Yazarlar Cananı hangi güç getirdiyse Kılıçdaroğlunu da o getirdi Atatürkü CHP eliyle bitirecekler

Canan’ı hangi güç getirdiyse Kılıçdaroğlu’nu da o getirdi. Atatürk’ü CHP eliyle bitirecekler!

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül gazete Yazarı

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun “Atatürk” demeyi reddetmesi, “Gazi Mustafa Kemal” demesi CHP’yi karıştırmış!

Aslında karıştırmadı. Sadece “CHP Projesi” üstündeki örtüyü azıcık kaldırdı. Bu örtü tam kalktığında neler göreceğimizi tahmin bile edemezsiniz.

Ne tuhaf, Atatürk’ün kurduğu partinin yönetimine getirilen isimler arasında, Atatürk soyadının zikredilmesi neredeyse yasak. Ve en Atatürkçü CHP’liler bile, bu yasağa açıktan tavır alamıyor. Atatürkçülük’le Türkiye’ye, herkese ayar verenler, Atatürk’ü kendi partisinde bile savunamaz hale geldi.

Canan ve Kılıçdaroğlu’nu oralara aynı güçler taşıdı.

Canan’a tepki gösteren hiçbir CHP’li onun ismini doğrudan ifade edemiyor. Edemez, çünkü arkasındaki gücü bilir. Onu oraya kimlerin yerleştirdiğini bilir. Edemez, çünkü korkuyor. Bir daha CHP içinde yer alamayacağını bilir.

Hepsi; Canan’ı CHP’ye yerleştiren güç ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına geçiren gücün aynı olduğunu biliyor.

Tiyatro’yu bırakın; CHP’nin eksenini kim değiştirdi, ona bakın?

CHP Projesi’nin ne olduğunu, nasıl ve kimler tarafından dizayn edildiğini, CHP’nin artık Türkiye’nin kurucu partisi olmadığını, merkez alandan örgütler eksenine çekildiğini, bunun arkasındaki planın neler olduğunu, Türkiye içinde bu yeni yapıya ne roller yüklendiğini hepsi biliyor.

Dolayısıyla, göstermelik tepkileri ciddiye almayın. Orada bir samimiyet yok. Herkes kendi rolünü oynuyor. Bu, sadece bir tiyatro. Muhtemelen Canan, üzerinde konuşulması yasak olan bir şeyi açık etti, hepsi bu.

Çok daha vahim olan bir durum var: CHP’nin ekseninin değişmesi. Eğer Atatürk tartışması bu kapıyı aralayacaksa CHP Projesi’nin ne olduğunu tartışalım ve bütün Türkiye görsün.

CHP Projesi neydi?Onu HDP yerine nasıl ikame ettiler?

2015 yılından bu yana CHP projesinin nasıl bir milli güvenlik meselesine dönüştüğünü, böyle kurgulandığını yazıyorum. Şöyle:

1- Oyun CHP Projesi ile başladı. Bu; Türkiye’nin kurucu partisini Kemal Kılıçdaroğlu ile yerli eksenden, merkezden çıkarıp Türkiye karşıtlığına çekme planıydı. Türkiye eksenine, vatan eksenine karşı bir çokuluslu plan biçimlendirildi.

2- Türkiye’nin merkez iktidar alanı böylece zayıflatılacak, bütün kimlikler çatışma alanına çekilecek, muhalif yapılar CHP odaklı tek çatı altında toplanacak, silahlı ve silahsız örgütlere kamuflaj sağlanacaktı.

3- Bu çerçevede, CHP kimliği altında bir HDP kimliği oluşturuldu. Mezhep ve etnik kimlik eksenli bir yönetim kadrosu şekillendirildi. Özellikle AB, CHP’yi HDP yerine ikame ediyordu. Çünkü HDP artık içeride bekledikleri etki için yeterli olmuyordu.

CHP’yi nasıl milli güvenlik meselesine dönüştürdüler?

4- Türkiye’nin siyasi omurgası ile, yüzyıllardır devam eden siyasi genetiği ile çatışma halinde olacak bir cephe kuruluyordu. Türkiye’yi dışarıdan müdahalelere açık hale getirecek şekilde, bu cephenin siyasi aklı felç edildi, yerine çokuluslu akıl ikame edildi.

5- Güney’den kuşatma, Batı’dan müdahale, içeriden çatışma, iç işgal girişimlerinin uzantısı haline gelen HDP bir siyasi mesele değil, bir milli güvenlik meselesiydi.

Şiddetten beslenen bu yapıyı kim koruyorsa, kolluyorsa, siyasi söylemlerine örtü oluyorsa, o yapı da milli güvenlik sorunudur. CHP’nin yeni rolü böyle belirlenmiştir.

6- Avrupa Birliği HDP ile yürüttüğü ajandasını bundan sonra CHP ile yürütecektir. CHP’nin ekseni kaymış, HDP’nin bıraktığı boşluğa yerleştirilmiştir.

İçerideki ‘cephe’yi kim yönetiyor? Çok vahim!

7- Türkiye’nin ana muhalefet partisinin, terör örgütlerinin uzantılarını yönetime taşıması, aday sıralamasında öncelemesi ülkemiz için çok vahim bir durumdur.

8- Suriye-Irak hattında kurulan, Türkiye’yi engellemeye dönük Güney Kuşağı gibi, bir cephe de CHP üzerinden içeride kurulmuştur. Güney Kuşağı ile bazı CHP yöneticileri arasındaki ilişki, geçişgenlik gizlenemez hale gelmiştir.

9- Kılıçdaroğlu; CHP’nin başına geçtiği günden bu yana, bütün gücünü Türkiye ile mücadeleye ayırmış, hiçbir zaman Türkiye ekseninde durmamış, kim Türkiye ile mücadeleye girişmişse onun sözlerini tekrarlamıştır.

Erdoğan’ı tasfiye için BAE ile hareket ediyor.

10- Ne gariptir ki; doğası gereği Araplara mesafeli olan CHP, son dönemde BAE eksenli siyasi dili ve tavrı içeride gösterir olmuş, bölgede ve küresel ölçekte Erdoğan’ı tasfiye etmeye dönük bütün projelere destek vermiştir.

11- 31 Mart seçimlerinde “CHP’nin aday listesini kimler belirledi” sorusunun cevabı sanırım her şeyi anlatmaya yetecektir. Akıl hocaları kimdi, o gizemli merkezler neresiydi? AB çıkarları mı, ABD kurguları mı yoksa para ilişkileri mi?

Tuzak CHP’lilere kuruldu. CHP ile Atatürk arasında hiçbir bağ kalmamıştır.

12- En büyük oyun CHP seçmenlerine karşı kuruldu. Onlar hâlâ eski CHP var sanıyor ama o CHP siyasi kimliğini çoktan kaybetti, siyasi denklemden çıktı. Bugünkü CHP başka bir siyasi partidir. Türkiye’yi değil, çokuluslu aklı ve öncelikleri temsil eder.

13- 2015 yılında bütün bunlara dikkat çekmiş; “CHP Türkiye ekseninden çıkarılacak” başlığı altında yazılar yazmıştım. Ve o gerçek oldu. Artık CHP ile Atatürk arasında hiçbir bağ yoktur. Muhtemelen de Atatürk’ü CHP eliyle unutturacaklar.

14- Dolayısıyla Canan’ın sözleri, sadece bir örtüyü araladı. O örtü tamamen kalksın, siz o zaman göreceksiniz CHP Projesi’nin arkasında neler olduğunu.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.