Yazarlar Ne diyordu rahmetli Yazıcıoğlu Bizim tarla sürülmüş

Ne diyordu rahmetli Yazıcıoğlu: Bizim tarla sürülmüş

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

İddianame çıktığı günden bu yana söylediğim şudur: Enver Altaylı FETÖ’cü değildir. FETÖ’yü de içinde barındıran daha büyük bir yapının Türkiye’deki mihenk taşlarından biridir.

İddiamın birçok delili var. Ama en bariz olanı, Altaylı’nın Ruzi Nazar gibi CİA’nın bölgemizdeki etkin elemanlarıyla doğrudan iletişim içinde olmasıdır.

İkinci bir iddiam daha var. Kavuncu ailesinin Türk siyasetine ve Türk düşünce hayatındaki rolü. Daha doğrusu, Türkiye’nin mesela “Yeşil Kuşak Projesi” kapsamındaki dönüşümündeki etkisi. (O projenin bir ürünü olduğumu ve 1997’den bu yana üzerime sinen tortularını silmeye çalıştığımı buradan bir kez daha ilan edeyim.)

Altaylı’nın kayın biraderi aynı zamanda yeğeni olan Orhan Kavuncu’nun Altaylı ile ilgili MİT Başkanı Hakan Fidan’a yazdığı mektubu dün Hürriyet’ten Abdulkadir Selvi yayınladı. Yine Altaylı’nın Kazakistan liderine yazdığı mektuptaki o ilginç ifadeyi de... “Gül, Kavuncu’ya söylediklerinin tarafımca tarafınıza iletileceğini bilir...” dediği ifadeden söz ediyorum.

Ama Orhan Kavuncu’ya FETÖ’cü denebilir mi? Hayır. Çünkü o da Enver Altaylı gibi anti Rusçu, anti Sovyet, antikomünist.

Peki diğer bilindik Kavuncular hakkında ne demek lazım?

Orhan Kavuncu’nun kardeşi Burhan Kavuncu ise bambaşka bir profil çizdi. 12 Eylül darbesinden sonra milliyetçilikten İslamcılığa uzanan bir çizgisi vardı. O çizgiden tekrar Orta Asya’ya, Doğu Türkistan’a ve Özbekistan’a yöneldi. Burhan Kavuncu’yu tanırım. Düşünce hayatıma hem yazdıklarıyla hem söyledikleriyle bir dönem etki etmiş bir isim. Ama Kavuncu ailesinin serüveninde yeğeni Buğra Kavuncu hakkında ne düşünür bilmiyorum. Hele hele İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ’ın FETÖ’cü iddiası sonrasında tavrı nedir bilmiyorum.

***

Mümtazer Türköne de dolaylı yoldan Kavuncu ailesiyle irtibatlı biliyorsunuz. Orhan Kavuncu, hocanın eski kayınbiraderi.

Mümtazer hoca FETÖ’den yargılandı. Hüküm giydi. Şimdi evinde ve yeniden yargılanmayı bekliyor.

Tanıdığım Mümtazer Türköne de FETÖ’nün yayın organında yazılar yazıyordu, hatta Abant Platformu’nun sonuç bildirileri için toplanan son oturumlarına başkanlık yapıyordu ama bana göre o da FETÖ’cü değil. Tıpkı Orhan Kavuncu gibi, Enver Altaylı gibi çok daha büyük bir organizasyonun önemli aktörlerinden. Anti Rusçu, antikomünist, anti Sovyet.

FETÖ’CÜ KAVUNCU, SAMANYOLU’NUN ÖNÜNÜ AÇMAK İÇİN BAKIN NE YAPTI?

Orhan Kavuncu’nun yeğeni İsmail Kavuncu’ya gelince... Bir önceki dönem Eyüp Belediye Başkanı ve şu anda firari. Bu şahsın icraatlarından birine birebir şahidim.

Konuyu aktaracağım ama önce FETÖ’cülüğün kuralını hatırlatayım. FETÖ’cüler, her alanda sadece kendilerine alan açmayı vazife edinmişlerdi. Mesela Kimse Yok Mu diye bir dernekleri vardı. Bu derneği büyütmek ve “yardımlaşma” alanında sadece tek olması için “Deniz Feneri E.V” kumpasını kurmuşlardı. (Eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak’ın ifadesinden.)

FETÖ firarisi eski Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu’nun ilk icraatlarından biri ne oldu biliyor musunuz?

Türkiye’de Ramazan ayında neredeyse gelenekselleşen Kanal 7’nin Eyüp Meydanı’ndan canlı olarak yayınlanan iftar programına taş koymak!

Şaşırdınız mı?

Şaşırmayın Eyüp Belediye Başkanı olan Kavuncu ilk olarak Kanal 7’yi Eyüp Meydanı’na sokmama görevini icra etti!

Çünkü. Evet çünkü Samanyolu tv’ye alan açmalıydı. Ve öyle de oldu. Kanal 7, merkez binasına yürüme mesafesindeki Eyüp Meydanı’na sokulmadı. Yıllarca yaptığı Ramazan programı iptal edildi. Ve dahası o yıl Samanyolu tv Eyüp Meydanı’ndan Kanal 7’nin yaptığı noktadan Ramazan programı yaptı!

Buğra Kavuncu FETÖ’cü mü bilmem. Orhan Kavuncu, Burhan Kavuncu ve Mümtazer Türköne’nin asıl misyonu ne artık onu da bilmiyorum!

Bildiğim bir gerçek var ki, o da 1970’lerden 15 Temmuz 2016 darbe ve iç işgal girişimine kadar geçen sürede ismi geçenlerin Türkiye siyasetini, düşünce hayatını ve sivil toplum örgütlenmelerini ciddi manada etkiledikleri.

Sanırım yargı Ümit Özdağ’ın iddialarından sonra başlayan süreçte bunları da göz önünde bulunduracaktır.

Ne diyordu rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu: “Bizim tarlayı sürmüşler.”

Yanılıyor muyum?

Macron’un İslam düşmanlığı ya da yeni holokostun ayak sesleri

Macron, Peygamberimize hakaret içeren karikatürleri devlet dairelerinin dış cephelerinde yansıtıp bir de bütün Müslümanlara hakaret etme cüretini gösterdi. Fransa Cumhurbaşkanı’nın İslam’dan nefret etmesi kendi tercihi ancak “demokrasinin beşiği” diye övündükleri Fransa’nın ve Avrupa’nın geldiği nokta, yine “öteki”ne düşmanlık noktasıdır. Endülüslü Müslümanlara, Polonyalı Yahudilere reva görülenler bugün Avrupa’daki Müslümanlara görülüyor.

Bunun adı, faşizmdir. Bunun adı “holokost”un ayak sesleridir.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.