Yazarlar Türkiye korkusu salgına dönüşmüş Türkiye dönmüşse başkaları gidecektir Erdoğan düşmanlığının iç politikayla zerre alakası yok Doğu Akdeniz Türkiyenin

* “Türkiye korkusu” salgına dönüşmüş. * Türkiye dönmüşse başkaları gidecektir! * Erdoğan düşmanlığının iç politikayla zerre alakası yok. * Doğu Akdeniz Türkiye’nin!

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül gazete Yazarı

Yüzlerce yıldır tanık olmadığımız ölçekte güç kaymaları, coğrafyamızda çok büyük güç boşlukları oluşturdu. Buraları kim dolduracaktı?

ABD mi? Fransa mı? Avrupa Birliği ülkeleri mi? İsrail mi? Yoksa ABD-İsrail kontrolündeki Arap rejimleri mi?

Hiç biri… Batı medeniyetinin gerilediği, yüzlerce yıllık güç tekelinin kırıldığı, onlara meydan okuyan yeni güçlerin sahne aldığı bir çağda, hiç biri.

Türkiye dönmüşse başkaları gidecektir.

Çünkü Türkiye döndü. Bütün gücüyle, aklıyla, hafızasıyla, iddialarıyla döndü.

Türkiye dönmüşse, başkaları gidecek demektir. Biz ne zaman dönmüşsek, ne zaman yükselmişsek başkaları gerilemiş, güçten düşmüştür. Çünkü bizim varlığımız da, mücadelemiz de hep en güçlülerle olmuştur.

Bugün Akdeniz’den kimlerin gideceğini, gitmek zorunda kalacağını, coğrafyamızdan hangi güçlerin eksileceğini görür hale geldik. Bu çekilme çok daha dramatik hale gelecek.

Çok güçlü dediğiniz ülkelerin bir bir nasıl etkisizleştiğini göreceksiniz. Avrupa daha da zayıflayacak, coğrafyadaki yapay devletler daha da işe yaramaz hale gelecek, göreceksiniz.

O ‘cephe’ içeriyi, ABD, AB, İsrail ekseninde tutacaktı.

Bütün bunlar hesaplanırken, güç denklemi yeniden kurulurken onlar Türkiye’yi her planın dışında tuttular. Çünkü ondan korkuyorlardı. Uyanmasından, harekete geçmesinden, bütün bu oyunları sıfırlamasından korkuyorlardı.

Bu yüzden de içeride, siyasal aklı, toplumsal eğilimleri yönetecek yapılanmaları önceden kurdular. Siyasi kimliğine bakmaksızın, birbiriyle hiç ortak alanı olmayan siyasi partileri bir araya getirdiler. Bu partilerle terör örgütlerini ortak bir cepheye soktular.

Amaçları; bu yeni cephe iç kamuoyunu ABD ve Avrupa’nın, İsrail’in hesaplarına göre yönetecek, onlar da o güç boşluğunu yeniden planlayacak, bu arada Türkiye’yi dışarıda tutmayı başarmış olacaktı. Ülkemize karşı oyun hem coğrafya genelinde hem de içeride kurulmuştu.

Türkiye’yi yalnız bırakanlar, Batı ile çalışanlar, büyük hayal kırıklığına uğrayacak.

Mücadele verdiği bütün cephelerde Türkiye’yi yalnız bırakanların tamamı, Batı’nın bu yeni güç haritası planının parçasıdır. Biz buna ihanet diyoruz. Siyasi tarih böyle diyor. Yüzyıllardır bu coğrafyada tanık olduğumuz acı olaylardan birine daha tanık oluyoruz.

Onların Türkiye’yi yanız bırakmalarının, onların Erdoğan’a cephe almalarının iç siyasetle zerre alakası yok. Onların siyaset dili, pozisyon alışları, muhalefet biçimleri tamamen ABD’nin, Avrupa’nın, İsrail’in bölgemizdeki bu yeni yapılanma ile uyum içinde. Dikkatli bakan herkes bu gerçeği görecektir.

Korku, panik işte bu yüzden.

Ama bekledikleri gibi hiç olmadı. Olamayacak da. Dışarıda ve içeride ne kadar çabalasalar, ne kadar tehdit etseler, bu coğrafyadaki güç boşluğunu sadece Türkiye dolduracak. Yüz yıl aradan sonra harekete geçen Türkiye, korktuklarını başlarına getirecek.

Fransa’nın telaşının sebebi bu. Yunanistan’ın paniğinin sebebi bu. BAE-Suud cephesinin düşmanlığının sebebi bu. İsrail’in Türkiye’ye karşı Arap cephesi kurmasının nedeni bu. Bölgedeki bütün taşeronları Türkiye’nin karşısına çıkarmalarının sebebi bu.

