|
Siyasal İslam
İslam kelimesine "siyasal, liberal, köktenci, ılımlı" gibi kelimeleri, başkaları böyle yapıyor diye değil de bilerek ekleyenler, Müslümanlar'ın kafalarını karıştırmak, din özgürlüklerini kısıtlamak ve onları yönlendirmek istiyor olmalılar. İslam hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olanlar, birden fazla İslam bulunmadığını, Allah'ın Hz. Muhammed'e vahyettiği ve onbeş asırdır yaşanan bir tek İslam'ın mevcut olduğunu, onun olmazsa olmaz kurallarının ve parçalarının eksiltilemeyeceğini, değiştirilemeyeceğini, değişime açık bulunan kurallarının değişmesi halinde de ortaya -adı da değişen- yeni bir İslam'ın çıkmayacağını bilirler. İslam'da değişmeye açık bulunan kurallar ancak ictihadla değişir. İctihad da birinci sınıf Müslüman alimler tarafından yapılabilir. İctihad, kendileri Müslüman olmayan veya Müslüman olup da dinin kurallarına göre yaşamaktan yan çizen (fasık) kimselerin arzuları yerine gelsin ve onların beğenecekleri, işlerine gelen, kendilerini rahatsız etmeyen bir İslam ortaya çıksın diye yapılmaz, ictihad alim için veya Müslüman halk için -onların dine göre yaşamalarını mümkün kılmak, problemlerini çözmek ve din hayatını kolaylaştırmak... için- yapılır.

İctihad yoluyla İslam'ın, siyasetle alâkasını kesmek ve sıfırlamak mümkün değildir; çünkü Müslümanlar, hayatlarının bütününde -hem özel hem kamusal hayatlarında- Allah'ın irade ve rızasına uygun yaşamak mecburiyetindedirler. Allah'ın irade ve rızasını, neyi istediği ve neden hoşnut kaldığını anlamanın yolu O'nun kitabına ve Peygamberi'nin (s.a.) açıklama ve uygulamalarına bakmaktır, yani vahyi referans olarak almaktır. Müslümanlar'ın, ülü'l-emr diye bilinen yöneticileri de vahyi temel kaynak olarak almaya din yönünden mecburdurlar. Klasik İslam siyaset bilimi kaynakları, vahyi kaale almayan, din kurallarına uymayan yöneticinin görevden alınmasının farz olduğunda ittifak etmişlerdir; tartışılan husus bunun ne zaman ve nasıl yapılacağı konusudur. Şu halde İslam'ın bir siyasal olanı, bir de böyle olmayanı, Müslüman'ın da bir köktencisi bir de daldan veya yapraktancısı yoktur.

Müslüman bir siyasetçinin, İslam'a göre meşru ve makbul (kabul edilebilir) olan değişmesi, her işinde olduğu gibi siyaset işinde de Allah rızasına uygun faaliyet gösterme yolunda ilerlerken güç, imkan ve şartları göz önüne alarak gerekli stratejik ve taktik değişiklikleri yapmasından ibarettir. Allah kullarını, güçlerinin yetmediği veya faydası zararından çok olan şeyleri yapmakla yükümlü kılmamıştır. "Emir bilmaruf..." denilen dinî ve ahlakî denetim ve iyileştirme yükümlülüğünü örnek alırsak, yaptırım uygulayarak bu vazifeyi yapmak devlete veya görevli sivil kuruma (hisbe) aittir, dil ve gönül yoluyla yapmak ise -güç ve imkanlara göre- müminlere düşer. Eli ile düzeltemeyen dili ile, bunu da yapamayan gönül ilişkisi ve duygu yoluyla bir şeyler yapmaya çalışır. Keza ibadetlerle veya haram helal konularıyla ilgili bir yanlışı düzeltme teşebbüsü kişinin imanına zarar verecekse bundan vazgeçilir, imanını koruması tercih edilir. Her iki durumda da işin gereğine göre hareket eden mümine "değiştin" denemez, dinine de yeni bir isim verilemez.

Farklı inanç ve hayat tarzlarını benimsemiş insanların bir arada yaşadığı bir toplumda Müslümanlar için en iyisi, kendi ahlak anlayışlarına aykırı davranışlara, kamuya açık alanlarda izin verilmemesidir. Günah ve ayıp olan davranışların -olacaksa- gizli, erdemli davranışların ise açık olmasıdır. En kötüsü, başkaları kendi inanç ve dünya görüşlerine uygun hayat tarzlarını serbestçe yaşarken ve bu yüzden hiçbir hak kaybına uğramazken Müslümanlar'ın inançlarına uygun yaşamalarına izin verilmemesi, eğer bunda ısrar ederlerse bazı haklardan mahrum bırakılmalarıdır. Ortası ise herkesin, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermedikleri sürece kendi inancına, dünya görüşüne ve ahlak anlayışına göre serbest yaşamasıdır. En iyiyi veya ortayı sağlamak ve kötüyü engellemek üzere, ülkenin siyasi rejimi, imkan ve şartları içinde siyaset yapmak, bunu yapanların İslam inanç, ahlak ve değerler sisteminden ayrılması ve bu mânada değişmesi demek değildir.
#İslam
#Müslümanlar
#Siyaset
23 yıl önce
Siyasal İslam
Yeni ticaret savaşları ve Batı’nın korsan yüzü
“İnsan Yayınevi/ni özlüyor”
Sosyal çürüme yazıları 9: Keriz silkeleme cumhuriyeti
“Tektif”
Tasarruf eğilimini mi artıracağız, tüketim eğilimini mi düşüreceğiz?