Yazarlarİstanbul"da Kafkasya zirvesi

İstanbul"da Kafkasya zirvesi

İbrahim Karagül
İbrahimKaragülGazete Yazarı
İstanbul''da yapılacak ve 54 ülkenin temsil edileceği ''Yüzyılın son zirvesi'' Çeçenistan, Güney Kafkaslar''daki güçler dengesi ve enerji pazarlıklarının gölgesinde geçecek. Soğuk Savaş döneminde Doğu ile Batı arasında bir uzlaşma yolu olması için oluşturulan AGİT, Sovyetler''in dağılmasından sonra kurulan Rusya Federasyonu tarafından ABD''nin Balkanlar ve Kafkaslar''daki yayılmasına karşı bir can simidi gibi kullanılmaya çalışıldı. İstanbul''daki zirvenin en önemli iki gündem maddesi olan Avrupa Güvenlik Şartı ile AKKA Anlaşması''nın güncelleştirilmesi de yine Kafkaslar''daki Rus varlığını belirleyecek olan, dolayısıyla Çeçenistan ve Güney Kafkaslar''daki son gelişmelerle birebir bağlantılı konular. 1994''te Rusya tarafından gündeme getirilen ve Avrupa güvenlik modelini belirleyecek olan Avrupa Güvenlik Şartı''nın imzalanması konusunun zirvede Avrupa, ABD ve Rusya arasında şiddetli tartışmalara yolacacağı belirtiliyor. Zira Avrupa güvenliğinin ana ilkelerini belirleyecek olan Şart''ın, Avrupa ile Rusya''nın ortak geleceği üzerinde etkili olacağı gibi, muhtemel bir Avrupa-Rusya yakınlaşmasına karşı ABD''nin tepkisini de ortaya çıkaracak. Avrupa ile Rusya''nın ortak geleceği Washington''ın Avrupa ve Asya''daki etkisine yönelecek en ciddi tehlike olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca bir Avrupa Barış Gücü''nü de ortaya çıkarabilecek olan Güvenlik Şartı, ABD kontrolündeki NATO''nun uluslararası müdahale gücünü de, hiç olmazsa Doğu Avrupa, Balkanlar ve Kafkaslar''da sınırlayabilecek. Nitekim Kosova operasyonunu sona erdiren anlaşma Avrupa ile, daha doğrusu Almanya ile Rusya arasında yapıldı ve Amerika burada bir oldu bitti ile karşı karşıya kaldı.

Bir diğer önemli konu olan AKKA''nın güncelleştirilmesi konusu da Çeçen savaşı nedeniyle tehlikeye girdi. Rusya saldırıları başlattığı günlerde AKKA''nın operasyonu sınırlayan bölümlerini yok saydığını ilan etmişti. ABD ise, Rusya''nın Çeçenistan işgaleyle AKKA''yı ihlal ettiğini, bunu için İstanbul Zirvesi''nde güncelleştirme anlaşmasının imzalanmayabileceğini açıkladı. Birinci dereceden Türkiye''nin güvenliğini ilgilendiren bir konuda bu tür tartışmalar yapılırken Ankara, Rusya''nın Kafkaslar''a yeniden dönüş girişimine karşı ciddi bir politika ortaya koyamadı. Oysa Ankara, zirveye ev sahipliği yapan bir ülke olarak bölgedeki gelişmelere karşı herkesten önce söz söyleme imkanına sahipti.

