Yazarlar İnternet erişiminde kalite hakkınız

İnternet erişiminde kalite hakkınız

Hasibe Nisa
Hasibe Nisa Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla tüketici problemleri de çeşitlendi. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun''un ayıplı hizmetlerle ilgili dördüncü maddesinde ayıplı hizmetin tanımı yapılırken "Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaadedilen veya standardında tespit edilen" hususlara aykırılık konusuna işaret ediyor. İstanbul''dan Gülhizar Zora isimli okurumuz da, bedelini ödemiş olmasına rağmen, kendisine vaadedilen sürede internet erişim hizmetinin sağlanmadığını söylüyordu. Konuyu, yukarıda anlattığımız hususlar çerçevesinde EscortNet yetkilileriyle görüştük. Kısa bir araştırma sonucu, irtibatta yaşanan sorunlar nedeniyle işlemlerin gecikmesi yüzünden bu mağduriyetin yaşandığı anlaşıldı. Sonuçta tüketicimizin haklılığına karar verildi ve kendisine ödediği bedelin iadesi yapılarak mağduriyeti giderildi.

Tarım ilaçları sağlığımızı bozuyor

Daha önce haber verdiğim gibi tarım ilaçlarının tüketicinin sağlığını tehdit ettiği yolundaki görüşler bu seneki tüketici konseyinin ağırlıklı konusuydu. Tokat Tarım İl Müdürü Yusuf Akın, tüm dünyada kullanılan tarım ilaçlarının kaliteli ürün elde edilmesinin yanısıra, insan ve çevre sağlığı bakımından çeşitli problemlere yol açtığını bildirdi ve ülkemizde bu konuda yaşanan denetim eksikliğinin vakit geçmeden giderilmesi gerektiğini vurguladı. Akın bu konuda şunları söyledi: "Amerika''da Kimyasal Kalıntı Bürosu''nun kontrol görevlileri gerek tarla, gerekse marketlerden örnekler almakta ve kalıntı analizleri sonunda, toleransların üstünde kalıntı saptarlarsa derhal ürün hakkında ''Satışı Durdur'' kararı almaktadırlar. Elde edilen sonucu teyit etmek için tekrar örnek alınıp analiz yapılmakta, sorun doğrulandığında, yetiştirici ürününü imha etmeye yönlendirilmektedir." Akın, Türkiye''de bu tür bir kontrol mekanizmasının olmayışından yakındı.

Dolandırıcılara fırsat veren sistemsizlik

Tüketiciyi aldatanlara uygulanacak cezaların yaptırım gücünün düşürülmesinin nelere malolacağını buradan defalarca anlatmaya çalışıyor, Ankara''ya bu yanlışın biran önce düzeltilmesi için mesajlar gönderiyorum ama ses yok. Hiç olmazsa, Tüketici Kanunu bu haliyle adamakıllı uygulansa yine gam yemeyeceğim!

Gazetelerin polisiye haber sayfalarına bakarken gözüme çarpan bir olay yetkililerimizin bu vurdumduymazlığın yol açtığı acı durumu öylesine net bir şekilde özetliyor ki. Geçtiğimiz Cumartesi günü rastladığım haberde kısaca, İstanbul''da kapı kapı dolaşıp pazarlamacılık yapan ve "Size hediye çıktı, ancak şu evrakları imzalamanız lazım" diye insanları dolandıran bir şebekeden sözediliyor. Habere göre Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, yoğun şikayetler üzerine şebeke elemanlarını takibe almış ve tutuklamış.

Bu olaya basit bir polisiye olay, ya da dolandırıcılık vakası deyip geçebilir miyiz?

Kesinlikle hayır.

Adı geçen şahısların neye göre cezalandırılacakları çok önemli. Habere konu olan şebeke elamanlarının yaptıkları dolandırıcılıktır. Ancak olayın ayrıca Tüketici Kanunu çerçevesinde yorumlanması da gerekiyor. Çünkü burada açıkça, kapıdan satış yöntemi kullanılarak tüketicilerin iyiniyetleri istismar edilmiştir. Ayrıca imzalatılan senetlerin ne olacağı konusu da önemli. Burada ilgili kişilerin bir daha aynı fiili işlememeleri için kişisel anlamda alacakları cezaların tüketicilerin mağduriyetlerinin giderilmesi anlamında doğrudan bir getirisi yok ki. Ya senetler bu arada üçüncü kişilere giderse? Tüketici derdini kime, nasıl anlatacak?

Şunu söylemek istiyorum; aslında olaylar bu safhaya ulaşmadan, tüketicinin böyle mağduriyetleri yaşamadan bu tür kötü niyetlilere karşı korunması için artık vakit kaybetmeden harekete geçilmesi gerekiyor.

Bakınız "Esnafa yazık oluyor, cezalar çok yüksek" şeklindeki bir mantık yüzünden aslında son derece dürüst çalışan diğer satıcılar da nasıl töhmet altında sürükleniyor.

İyi niyetli insanların kötü niyetli dolandırıcılarca pervasızca mağdur edilmemesi için, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun çerçevesinde alınacak önlemleri bir kez daha yetkililerin dikkatine sunuyorum;

Bu kanun tozlu raflarda çürüsün diye çıkmadı. İnsanların hergün yüzyüze oldukları alışveriş ilişkilerinde kullanacakları haklarını öğrenmeleri için daha ne kadar beklemeleri gerekiyor? Vakit geçmeden kanunun 20''inci maddesinde belirtildiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı''nca tüketicinin eğitilmesi konusunda her derecedeki okulların ders programına gerekli ilaveler yapılmalıdır. Tüketicilerin sürekli yüzyüze oldukları kapıdan satışlar konusunda bilinçlendirilmeleri, piyasada kol gezmeye başlayan kötü niyetli istismarcılara fırsat verilmemesi için hayati önem arzetmektedir. En azından bu tür satışlarda insanlara bir hafta içinde notere giderek cayma ihbarında bulunma hakları olduğu neden anlatılmıyor?

Başka hiçbir konuya girmiyorum, sadece konu kapıdan satışlar olduğu için bu yönde uyarıyorum; Kapıdan satışlarda pazarlamacı firmanın tüketiciye bu haklarını bildirmemesi bir suçtur ve bu suçun cezasız kalmaması için de tüketicinin başvurusu üzerine en yakın mülki amir (Kaymakamlık, Valilik) harekete geçmelidir. Oysa Mesela İstanbul''da bu tür bir başvuruda, ilgili merci, başvuranı Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü''ne yönlendirmekte bu yüzden vakit kaybedilmekte, bu da fırsatçıların işine yaramaktadır. Kanun çıkalı beş yılı aşkın süre oldu, kanunun işlemesi yolunda gerekli altyapının hazırlanması için daha ne kadar beklemek gerekiyor?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.