Yazarlar Korona günlerinde hayat

Korona günlerinde hayat

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Yeni “tip” hayata alışmaya çalışıyoruz. Yepyeni bir hayata… Belki kısa sürecek ama yine de davranış biçimlerimizi, ilişki biçimlerimizi değiştirecek yeni tip bir hayata alışmaya çalışıyoruz.

“Kolera günlerinde aşk” diyordu Gabriel Garcia Marquez, 1985 yılında yazdığı romanda. 19’uncu yüzyılın sonlarında kolera salgınının dünyayı kasıp kavurduğu günlerdeki bir aşkı anlatıyordu. Ölümle, aşk, hastalıkla, sevgi iç içeydi romanda.

O günlerden önce de sonra da salgılar, pandemiler dünyayı kasıp kavurdu. Cüzzamından vebasına, İspanyol gribinden İngiliz gribine, AIDS’ten SARS’ına kadar birçok salgın ve hastalık gördü insanoğlu.

Bugünse, Kolera Günlerinde Aşk’tan, “Korona günlerinde hayat”a geldik.

‘KOLERA GÜNLERİNDE AŞK’TAN KORONA GÜNLERİNDE YENİ HAYATA

Korona günlerinde hayata alışmaya çalışıyoruz…

Yürüyorum. Sokaklarda iki gündür bir tenhalık. İnsanların ellerindeki alışveriş poşetlerine bakıyorum; “temizlik malzemeleri” çoğunlukta.

Otobüse biniyorum. Kiminin hiçbir şey umurunda değil. Kimiyse otobüsün bir yerine elini sürmemek için ayakta elleri cebinde seyahat ediyor. İneceği durağa yaklaşırken bir başkasının düğmeye basmasını bekliyor. Otobüs şoförü her frene bastığında ayakta sendeleyenler, düşmeyi göze alıyor ama bir yere tutunmaktan imtina ediyor. Tedirginler besbelli!

Korona günlerinde hayata alışmaya çalışıyoruz.

Kimimiz olması gerektiğinden çok daha tedirgin, kimimiz “bize bir şey olmaz” diyecek kadar rahat.

Anne babalar çocukları için, çocuklar anne babaları için tedirgin.

“Okullar tatil edilecek mi? Üniversitelerde uzaktan eğitime mi geçilecek” türü sorular her kesin dilinde.

Korona günlerinde hayata alışmaya çalışıyoruz.

Kimimiz Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve ekibinin yaptıklarını takdir edip, yapılan tavsiyeleri harfiyen uyuyor. Kimimizse vurdum duymazlığıyla meşgul.

Bazılarıysa art niyetli ve kötücül.

Koronavirüsü de fırsata çevirenlerin bir kısmıysa 5’inci Kol faaliyetinde.

***

Çin’de görülüp, dünyaya yayılan yeni tip korona virüsü artık ülkemizde.

Haberi alır almaz, marketlere saldıranları mı görmedik, kolonyacıların önünde upuzun kuyruk oluşturanları mı? İşi abartanları mı görmedik, vurdum duymazları mı?

Halkı paniğe sevk edenleri mi görmedik, 5’inci Kol faaliyetine girişenleri mi?

11 Mart 2020’nin 00.50’sinden sonra Türkiye’de korona günlerinde hayata alışmaya çalışıyoruz.

SOSYAL MEDYA DENEN GAYYA KUYUSUNDA FİTNE ATEŞİ HARLANIYOR

Sağlık Bakanlığı’nı başta Sayın BakanFahrettin Koca ve Bilim Kurulu’nu, tüm sağlık personelini buradan tebrik ediyorum. Olağanüstü bir gayret ve titizlikle süreci yönetiyorlar. Devletin en tepesi kararlılıkla meseleyi takip ediyor. Günü birlik politik rekabet bu meselede şu ana kadar çok şükür rafa kalkmış durumda.

Geleneksel medya korona virüsü ile mücadelede şu ana kadar karar alıcılarla senkron içinde.

Fakat…! Fakat sosyal medya denen gayya kuyusunda yine apukluk dolu dizgin.

Vak’a sayısından tutun da ölümlere kadar, toplumu infiale sürükleyecek manipülasyonlar yapılıyor; yalan yanlış iftiralarla.

Mesela biri şöyle diyor, “AB koronavirüs ile mücadele için 50 milyar Euro kredi vereceğini açıklayınca, Sağlık Bakanı sabahı beklemeden gece yarısı 01,00’da basın toplantısı yaptı. Bizde de var” dedi. El insaf diyeceğim ama. Zerre insaflıya söylenir bu söz. Düpedüz 5’nci kol faaliyetidir bu.

Yine, Çarşamba günü bazı semtlerde olduğu öne sürülen marketlerin boş raflarıyla, yine bazı semtlerde olduğu öne sürülen marketlerin dolu raflarını yan yana koyup toplumda fitne çıkarmaya çalışmak da aynıdır.

Korona günlerinde yeni hayata alışmaya çalışıyoruz. Çoğumuz hayatın günlük ritmine uymayın yollarını buluyoruz.

Kimileriyse böyle bir meseleyi bile “düşmanlık” etmeye fırsat bilmiş!

Peki 5’inci Kol faaliyeti nedir

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu için şöyle dedi: “Bu zatın kasetle CHP’nin başına getirildiği günden beri, hepsi bir CHP’nin beşinci kol faaliyetidir. Bu faaliyet ülkenin mücadele gücünü kırmaktır.”
  • Peki beşinci kol faaliyeti nedir? Bakın bir tanımda ne deniyor:
  • Fiilî müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi ya da devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla manevî etkiye maruz bırakmak suretiyle müdahaleye uygun hale getirmek ya da fiilî savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevî yıkıcı çalışmadır.”
  • Bir başka tanımda, “Bu terim propaganda çalışmalarından farklı olarak yapılan tüm casusluk, sabotaj ve istihbarat hareketleridir” deniyor.
  • Anlaşılan o ki önümüzdeki günlerde 5’inci Kol faaliyetleri meselesini daha çok konuşacağız.
Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.