Yazarlar Özgüvenimize saldıranlara karşı dirençli olalım

Özgüvenimize saldıranlara karşı dirençli olalım

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Amerika terör örgütleri ve “düşmanlaştırdığı siyasetçiler” üzerinden bölgemizi dönüştürmeyi hedefliyor. Uzun vadeli stratejik hedefleri konusunda Amerika’nın geri adım atma olasılığı şimdilik gözükmüyor.

Obama’nın gitmesinden sonra özellikle Ortadoğu politikasında bir değişiklik bekledik. Ancak Trump’la birlikte Amerikan iç savaşı kızıştı. Ve Trump Amerika’nın uzun vadeli Ortadoğu stratejik hedefleri konusunda Obama gibi düşünmeye başladı.

Yeni Şafak’tan Abdullah Muratoğlu’nun son dönemde yazdığı yazıları okuduysanız eğer, Amerikan iç savaşının nasıl bir hal aldığını da görebiliyor olmalısınız. Trump seçim vaatlerinden bir bir geri adım atıyor. Amerikan müesses nizamı kazanıyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Özgüvenimize saldıranlara karşı dirençli olalım
Haber Merkezi 27 Ekim 2017, Cuma Yeni Şafak
Özgüvenimize saldıranlara karşı dirençli olalım yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Amerika’nın ta 1990 1’nci Körfez Savaşı’ndan başlayarak yürüttüğü “parçalanmış Ortadoğu projesi” adım adım hayata geçirilmek isteniyor.

Condoleezza Rice, 2003’ün 7 Ağustos’unda “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek” demişti. “Buna Türkiye de dahil” diye de eklenmişti.

Hatırlayın Stockholm’e yerleşen Cengiz Çandar da bir söyleşide, “Ya Türkiye Kürt meselesini çözecek, ya da Kürt meselesi Türkiye’yi” diyerek sahibinin sözcülüğünü yapmıştı.

Türkiye Kürt meselesini çözdü. Lakin, Çandar ve Çandar’ın arkasındakilerin “Kürt meselesi”nden anladığının PKK ve uzantılarının meselesi olduğu ortaya çıktı.

Kuzey Suriye’de inşa edilmek istenen PKK/PYD koridoru Amerika tarafından oluşturulmak istenen “Parçalanmış Ortadoğu Projesi”nin uzantısıdır. Barzani’nin “Bağımsızlık referandumu”nu da böyle okudu Türkiye.

Amerika ve müttefikleri Ortadoğu’yu dönüştürmeyi kafaya koymuş görünüyor. Bu plana tek direnen ülke ise Türkiye. Türkiye, Gezi provokasyonundan bu yana bölgemiz için öngörülen dönüşüm projelerine karşı en güçlü direnci gösteren ülke.

Her seferinde daha şiddetli bir saldırıyla karşı karşıya kalıyor olsa bile Türkiye’nin moral motivasyonunu bozulamıyor. Her saldırı bir şekliyle püskürtülüyor. 15 Temmuz darbe ve iç işgal girişimi ise en şiddetlisiydi!

Dikkat ederseniz, etrafımızda çökmüş devletler oluşturuldu. Suriye, Irak, Libya bugün için toprak bütünlüğünü koruyamaz halde. Türkiye için de bu model öngörüldü. “Hendek siyaseti” diye pazarlanan Türkiye’nin bazı il ve ilçelerindeki terör girişimi bunun göstergesiydi. Ama ne oldu? Teröristlerle birlikte o proje de hendeklere gömüldü.

Ortadoğu’da terör gruplarının otonom bölgeler oluşturduğu, bu bölgeleri “kurtarma” adı altında işgal girişimlerinin yaşandığına şahit oluyor. Böylece istikrarsız parça pinçik bir coğrafya inşa edilmek isteniyor. Türkiye ise direniyor!

Ancak Türkiye’nin bu “beklenmedik direnci” karşısında artık, Amerika ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki planlarının değişme ihtimali var.

Suriye’de DAEŞ Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonu ile büyük darbe aldı. Rusya, İran ve Türkiye birlikte “Çatışmasızlık Bölgeleri”ni tahkim etmeye başladı. DAEŞ Suriye’de geriletildi. Irak merkezi iktidarının Musul’u geri alması da Irak’taki DAEŞ unsurlarını zayıflattı.

Anlaşılıyor ki önümüzdeki dönemde bölgemize gelen terör örgütü elemanlarının bir kısmı geldikleri yerlere geri dönecek. Bu da yakın tarihte Avrupa’da sıkıntılı bir sürecin yaşanabileceğinin işareti.

Türkiye’nin de hedefte olduğunu unutmayalım. Bayrampaşa’daki bir alışveriş merkezinde yapılmak istenen kanlı saldırıyı da bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Hamdolsun polisimizin ve istihbaratın olağan üstü çabasıyla saldırı bertaraf edildi.

Bu sıkıntılı dönemi aşmanın yolu, psikolojimizi yüksek tutmaktan geçer. O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın moral değerlere vurgu yapmasının anlamı büyüktür. Özgüvenimizin yüksek olması, psikolojimizin bozulmaması sıkıntılı günleri atlatmakta en önemli motivasyondur.

Ortadoğu’nun yeniden şekilleneceği önümüzdeki 10 yılda Avrupa Birliği’nin (AB) geleceği de netleşecektir. Katalonya krizi gibi bir çok krizin derinleşeceği AB’de artık “bürokrasi”nin çare olamayacağı aşikar. Yani Avrupa kendi içinde çatışmaya doğru hızla ilerliyor!

O halde, AB ve Ortadoğu’nun yeniden şekilleneceği önümüzdeki günlerde, Türkiye’nin birlik ve beraberliği için yapılacak tüm çalışmalara katkı vermek zorundayız.

Özgüvenimize karşı yapılacak tüm saldırılara karşı direnmeliyiz. Psikolojimize karşı yapılacak tüm saldırılara karşı hep birlikte tepki vermeliyiz.

Aramızdaki, içimizdeki, sağımızda solumuzdaki “aparatlar” ve etki ajanlarını etkisiz hale getirmeliyiz…

Ki, önümüzdeki sıkıntılı süreci güçlenerek ve büyüyerek atlatalım.

Haksız mıyım?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.