Ecevit Türkiye''nin elini zayıflattı

AGİT zirvesinin en önemli iki gündem maddesi olan Avrupa Güvenlik Şartı ve AKKA''nın yenilenmesi konusu Çeçenistan''daki soykırım, Ermenistan''daki etkinlik savaşı ve enerji pazarlıkları ile biraraya geldiğinde İstanbul Zirvesi''nin bir Kafkasya zirvesine dönüşeceği ortada. Rusya, gerek Çeçenistan''daki işgal harekatı gerekse Erivan''daki kanlı baskınla Karabağ anlaşmasına imkan vermeyip, Bakü-Ceyhan''ın Ermenistan üzerinden Türkiye''ye ulaşmasını engelleyerek, zirveye bir adım önde katılıyor. Ancak Moskova, gerek Hazar petrolleri ve boru hatları gerekse doğalgaz pazarlıkları konusunda şansını büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Başbakan Ecevit''in fiyaskoyla sonuçlanan Moskova gezisi sonrası Mavi Akım Projesi konusunda Rusya ve Türkiye''deki Rus lobisi büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Rusya''nın Kafkaslar''daki yeni yayılma sürecinden endişelenen güçler, Türkiye''nin Mavı Akım konusundaki ısrarını da kırdılar ve Rusya için paha biçilmez bir ekonomik kazanç olan proje belirsiz bir tarihe ertelendi. Buna karşılık Türkmenistan ve Azerbaycan ile Türkiye arasındaki doğalğaz pazarlıkları hızlandırıldı. Bakü-Ceyhan petrol boru hattı için de zirvede bir dizi somut gelişmelerin olacağı müjdesi verildi. Yani Türkiye ile Rusya arasındaki pazarlıklar bir anlamda sabote edildi.

Ecevit''in ''Avrupalı'' tavrı

Balkanlar''da, Kafkaslar''da ve Orta Asya''da Amerika ile birlikte hareket eden Türkiye, Ecevit''in Moskova ziyaretiyle aslında ''Avrupalı bir tavır'' ortaya koymuştu. Ankara ile AB arasında son zamanlarda gelişen yakınlaşmaya ve Avrupa Birliği ile Rusya''nın ortak geleceğine yatırım yapmayı amaçlayan, ancak Türkiye''nin içinde bulunduğu Amerikan ekseninin Avrasya''daki çıkarlarını kötü yönde etkileme potansiyeli taşıyan bu ziyaretten hiçbir sonuç alınamamasına hiç şaşırmamak gerekir. Türkiye''nin ziyaretten elde ettiği tek bir sonuç var; Kafkaslar''daki pazarlık gücünün büyük yara alması. Yüzyılın son zirvesi arefesinde Türkiye için bir lüksten başka anlam ifade etmeyen bu çıkış, ABD-Avrupa-Rusya ekseninde, Türkiye''nin içinde bulunduğu durumu ve Avrasya''daki paylaşım savaşında Türkiye''nin elini zayıflattı, güvensizliğini ortaya koydu. Türkiye''nin birçok kozu elinde bulundurduğu coğrafyada kıyasıya bir rekabetin sürdüğü bir dönemde Ankara''nın bu tavrı yüzünden Kafkaslar''daki nüfuzumuz büyük ölçüde yara aldı. Çeçenler''i PKK''nın statüsüne indirgeyen ve bunun için Ruslar''dan alkış alan Başbakan, sadece Çeçenler''in değil, bütün Kuzey Kafkasya halklarının Türkiye''ye duyduğu güveni ve bağlılığı yoketti. Böyle bir basiretsizliğin bedelinin muhakkak ödenmesi gerekir. ABD Başkanı Clinton''ın; "20. yüzyılın tarihi Osmanlı''nın çöküşü ile belinlendi. 21. yüzyıl ise Türkiye''nin rolünü nasıl tanımlayacağına göre şekillenecek" sözleriyle, Ecevit''in Moskova''da Türkiye''yi düşürdüğü alçaltıcı durumu bir arada düşünmek ne kadar zor.

