Yazarlar Doğmamış çocuk nasıl eğitilir?

Doğmamış çocuk nasıl eğitilir?

Hilal Acar
Hilal Acar Gazete Yazarı

Çocuk eğitimi için evlilikten öncesi büyük önem taşıyor. Evlenilecek kişinin anne/ baba olacağı/ olabileceği düşünülerek ve bu anlamda değerlendirilerek yapılacak evliliğin çocuk eğitimine de ilk adım olacağını bir önceki yazımızda ifade etmiştik. İşte bu adım, çocuk eğitimine en sağlam temeli atabilmeyi de kolaylaştıracaktır.

Hamilelik dönemi çocuk eğitiminin temelidir. Bir binanın temeli ne kadar sağlam ise o binanın deprem ve benzeri afetlere dayanıklılığı da o denli çoktur. Çocuklarımızın da temelde aldıkları eğitim ne kadar iyi olursa, bu eğitimin hayatlarına yansıması o kadar olumlu olacaktır.

"Doğmamış çocuğu nasıl eğitelim?" demeyin. Artık bilim dünyası da eğitimin temelinin hamilelik dönemi olduğunu kabul ediyor. Bebek, anne karnında fiziksel gelişimini tamamlarken aynı anda psikolojik gelişimini de oluşturur. Psikologlar anne karnındaki bebeklerin 12. haftadan itibaren zihinsel gelişimlerinin de oluşmaya başladığını ifade ediyorlar. Bu bizlere çocuklarımızda görmek istediğimiz davranış ve kişiliği onlara aktarmak için büyük imkân vermektedir. Hamileliğin üçüncü ayından itibaren bir annenin bebeği ile sürekli konuşması, kendini tartışma ve huzursuz ortamlardan korumaya çalışması, olası tartışma durumlarında bunu bebeğiyle paylaşması ve onunla ilgisi olmadığını söyleyerek sevgisini dile getirmesi büyük önem taşır.

Bu dönemde annenin ilgi alanları doğrudan çocuğa da geçer. Çocuk eğitimi uzmanları yaptıkları testlerle bunu ortaya çıkardılar. Şöyle ki; hamilelik döneminde sürekli resimle uğraşan bir annenin çocuğunun resme yatkınlığı olduğu, matematik ağırlıklı çalışan bir annenin çocuğunun matematiği sevdiği, sürekli yabancı dil konuşan ve bu dili en iyi şekilde anlamaya çalışan bir annenin çocuğunun da bu yabancı dili çok çabuk kavrayıp konuşabildiği tespit edildi. Bu, bizlere çoğunlukla önemsemediğimiz, çocuğumuza artı veya eksi katkıları olacağını düşünmediğimiz hamilelik döneminin ne denli önemli olduğunu en güzel gösteren araştırmalardan biridir. Sonuçları kanıtlanmış bu araştırmaları önümüze örnek alarak çocuklarımızın eğitiminin temelini en sağlam şekilde atmamız mümkün olacaktır.

Annenin yalnız ruhsal durumu değil yaşadıkları ve sergilediği davranışlar da bebeğini doğrudan etkiler. Bu sebeple attığı her adımı, yaptığı her davranışı bir gün bebeğinde de görebileceğini düşünerek atmalıdır. Konuyu bir kıssa ile daha net ortaya koyabiliriz.

İstanbul''un Vefa semtine adını veren manevi gönül eri Şeyh Vefa Hazretlerinin bir oğlu varmış. O zamanlar İstanbul''da çeşmeler yapılmadığı için su, evlere kırbalarla taşınıyormuş. Şeyh Vefa Hazretlerinin oğlu da sucuların su kırbalarını iğne ile deliyormuş. Bu hareketini uzun süre devam ettirmiş. Sucular, şeyh oğlu olduğundan şikâyet etmek istemiyor, sabır gösteriyorlarmış ancak bir gün içlerinden biri dayanamayıp durumu Şeyh Vefa Hazretlerine anlatmış.

Şeyh Vefa Hazretleri buna çok üzülmüş. Oğlunun kırbasını deldiği sucuların hepsini çağırıp zararlarını ödemiş. Gönüllerini almış. İşlenen bu suçun çocuktan değil, ya kendisinden ya da çocuğunun annesinden kaynaklandığını söylemiş.

Hanımına durumu anlatınca işin aslı ortaya çıkmış. Hanımı; henüz oğluna hamileyken aşerdiği için, komşusunun bahçesindeki ağaçta bulunan bir meyveyi iğne ile delerek suyunu emdiğini anlatmış. Şeyh Vefa Hazretleri hanımını hemen helallik alması için komşuya göndermiş. Kadın komşusuna durumu anlatıp helallik istemiş. Komşu, "Birkaç damlanın lafı olmaz." diyerek hakkını helal edince Şeyh Vefa Hazretlerinin oğlunu ikaz etmesine bile gerek kalmamış. Helallik alındıktan sonra çocuk iğne ile kırbaları delmeyi kendiliğinden bırakmış.

Bu kıssa hamilelik dönemindeki eğitimin, annenin hâl ve davranışlarının çocuk üzerinde nasıl bir etkiye sebep olduğunu anlamamız için en önemli kıssalardan biridir. Hayatında helal ve harama azami dikkat eden bir anne/ baba bu dikkatini birkaç lokma ile de çiğnemiş olsa bu hali doğrudan çocuğunu etkileyecektir. Tıpkı bunun gibi büyüklerine saygıda kusur eden, kul hakkına dikkat etmeyen bir anne/ babanın da ileride çocuğundan saygı beklemesi, kul hakkına hassasiyet istemesi abesle iştigal olacaktır.

Anne adayları hamilelik dönemini en güzel şekilde değerlendirmeli, çocuğunda görmek istediği hâl ve davranışları büyük bir özenle kendisi sergilemelidir. Avrupalı bir anne, çocuğunun Bethoven gibi olması arzusuyla hamileliği süresince bebeğine Bethoven dinletiyorsa neden Müslüman bir anne en iyi Kur''an hafızları ile doğmamış çocuğunu eğitmesin ki? Kur''an ve meali ile, adap ve ahlak kuralları ile, Esma-ül Hüsna ve anlamları ile geçecek bir hamilelik, çocuğun zihni gelişimini iman ahlakı üzerinde şekillendirecektir. Doğumundan sonra gelecek eğitime de güçlü bir ön hazırlık olacaktır.

Unutmayalım, temel ne kadar sağlam olursa yapı da o denli dayanıklı olur.

Sevgili anneler ve anne adayları

Hamilelik dönemi eğitimi hakkında neler düşünüyorsunuz? Siz bu eğitimleri uyguladınız mı, uyguluyor musunuz? Hamilelik döneminizde yaptıklarınız veya yaşadıklarınızın çocuklara yansımasını gözlemleme olanağını buldunuz mu? Anılarınızı bizlerle paylaşır mısınız?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.