Yazarlar Kan davalınızla kahvaltınızın menüsünde kim olacak?

Kan davalınızla kahvaltınızın menüsünde kim olacak?

Hüseyin Likoğlu
Hüseyin Likoğlu Gazete Yazarı

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı açıkça hedef alması, Fetullahçı hainlerin ne kadar ileri görüşlü olduğunu hatırlattı bana. 2011 yılında yarı açık, yarı gizli bir şekilde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı hedef alan Fetullahçı hainler, “Küresel güçler Tayyip Bey’in üstünü çizdi. O artık olmayacak, öyle ya da böyle gidecek” diyorlardı.

Fetullahçıların bu vaazına inanan AK Parti içerisinde bazı isimler yavaş yavaş tasını tarağını toplayıp gitmeye başlamışlardı. Bazıları da “Hedef parti değil, hedef Erdoğan” diyerek, “Erdoğan giderse parti bize kalır. Bu güçlerin bizimle bir derdi yok” anlayışıyla içeride kalmayı tercih etti. Onlar da 15 Temmuz’dan sonra baktılar Erdoğan’ın gideceği yok, sağa- sola gelecek ve deva olmak için gittiler.

Fetullahçı İdris Bal’ın, “Erdoğan gidici. Bizler Erdoğan’sız AK Parti’ye ya hazırlıklı yakalanacağız ya da hazırlıksız yakalanacağız” diyerek, gizli saklı toplantılar yaptığı dönemde Joe Biden, ABD başkan yardımcısıydı. Anlaşılıyor ki Biden, bugün seçim kampanyası sırasında sarf ettiği sözleri, o günlerde perde arkasında Fetullahçı çevrelerle paylaşıyormuş. Fetullahçılar onun için Erdoğan’ın küresel güçler tarafından gönderileceğinden o kadar emin idiler.

Çözüm süreci döneminde ‘kötü çocuk’ olan Selahattin Demirtaş, 2014 yılının Eylül ayında ABD’de Ermeni diasporasının önemli isimleriyle bir araya geldikten sonra o da Erdoğan’ın gidici olduğuna inandı. Artık ‘cici çocuk’ olmaya karar verdi.

Cici çocuk olmak için ABD’den Türkiye’ye döner dönmez, ilk talimatını verdi. 6-8 Ekim olaylarıyla uzun zamandır barış yellerinin estiği bölgeyi yeniden kan, şiddet ve korku iklimine çevirdi. Tamamı Müslüman Kürt olan 50 insanın hayatını kaybettiği olayların katliam emrini verdi.

Dolmabahçe’de kurulan çözüm masasından bir gün sonra Aslı Aydıntaşbaş, Milliyet gazetesindeki köşesinde ‘Kürtler Bizi Sattı mı’ başlıklı bir yazı kaleme aldı. Çözüm masasını ve PKK’nın silah bırakma ihtimalini Kürtlerin kendilerini satması olarak gören kafalar endişe ile Aslı Hanımı aramış. Aslı Aydıntaşbaş’ın bu endişelilere ne cevap verdiğini bilmiyoruz, ama onları tatmin edecek cevabı Demirtaş’ın 1.5 ay sonra onlara verdiğinden eminiz.

Cici çocuk Selo, bu endişe sorusunun üzerinden 1.5 ay geçtikten sonra Meclis’te partisinin grup toplantısında kürsüye çıkararak o meşhur rahatlatıcı açıklamayı yaptı. Selo, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Seni başkan yaptırmayacağız” dedi. Çözüm sürecini Kürtlerin kendilerini satması olarak niteleyenler “ohhh be” diyerek derin bir nefes aldılar.

15 Temmuz’da milletin direnişi heveslerini kursaklarında bıraksa da, 16 Nisan referandumu ile nefesleri kesilse de hiç pes etmediler. Ne de olsa çıkmamış candan umut kesilmez. 24 Haziran seçimleri ile bitkisel hayata girdiler, ancak Joe Biden ve Macron’un onları hayata döndüreceği umuduyla yeniden ümitlendiler.

Demirtaş’ın Meral Akşener’e çat kapı kahvaltı çıkışı bu yeşeren ümidin tezahürüdür. Akşener’in de kan davalısı olarak gördüğü Demirtaş’a kapıları sonuna kadar açması aynı atmosferin neticesidir. Şayet öyle bir kahvaltı söz konusu ise menüde Tayyip Erdoğan olacağı için sofraya kiminle oturduğunuzun bir önemi yok. Mesele kiminle ne yiyeceğiniz değil, kimi yiyeceğinizdir. Bu örtülü ve açık ittifakı oluşturan ruh hali de budur.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.