

Birincisi hizmet sağlayan şirketlerin Türk hukuk sistemi içerisinde ticari faaliyet yürütmesi. Ikinci hukukumuzda suç sayılan (cinsel istismar, çocuk istismarı, terör örgütü propagandası dahil) paylaşımların belli bir süre içerisinde kaldırılması ve o paylaşım yapanların kimlik bilgileri dahil gerekli kurumlara verilmesi.

Bu iki başlık altında toplayabileceğimiz yasal düzenlemeyle ilgili teşebbüse muhalefet acaba neden karşı çıktı, çıkıyor?

Çünkü ve maalesef o rezil ahlaksız paylaşımların bir kısmı doğrudan adı sanı belli bazı muhalefet siyasetçileri tarafından yapıldı, yapılıyor. Yine maalesef, siyasi mücadelenin ahlaksız tarafını sosyal medya üzerinden sürdürmeyi “^adet “ halene getirmiş kimi siyasi çevreler var.

Sosyal medya mecralarında trolll hesapların rahat cirit atamayacağı, adı sanı belli hesapların da nasıl olsa ağır cezası yok iftira da atarım, yalan da söylerim diyerek savunduğu şu an ki “saldım çayıra” durumu artık sona ermeli, erecek de…

Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır. “Yalana, iftiraya caydırıcı ceza istiyorum” diyen de “Behemehal yasal düzenleme” istiyorum diyen de biziz.

En son bir önceki yazıda “Gerçek ile sanrının iç içe geçtiği ahir zaman günleri” olarak tanımladığımız bugünlerin bu şekliyle devam etmesi mümkün değil.

Çocuklarımız, eşlerimiz, annelerimiz, ailelerimiz hatta memleketimiz sosyal medya terörü ile karşı karşıya.

Bence muhalefetteki birçok siyasetçi de şu anki mevcut durumda rahatsız.

Siyasetçilerimizin tümüne bir çağrım var. Gelin Türkiye’ye yakışan bir yasa ile sosyal medya mecralarını hizaya getirin.

Bizim Almanya’dan, Fransa’dan, İngiltere’den ne eksiğimiz var?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.