Yazarlar Fecr"e az zaman kalıyor

Fecr"e az zaman kalıyor

Hüseyin Hatemi
Hüseyin Hatemi Gazete Yazarı
Bayramın birinci günü yazılıp üçüncü günü yayımlanan yazı başlığı " ne kadar gamlı bu akşam vakti. " idi. Gam ümit azlığı ile doğru orantılıdır. Kısa bir vadede olayların akışında bir düzelme alameti görse idim, esasen başlık belki de "ne kadar neşeli bayram vakti!" olurdu. Maalesef bayram acıyla tamamlandı. Allah yakınlarının acısını bizlerden çok daha şiddetle duyanlara sabır versin ve ölenlere rahmet etsin!

Cehennem vardır ve işkence evi değil, tedavi evidir. Elbette fesad türlerinin en kötülerinden olan terör (tedhiş) olaylarının failleri de yaptıklarıyla bu uzun ve zahmetli tedaviye maruz kalacaklarını bilmelidirler. Ancak şunu da unutmayalım ki " Senin fesatçın -benim fesatçım " ayırımını yapmak da ahlaken mümkün değildir.

Kadınları, çocukları savaş meydanı dışında asker ve asker olmayanları hedef alan her türlü adam öldürme failleri, ölenler veya öldürenler hangi din ve milletten olurlarsa olsunlar, ahlaktan nasipsiz canilerdir. Asla kahraman sayılmazlar. Oysa bu alanda da vıcık vıcık ve müstekreh bir çifte ölçütlülük burun direğimizi kırmaktadır:- Ölenler bizden öldürenler bizden değilse mutlaka ölenlerin öcü alınacaktır, öldürenler bizden ölenler bizden değilse öldüren eller dert görmesin.!

Ben bu çifte ölçütlülüğe karşı çıkıyorum. Bunu bir türlü anlamayanlar ve daha kötüsü anlamazlıktan gelenler de gaflet veya ahlaksızlıktan ileri gelen acı sözler yöneltiyorlar. Gafilleri uyarmaya çalışmak insanlık ödevimizdir. Ahlaksızlığı çıkarları dolayısıyla seçenlerden kurtuluş yoktur. Benden uzak olsunlar da hiçbir yere de sultan olamasınlar!

Arz üzerinde insanlık sınavının bitme zamanı gelince "Salihler ve muttakiler (Allah''ı sevenler ve Allah tarafından sevilenler)in huzur içinde olacakları bir sevgi adaleti dönemi yaşanacaktır. Salihlerin konuştukları dil veya ciltlerinin rengi önemli değildir. Bunlar Allah''ın verdiği manevi renge boyananlardır. (Rengine hem boyasına boyandım / bu boyaya boyanmayan gelmesin ! -Pir Sultan Abdal )

Musa a.s. devrinin hidayet ehlinin adı hidayete erenler anlamında Yahudi idi. Bu kelimeyi ırk adına çevirmenin meşum sonuçları ortadadır. Salihlerin yönetiminden önce insanlığın ırk üstünlüğü gafletinden uyanmaması dolayısıyla Kitabı Mukaddes''te ve Kur''an-ı Kerim ''de Leviathan, Canavar, Yeryüzü Canavarı, Dabbet-ul-Arz gibi simgelerle ifade edilen bir zulüm odağının hakim olduğu kötü dönem yaşanacak, Dabbet-ul-Arz insanlığı dalayacaktır (Neml Suresi ). Nitekim Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında yaman dalamıştır: Şimdi Dabbet-ul-Arz''ın sözcülüğünü neoconlar yapmaktadır. Canavar kan içmeye doymamaktadır. Son yıllarda İsa''nın Dağ Vaazi''nin mustaz''aflara verdiği ümidi de yok etmek için İsa''nın gerçek Mesih olmadığını el altından tebliğ etmektedir. Nick Page adını kullanan birisinin Sahte Mesih adlı kitabının Almanca çevirisini Zürich''te gördüm 23 Ağustos günü dönüş yolculuğumda da Almanya''daki Hz. İsa ve Hz. Meryem ile ilgili akıl almaz karikatür rezaletinin haberini okudum. Selma Rüşdi faciasını hatırladım. O yaratığın kitabına ve Danimarka''daki karikatür faciasına seyirci kalan ve destekleyenlerin şimdi nasıl güçsüz kaldıklarını ibretle düşündüm. Meryem oğlu Mesih''e yönelen bütün yılan tıslamalarını her mümin gibi ben de tel''in ediyorum. Nitekim "Günaha Son Çağrı" filmine tepki gösterenler de yine "Rafıziler" olmuştu. Selman Rüsdi''ye karşı ben Türkiye''de ilk kez olarak Şeytan Rivayetleri kitapçığını yayımlayınca hiç beklemediğim bir tepki ile karşılaştım. Bugün de boruları öten bazı dini bütün Müslümanlar ve İngiltere veya Amerika''da medrese tahsili görüp kutsal saydıkları Amerikanca''ya vakıf oldukları için kendilerini haşa Resul-i Ekrem''den (s.a.) üstün bilgili ulemadan sayanların hucumuna maruz kaldım. Birincilere göre ben bu korkunç şeytan ayetleri rivayetini uyduranları eleştirdiğim için ehli Sünnet alimlerine dil uzatmıştım. İkincilere göre ise ben Selman Rüşdi''nin bu melun kitabında Resul-i Ekrem''i (s.a.) değil İmam Humeyni ''yi hedef aldığını pekala bildiğim halde bilmezlikten gelerek Selam Rüşdi''ye haksız yere hücum etmişdim.

