Yazarlar Boşanmış kadına nafaka yükümlülüğü

Boşanmış kadına nafaka yükümlülüğü

Hayrettin Karaman
Hayrettin Karaman Gazete Yazarı

Oldukça yoğun bir soru kümesinin konusu “boşanmış kadına kocasının sağlayacağı nafaka” ile ilgili oldu.

İslâm, evlenmeyi ve aile kurmayı teşvik etmiş, sebepsiz boşama ve boşanmayı ise hoş karşılamamıştır. Meşru ve makul sebeplerle boşama ve boşanmanın kapısını ise açık bırakmıştır.

Bir çift evli oldukları sürece koca, ailenin geçimini (nafakayı) temin ile yükümlüdür.

Eğer eşini boşarsa iddet içinde nafakasını, ertelenmiş mehrini, gönül alıcı hediyeyi (müt’a) ve tartışmalı da olsa duruma göre boşama tazminatını ödeyecektir.

Şimdi bunlara kısaca bir göz atalım.

NAFAKANIN TARİFİ VE DAYANAĞI

Kadının, içtimai seviyesine göre normal bir hayat sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu ve kocanın da temin ile yükümlü bulunduğu şeylerin tümü nafaka kavramı içinde yer almaktadır.

“Onları (zevcelerinizi) gücünüz ölçüsünde (bulup) oturduğunuz yerde oturtun... Eli geniş olan nafakayı genişliğinden versin. Rızkı dar verilen de Allah’ın kendisine verdiğinden harcasın. Allah bir kimseyi verdiğinden gayrısı ile yükümlü kılmaz, Allah darlıktan sonra bolluk verecektir” (et-Talâk: 6, 7) meâlindeki âyet ile “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun, onlar sizin himayenizdedir, kendilerini Allah’a teminat vererek aldınız, vücutlarını Allah’ın sözü ile helâl saydınız, onların üzerinizde -durumlarına göre- yiyecek ve giyecek hakları vardır” meâlindeki hadis, nafakanın hukuki kaynaklarından bir kısmını teşkil etmektedir.

Kocanın karısına temin ile yükümlü bulunduğu nafakanın çerçevesi örf ve âdete, günün şartlarına göre genişleyip daralabilecek mahiyettedir. Klasik fıkıh kitaplarına göre aşağıdaki nesneler nafaka çerçevesine dâhildir:

a) Yiyecek ve içecek

b) Giyecek (Bu ikisinde ölçü, kocanın ekonomik gücü ve sosyal mevkiine bağlıdır.)

c) Mesken

Mülkiyeti kocaya ait, yahut koca tarafından kiralanmış, kocanın ekonomik gücüne ve sosyal seviyesine uygun bir ev nafakaya dâhildir. Bu ev karı ve koca ile çocuklarına aittir. Karısı razı olmadıkça koca bu evde, başka kadından olma ve temyiz çağına girmiş çocukları ile diğer yakınlarını oturtamaz (Osmanlı Aile Kararnamesi, md. 70-72).

d) Tedavi ve ilâçlar

Tıbbî tedavinin yeterince gelişmediği ve öneminin kavranmadığı çağlarda müçtehitler ilâç ve tedaviyi nafakaya dâhil etmemişlerse de sonradan hayatî önemi anlaşılmış ve nafakadan sayılmıştır.

e) Kadının ihtiyacı olmak ve emsali kadınlarda bulunmak şartıyla hizmetçi

Hizmetçi temininin bir şartı da kocanın, bunun masrafını yapabilecek güçte olmasıdır.

Kocanın nafaka borçlusu olmasının şartı, sahih evlilik içinde kocasına karşı yükümlülüklerini yerine getirmesidir. Kadın vazifelerini yapmaya hazır ise fiilen bunlar gerçekleşmese dahi nafaka hakkı devam eder. Mesela kocanın izni ile babasının evinde oturan kadının nafaka hakkı devam eder. Keza peşin mehri ödenmediği yahut kendisine layık bir mesken hazırlanmadığı için kocasının davetine icabet etmeyen kadının nafaka hakkı düşmez.

Piyasa şartları değiştikçe nafakanın miktarı artar (A.K. 92). Meşru bir mazereti olmadan kocasına karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyen (itaatsiz, nâşize) kadının nafaka hakkı düşer (A. K. 101).

Boşanan yahut hâkim tarafından evliliğine son verilen (tefrik edilen) kadın, iddetinin sonuna kadar nafakadan istifade eder. İddet sona erince nikâh bağı kalmadığı ve kadın bir başkası ile evlenebilecek hale geldiği için kocayı nafaka ile yükümlü kılmanın ma’kul ve meşru bir sebebi yoktur. Eğer boşanmış kadın ihtiyaç içine düşerse onun ihtiyacını yakından uzağa erkek akrabası sağlayacaktır.

Boşanmış kadın çocuklara bakacaksa “çocukların nafakası cümlesinden olarak” uygun bir mesken kadına da geçimlik sağlanacaktır.

Kocası tarafından boşanan kadının müeccel mehrinin derhal ödenmesi gerekir.

İddet süresince nafaka, mehir ve müt’a (gönül alıcı bir hediye) genellikle tazminat yerine geçmektedir.

Bunların dışında kocanın meşru bir sebep yok iken boşadığı eşine tazminat ödemesinin gerekli olup olmadığı tartışılmaktadır.

Kadim fıkıhta Zahiriyye mezhebi dışında maddi tazminat gerekli görülmemiştir. Zahiriyye mezhebi ise Bakara Suresinin 236. âyetine dayanarak müt’a adıyla bir çeşit tazminatı kadının hakkı olarak görmektedir.

Çağdaş hukuki düzenlemelerde İslâm ülkelerinde, aile hukuku şeriata uygun olarak kanunlaştırılmaktadır. Birçok ülkenin aile kanununda aşağıdaki şartlar oluştuğunda mahkemenin tazminata hükmetmesi uygun görülmüştür. Bu hükmün dayanağı “hakkın kötüye kullanılması ve zararın mümkün olduğu kadar engellenmesi ve telafi edilmesi ilkeleridir”:

1. Meşru bir sebep yok iken koca boşamış olacaktır.

2. Boşama kadının kötü davranışlarının sonucu olmayacaktır.

3. Boşama kadının istemesi ve rızası ile olmayacaktır.

4. Kadın boşama yüzünden maddi ve manevi zarar görecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.