Erdoğan’a ne kadar düşman olursan o kadar ‘aferin’ alırsın

Avrupa’da bütün ülkelerin iç politika malzemesi Erdoğan ve Türkiye. ABD’de Trump-Biden rekabetinin tartışma konusu Erdoğan ve Türkiye. İsrail’de de öyle.

Bazı Arap rejimleri ne kadar Erdoğan ve Türkiye karşıtı olursa Batı’dan o kadar çok aferin alıyor. İktidar alanlarını böyle sağlamlaştırıyor.

İçeridekiler ne kadar Erdoğan karşıtı olursa, o kadar Batı’nın gözüne gireceklerini düşünüyor. Bizimkilerin pozisyon alışlardı da “Türkiye’yi durdurma”ya ayarlı.

Sadece bu gerçek bile, Türkiye’nin nasıl bir güç haline geldiğinin açık ilanıdır.

Bu kadar beklemiyorlardı. Ellerindeki son silah alındı. Şaşkınlar..

Batı, ummadığı, tahmin etmediği ölçekte bir gücün yükselişine tanık oluyor. “Türkiye uyanırsa” korkusu hep vardı. Ama bu kadar hızlı, ani ve kararlı olacağını, bu kadar etkili olacağını, Türkiye’nin bu kadar cesur hareket edeceğini hiç düşünemediler. Şaşkınlar…

Türkiye, sadece birkaç yılda, Batı’nın müdahale edebileceği bütün alanları kapattı. En zayıf alan ekonomiydi, o da doğal gaz keşfiyle, daha keşfedilecek olanlar, açıklanacak olanlarla kapatıldı. Ellerindeki en güçlü silah da alındı. İçeride kurdukları cephenin de bir işe yaramayacağı çok yakın zamanda anlaşılacak.

Çünkü gücün eğilimi Türkiye’den yana. Küresel ölçekte bütün gelişmeler Türkiye’yi besliyor, onu güçlendiriyor. Türkiye de, coğrafyadaki bin yıllık siyasi zenginliği ile bu alanı besliyor.

Üzerimize sürdükleri şu kobaylara, tetikçilere bak!

Batı’dan Yunanistan’ı bir kobay olarak Türkiye’nin önüne sürdüler. Doğu’dan Ermenistan’ı bir kobay olarak Türkiye’nin önüne sürüyorlar.

Güney’de BAE, Mısır rejimi ve Suudi Arabistan yönetimini Türkiye’nin önüne sürdüler. Muhammed Bin Zayed ve Muhammed Bin Selman öncülüğünde bir İsrail-Arap cephesi inşa ettiler.

PKK ve DEAŞ gibi örgütleri Türkiye’nin önüne sürdüler. DHKP-C ve başka örgütler de bu iki örgütle aynı cephede. Bütün bunları dizayn edenlerle içeride “Türkiye’yi Durdurma Cephesi” kuranlar aynı güçler. Aynı adresler.

Türkiye’nin en büyük meydan okuması bu.

Ve Akdeniz merkezli çok büyük hesaplaşmayı başlattılar. Bu; 1. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük kuşatma, saldırı harekatıdır. Ama bu; aynı zamanda, yüz yıl sonra Türkiye’nin en büyük meydan okumasıdır.

Asıl yakında Akdeniz’de bir gaz rezervi açıklanırsa görün kavgayı. Bütün çirkinlikleriyle yağma için gelecekler. İşte o zaman “Türkiye nedir” daha net görecekler.

Türkiye bugün bütün Batılı ülkelere karşı, onların bölgemizde ve içerideki ortaklarına karşı tek bir mücadele veriyor.

Velev ki imparatorluk! Ne yapabilirsin ki..

Son dört yılda onların “kırk yılda yapamaz” dediklerini yaptık. Bu hızla, bu güç yoğunlaşmasıyla daha nelerin, nasıl değişeceğini tahmin edin.

Batı’nın çöküşünü izliyoruz. Türkiye’nin yükselişine tanık oluyoruz. İşin özeti bu. Her yeni gelişme, değişim bu eksende olacaktır.

Macron Türkiye’yi “imparatorluk fantezisi kurmak”la suçlamış!

Velev ki öyle..

Ne yapabilirsin ki..

Sömürgecilik dönemi bitti! O düzen çöküyor. Yakında ardı ardına çökmüşler göreceğiz. Batı için “tarihin sonu” dedikleri bu olsak gerek.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.