Yazarlar Tahammüllüyüz, sabırlıyız Fakat

Tahammüllüyüz, sabırlıyız… Fakat!..

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Nasıl olsa “yalan”a inananacak bir “şizofrenler” topluluğu oluşturdular. (Bizzat Muharrem İnce’nin tespiti.)

Nasıl olsa, at iftirayı, sonra “Şaka yaptım” de. (Bakınız, İstanbul Havaalanı’nda yolcular için konan dinlenme kabiniyle ilgili paylaşımlar.)

Söyle yalanı, sonra tekzip edilsin ama yalanını öylece hesabında tutmaya devam et. (Bakınız koronavirüs pandemisinde İstanbul’daki ölümlerin saklandığı yalanlarıyla ilgili paylaşımlar.)

***

Kendindeki kötülüklerin tamamını “düşman bellediğin” muhafazakar, dindar insanların üzerine boca et. Sonra da karşılık verilince “Mağdur ediliyorum, ötekileştiriliyorum, kutuplaştırıyorlar” diye avazın çıktığınca bağır.

Sahilleri talan et. SİT alanlarına bina kondur. Hazine arazisini iç et. Zeytinlikleri sök. Sonra da “Yakında kapılarımıza işaret konacak” diye iğrenç imalarda bulun.

Zenginliğine zenginlik kat. Yatına, katına bir daha kat. (Kimsenin malında gözüm yok. Allah daha çok versin) Sonra da fakir fukara hakkı koruyormuş edasına girip “ekonomimiz çöktü” diye feryat et.

Tahammül sınırlarımızı zorluyorlar. Bilmiyorlar ki memleketin selameti için sabrediyoruz!

YALAN, İFTİRA YAŞAM BİÇİMLERİ OLMUŞ

Geçkin bir kalemşor, tutmuş geçmişindeki “pornoculuğu” perdeleyip bugün olan bütün kötülükleri bir torbaya doldurup “düşman” bellediği muhafazakar kesimin üstüne boca etme yelteniyor!..

Bir diğeri yalan olduğunu bile bile “Haliç’i kirlettiler temizliyoruz” diye ortalığa çıkıyor…

Biri İzmir’de müftülüğün merkezi sistemine girip minarelerden “Çav Bella” çalınmasını paylaşıp rezaletin keyfini(!) çıkartıyor.

Bir başkası, Ramazan ayında İslam’ın kutsallarına, Müslümanların inançlarına galiz hakaretler ediyor….

Tahammül sınırlarımızı zorluyorlar. Memleketin selameti için sabrettiğimizi, bilmiyorlar!

M. KEMAL’İN OMUZUNDAN ATEŞ ETMEKTEN VAZ GEÇİN

Mustafa Kemal’in arkasına sığınıp onun omuzundan ateş ediyorlar. “Ne yapıyorsun” diye üzerine gidildiğinde “Mustafa Kemal’e karşı mısın” diyerek yaptıklarını perdeliyorlar. Onlara karşı olanların tamamını Mustafa Kemal karşıtı gibi gösteriyorlar.

Kaçak villa yapıyor, savunmasını Mustafa Kemal’in gözlerini paylaşarak yapıyor.

SİT alanına çöküyor, savunmasında “Mustafa Kemal’in kurduğu çağdaş cumhuriyete karşı olanlar…” diye başlayan cümleler kuruyor.

Dine, imana, geçmişe, ceddine hakaret ediyor, savunmasına “İzmir Marşı ile başlayıp; 10’uncu Yıl Marşı” ile devam ediyor.

Yok öyle yağma! Pespayeliğinizin… Yalancılığınız… İftiracılığınızın… Ve rezilliğinizin perdelenmesi için Mustafa Kemal Atatürk’ü getirip getirip önümüze koyamazsınız. Koyamayacaksınız!

Çünkü…

Evet çünkü, bu ülkenin ezici çoğunluğunun cumhuriyetin kurucu iradesi ile bir sorununun olmadığını biliyoruz. Bu ülkede cumhuriyet projesinin tuttuğunu biliyoruz. Siz de biliyor olmalısınız. Demokrasinin yerleşik hale geldiğini biliyoruz. Siz de biliyor olmalısınız.

Yoksa bilmiyor musunuz ya da hâlâ kabullenemiyor musunuz?

Her darbeye payanda, her antidemokratik tutumun içinde yer alma huyunuz bu yüzden mi?

***

Ankara’nın girift siyaset mecralarında CHP’yi 2010’dan bu yana teslim almış olan kliğin, aynı zamanda cumhuriyetin kurucu iradesine olan hasmane tutumunun konuşulduğunu biliyoruz. Siz bilmiyor musunuz?

“Takiye yapmayı” bir yaşam biçimi haline getirmiş olanların, “Mustafa Kemal’in partisini ele geçirmekten” duyduğu histerik hazzın da tartışıldığını biliyoruz. Siz bilmiyor musunuz?

“Ben Dersimli Kemal” diye başlayan cümleleri kuranların hangi hafızaya vurgu yaptığıyla ilgili değerlendirmelerin yapıldığını biliyoruz. Siz bilmiyor musunuz?

Önder Savların, Şahin Mengülerin, Birgül Ayman Gülerlerin, Deniz Baykalların CHP’sinden “öç alındığı”ndan söz ediliyor, biz duyuyoruz da siz duymuyor musunuz?

***

Çatışmayı körükleyen… Ve çatışmadan beslenen bu çevrenin Milli Mücadele yıllarındaki tutumunu biliyoruz. Siz bilmiyor musunuz?

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan atanların Batılı servislerin içimize akıttığı aparatlar eliyle nasıl cumhuriyetin temellerine dinamit koyduğunu da görüyoruz. Siz görmüyor musunuz?

***

Ne zaman “Beka” dense, “yok öyle bir şey” diye söze başlayan, iç ve dış tehditlerden söz edilse “başarısızlıklarını perdelemek için bunu yapıyorlar” diyen, 15 Temmuz darbe ve iç işgal girişimine bile “kontrollü darbe”, “tiyatro” diyerek karşı çıkanların amaçlarının ne olduğunu biz biliyoruz. Siz bilmiyor musunuz?

Tahammül sınırlarımızı zorluyorlar. Memleketin selameti için sabrettiğimizi, bilmiyorlar!

Sabrımızın taştığında örneğin İstiklal Savaşı’nda, örneğin Kıbrıs Barış Harekatı’nda, örneğin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Bahar Pınarları harekatlarında, örneğin 15 Temmuz gecesinde ne yaptığımızı biliyoruz. Siz bilmiyor musunuz?

Biz unutmuyoruz. Siz unutuyor musunuz yoksa?

Hiç sanmam!

Tahammülün de bir sınırı var.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.