Hınzır deli emperyalizm''inde ahlak aramak boşuna bir gayrettir. Benim üzüldüğüm akıllarını kullanmadıkları için dumura uğratan gafillerin çokluğundandır. Olan bitene trene bakar gibi bakıp sonunda kendilerinin de mezbaha sıralarının geleceğini düşünmeksizin geviş getirmek insan onuruna yakışır mı? (Koşumdan koşuma gözleri öpülecek bütün sevgili öküzlerden özür diler, gözlerinden öperim). Batılı olmak, Hristiyan olmak, birkaç dil paralamak, yüksek öğrenim görmek, hınzır deli emperyalizminin beyin yıkama işlemlerine karşı bağışıklık kazanmayı maalesef sağlamıyor. Yine İsviçre''de bulunduğum sırada Amerikan kaynaklı bir yalanın NZZ, 22 Ağustos 2012 de yayınlandığını gördüm. Yakında, bizim basında gerek islamcı ve gerek batıcı birçok kalem sahibinin bu iftiraya -Merhum Akif''in ifadesi ile- "Hasbi simsarlık" yapacaklarından hiç süphem yok!

İftira şudur: Hizbullah''ın lideri Hasan Nasrullah ve Hizbullah topluluğu "uyuşturucu ticareti"nin başlarında yer almakta imiş!

Gam yükü ile yolculuğa çıktım ve batı cephesinden de bir nice gam yükü yüklenerek döndüm. Uçakta Hayrettin Karaman hocanın sütünundan gönlüme bir ümid nefhası esti: Hoca Seyyid Kutub izleyicisi olan eski İhvan''ın sesini aktarıyordu. Yazısını da " Ortak İslam inancında kardeş olmaya bakmak gerekiyor" tavsiyesi ile bitiriyordu.

Benim de söylediğimin bundan farkı yoktur. Ne var ki, şimdi ve özellikle Suriye''de dümen başında olanlar için "eski çamlar bardak oldu" deyimini hatırlamamaya da imkan yoktur. Hayrettin Karaman Hoca eski İhvan-ul -müsliminden bahsediyor Oysa bugün birçok kişi "İhvan-ul-muslimini" temsil ediyorlar. Hayrettin Karaman hoca iyi gönüllüdür ve herkesi de kendi gibi zannetme eğilimindedir. 1996''da merhum Erbakan hocanın Başbakanlığı döneminde çağrıldığım bir hukukçular toplantısında ben bugün de söylediğim gibi " İnsan onuruyla bağdaşmayan cezaların Şeriat''de yeri olmadığı"nı söyleyince İhvan-ul-Musliminden olanlar hucuma geçmişlerdi. Bu görüşümün "İran " ile ilgisi olmadığını söyleyince de İran ile İslam''ın esasen ilgisi olamayacağını da bana veciz şekilde beyan etmişlerdi. Mâr-i sermâ- dîdeye Rabbim güneş göstermesin!

Bu yazı da Merhum Yahya Kemal''in bir mısra''ından iktibas ile bitsin ve başlığını alsın: -(Ey gönül!) Fecr''e az zaman kalıyor! Fecr''i bekleyen gerçek Azizan''a selam!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.