Yazarlar Opsiyon propolis ve adalet

Opsiyon propolis ve adalet

Hayrettin Karaman
Hayrettin Karaman Gazete Yazarı

Opsiyon diye bir araç var finansal marketlerde, Türkiye’de çok kullanılan bir araç olmadığından tam olarak bir fetva bulamadım; çünkü caiz veya değil diyenlerin de tam olarak opsiyonun ne olduğunu anlamadığını fark ettim. Belki duymamışsınızdır diye şöyle özetlemek istiyorum:

Opsiyon kontratı bir hisseyi gelecek bir tarihte almak veya satmak için kullanılan sözleşme türüdür. Örneğin: Ben bundan 1 ay sonra x hissesini 1 tl.’den almak için bugünden anlaşıyorum, bunun için bir prim (kapora) veriyorum, cayma hakkım söz konusu. Bu durumda kaporam yanar, burada altını çizmek istediğim nokta sözleşmenin vadesi sonunda fiziki teslimat söz konusu yukarıdaki örnekten yola çıkacak olursak 1 ay sonra ben bu hisseyi 1 tl.’den alabilirim, ya da dilersem bu hakkımı vade dolmadan satabilirim.

Cevap:

Alım satımda iki tarafın aldığı ve sattığının, malın ve bedelinin veresi olması; yani ileride olup teslim tesellüm edilmesi caiz değildir. Eğer alınan ve satılan para ise zaten bunun peşin olması şarttır.

İleriye dönük böyle bir alım satım yapılacaksa bunun (akdin) yapılacağı tarihten önce ancak tek tarafı bağlayan vaadleşme yapılabilir. Tarihi gelince de bu vaadleşmeye göre akit yapılır, teslim ve tesellüm olur.

Diyelim ki böyle bir işlem yapıldı ve bağlı olmayan taraf alım satım hakkını bir bedel karşılığında başkasına devretmek istiyor; bu takdirde iki şart ile işlem caiz olur:

1. Vaadleşmenin karşı tarafı özel veya genel bir sözleşme ile buna razı olacak.

2. Bu ikinci işlem de yine bir vaadleşme olacak ve akit, birinci işlem sonuçlanıp alım gerçekleşince yapılacak.

3. İkinci işlemde satın alma hakkını satın alan taraf bunun (hakkın) bedelini peşin öderse satın alma hakkını satın almış olur. Birinci işlemin vadesi gelince bu defa malın (senedin vb.) satım akdi yapılır veya muhayyer olan taraf kaporayı yakarak almaktan vazgeçer.

Propolis

…Sorum bir arı ürünü olan propolis ile ilgilidir. Bu ürün yaptığım araştırmalara göre piyasada bulunan birçok kimyasal ilaca göre üstün faydaları olan bir arı ürünü. Fakat bu ürünü elde etmek ve tam şekilde faydasını sentezlemek için etil alkol ile üretim gerektiriyormuş. Su ile çözünen bir ürün değilmiş. Piyasada su ile çözünenleri var fakat bunların fayda sağlamadığı, alkolden başka bir madde ile çözülmediği söyleniyor. Etil alkol ile üretilen propolisin ilaç olarak kullanılması caiz midir hocam.

Cevap:

Propolisin faydaları konusunda ittifak var. Kendim ve yakın çevremde bu şifalı maddeyi kullandık ve faydalandık. Yalnızca bir akademisyenin bu konudaki tavsiyesini aktarayım:

“Prof. Dr. Erkan Topuz’a göre uzun yaşamanın sırlarından biri de hakiki bal ve propolisten geçiyor. Sayın Topuz, kanser riskini azaltan ve var olan kanserli hücrelerin yayılıp çoğalmasını engelleyen propolis ve faydalarını saymakla bitiremeyeceğimiz hakiki baldan oluşan bu karışımı şöyle anlatıyor:

“Hakiki bal bulursanız, günde 1 çorba kaşığı balın içine, diyabetik değilseniz, 15 damla propolis damlatın. 129 yaşına kadar yiyin.”

Yalnız Erkan Topuz, bu karışımı diyabetik olanların tüketmesini kesinlikle önermiyor.”

Ziraat profesörü olan bir yakınım üniversitelerin ilgili bölümleriyle işbirliği yaparak propolisi zeytinyağı ve çörek otu yağında çözmeyi başardı. Aynı başarıyı yakalayan başkaları da vardır. Reklam olmasın diye isim ve adres yazmıyorum. Piyasada aranırsa bulunacaktır.

İçinde dönüşmemiş alkol bulunan bir ilacı kullanmanın caiz olmasının şartları vardır:

1.Hastalığın tedavisi için bunun yerine geçecek ve içinde haram nesne bulunmayan bir başka ilaç bulunmayacak.

2.Müslüman bir uzman doktor bu ilacın gerekli olduğunu söyleyecek.

Propolisin zeytinyağında çözülmüşü bulunduğuna göre alkolde çözüleni kullanmak caiz olmaz.

Adâlet

Öncelikle son yazınızı okudum (veda yazımı kastediyor), Allah razı olsun, sizi son bir kaç yıldır okuyorum tabi her insanın hatası olur; yeri geldi sizi eleştirdik yeri geldi hak verdik. Hakkımız varsa helal olsun siz de helal edin.

Yazdığınız yazılar inşallah insanlığa faydalı olmuştur insanların dertlerini deva olmuştur. Sizden tek isteğim sorulara cevap vereceğiniz Pazar günü “gününüzde bazı insanlar haksız yere yargılanıyor ya da “adalet”ten yoksun bir şekilde cezalar veriliyor” maksat ne olursa olsun 100 kişiden 1 kişi suçsuz olsa 100’ü de suçlu diyerek ceza vermek İslam’da var mıdır? Son dönemlerde sizin adalet ile ilgili günümüz meselelerine yaklaştığınızı görmedim inşallah cevap verirseniz sevinirim.

Cevap:

Kur’ân-ı Kerim’de ve hadislerde “suçun şahsiliği” konusunda açık ve kesin naslar vardır; yani cezayı ancak suçu işleyen alır, onun yüzünden masum olan bir başkasına ceza hükmü verilemez.

Suç ile ceza arasında mutlaka bir denge olmalıdır. Bizim inancımız ve iddiamız, İslam ceza hukukunda bu dengenin var olduğudur.

Bazı suçların cezalarının belirlenmesini ve infazını İslam, devleti yönetenlere bırakmıştır. Yönetim (devlet) ilgili birimlerde gerekli istişare ve müzakereleri yaparak cezaları belirler. “Tazîr” çerçevesine giren bu cezalar, alınan sonuçlara göre değiştirilebilir.

Bir ülkede bağımsız mahkemeler varsa ve hâkimler o ülkenin kanunlarına göre cezaya hükmediyorlarsa göreceli adalet gerçekleşmiş olur.

Ciddi şüphe bulunduğunda durum aydınlığa kavuşuncaya kadar şüpheliyi gözaltında tutmak zarurete dayanır. Bu durumda gözaltı durumunun mümkün olan en kısa sürede sonlandırılması gerekir.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.