Moskova''ya Çeçenistan baskısı artacak

Bugüne kadar Rusya''nın Çeçenistan''ı işgaline seyirci kalan ABD''nin, zirve öncesi Rusya''ya yönelik tepkilerini şiddetlendirmesi bekleniyor. Nitekim son zamanlarda Washington''dan Moskova''ya ardı ardına uyarılar gelmeye başladı bile. Eğer Moskova, Ermenistan''a müdahale edip Karabağ barışını, dolayısıyla boru hatlarının Ermenistan''dan geçmesini engellemeseydi ABD''nin Çeçenistan konusunda suskunluğu devam edecekti. Ancak Moskova hem Karabağ barışını engelleyerek boru hattı planını zora soktu hem de Rusya''nın Kafkaslar''daki üssü Ermenistan''ın Batı''dan yana tercih koymasını engelledi. Yani Moskova, hem Kuzey Kafkasya''da hem de Güney Kafkasya''da Batı''ya gol atmış oldu. Oysa Rusya Güney Kafkasya''yı rahat bırakarak Kuzey Kafkasya''ya yönelecek müdahaleyi engelleyebilirdi. Her ikisi üzerinde de taviz vermeye yanaşmayan Moskova, zirvede şiddetli bir tepkiyi göğüslemek zorunda kalacak. Ancak zirve öncesi Rusya''da birçok şey değişebilir. Çeçenistan''daki soykırımdan geri adım atılmasına kesinlikle razı olmayan Başbakan Viladimir Putin ve bazı generaller gözden çıkarılabilir. Nitekim generaller ile Kremlin arasındaki tartışmalar basına yansımaya başladı bile. Yine Rus gazeteleri Başbakan Putin''in Yeltsin tarafından görevden alınacağını belirterek, muhtemel başbakan adaylarının isimlerini yayınlamaya başladılar bile.

İstanbil Zirvesi''nin bu açılardan bir Kafkasya Zirvesi''ne dönüşeceği muhakkak. Gerek enerji pazarlıkları, gerek Avrasya''nın geleceği ile birebir ilintili olan stratejik boru hatları ve gerekse Kafkaslar''daki etkinlik savaşı zirveye damgasını vuracak. Rusya''ya yönelen tepkiler ise, bir insanlık trajedisinin yaşandığı Çeçenistan üzerinde şekillenecek.

21. yüzyılın AvrupasıAGİT''in İstanbul''da yapılacak yüzyılın son zirvesinde, Avrupa''nın 21. yüzyıldaki güvenlik çerçevesini belirleyen Avrupa Güvenlik Şartı ile AKKA''nın yeni şartlara uyarlanmış şeklinin imzalanması bekleniyor.ANKARA- Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı''nın (AGİT) İstanbul''da yapılacak yüzyılın son zirvesinde, Avrupa Güvenlik Şartı ve Avrupa''da Konvansiyonel Kuvvet Anlaşması''nın (AKKA) yeni şartlara uyarlnmış şeklinin imzalanması bekleniyor. Rusya''nın 1994''te gündeme getirdiği, Avrupa Güvenlik Şartı''nın, AGİT ilkelerini teyit eden ve yeni yüzyılda hangi işlevleri ve fonksiyonları icra edeceği hususunda genel bazı ilkeleri öngöreceği kaydedildi. Ayrıca, AGİT''in önemli bir uğraş alanı haline gelmesi düşünülen barış koruma harekatlarının nasıl yapılacağını ve bunlar için yeni mekanizmalar geliştirilip geliştirilmeyeceğini hedefleyen bir belgenin de imzalanması bekleniyor. AGİT dönem başkanlığını yürüten Norveç tarafından hazırlanan güvenlik konusundaki dördüncü taslak üzerinde de ciddi tartışmalar yaşanıyor. İstanbul''daki zirve sonunda, Çeçenistan, Kosova ve Karabağ sorunlarını da içeren bölgesel konularla ilgili ortak bir deklarasyon yayınlanması bekleniyor. Sözkonusu bildirinin AGİT''in diğer uğraş alanlarını ve özellikle bölgesel çatışmalar konusundaki misyonlarının sonuçlarını içerecek bir deklarasyon olması öngörülüyor. Zirvede, 1986 yılından beri geliştirilen Viyana Belgesi''nin gözden geçirilmiş şeklinin devlet ve hükümet başkanları tarafından kabul edilmesi bekleniyor. Askeri kuvvetler, silah ve teçhizat ile bunların konuşlandırılacağı yerler hakkında bilgi değişimini içeren Viyana Belgesi''nde, ülkeler her yıl savunma planlaması konusunda da bilgi alışverişinde bulunuyorlar. Ülkelerin olağan dışı veya tehlikeli askeri faaliyetlere giriştiklerinde belge gereğince, bilgi değişimi, işbirliği ve temas mekanizmalarının tesis edilmesi öngörülüyor. Hava üslerinin ziyareti için özel hükümlerinin ibraz edilmesinin yanısıra askeri makamlar arasında da temas öngörülen belgede, belirli düzeylerdeki tatbikat ve yığınakların bildirilmesi, 9 bin askeri kapsayan askeri faaliyetlerin 9 gün önceden bildirilmesi, asker sayısının 13 bini aşması halinde de gözlemci çağırmak zorunluluğu bulunuyor.

AKKA Uyarlama Anlaşması

İstanbul''daki zirve sırasında, AKKA Uyarlama Anlaşması''nın kabul edilmesi de bekleniyor. Beş kategoride önemli bazı indirimler ve kısıtlamalar getiren ve Avrupa güvenliğinin büyük ölçüde temel taşını oluşturan bir düzen olan AKKA, imzalandığı tarih itibariyle NATO ve Varşova Paktı olmak üzere iki blok esasına dayalıydı. Varşova Paktı''nın çökmesinden sonra taraflar, İstanbul''daki zirvede blok tavanlarından ülke tavanlarına geçecekler. Böylelikle, AKKA''da bloklar içinde var olan ülkesel tavanlar, doğrudan ülkesel tavanlar şeklinde tanımlanacak ve değişen güvenlik şartlarına göre uyarlanmaya çalışılacak.

Yugoslavya hariç 54 ülke katılıyor

İstanbul''daki zirveye, üyeliği 1992 yılında askıya alınan Yugoslavya dışında 54 ülke katılacak. Zirveye katılan ülkeler şunlar: "Arnavutluk, Andora, Ermenistan, Avusturya, Azerbaycan, Belarus, Belçika, Bosna Hersek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Kanada, Hırvatistan, GKRY, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Gürcistan, Almanya, Yunanistan, Vatikan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Kazakistan, Kırgızistan, Letonya, Liechtenstein, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Moldova, Monako, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, San Marino, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, İspanya, isveç, isviçre, Türkiye, Tacikistan, Makedonya, Türkmenistan, Ukrayna, Britanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Özbekistan". Zirveye üye 54 ülkenin yanısıra, AGİT''in Akdeniz''de işbirliği yaptığı Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Fas ve Tunus da katılacak.

Denktaş yok Klerides var

AGİT İstanbul Zirvesi''ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) katılamazken, Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Glafkos Klerides başkanlığındaki 30 kişilik bir heyetle katılacak. Türkiye''nin tüm itirazlarına rağmen AGİT''e üye olarak kabul edilen GKRY, yine AGİT''in bağımsız işlevinden dolayı İstanbul''da yapılacak zirveye katılırken, KKTC''yi tanımayan ve KKTC ile herhangi bir diplomatik ilişki geliştirmeyen AGİT''in kararı yüzünden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş zirvede bulunamayacak. Türkiye, zirveye sadece ev sahipliği yapıyor ve bu nedenle de, GKRY''nin zirveye katılmasının Türkiye tarafından tanındığı anlamına gelmiyor. GKRY''nin Türkiye tarafından tanınması şeklinde yorumlanabilecek olguları göz önünde bulunduran Türkiye, GKRY yönetimi ile tüm yazışmalarını AGİT Sekretaryası aracılığıyla yapıyor. Buna göre, zirve için Türkiye''ye gelecek GKRY heyetinin vizeleri pasaportları yerine ayrı bir kağıt üzerine işlenecek. Türkiye, GKRY ile birlikte imzalamak zorunda kalacağı anlaşmalara çekince şerhleri düşecek.

Kafkasya zirveye damgasını vuracak

AGİT İstanbul Zirvesi birçok ikili ve bölgesel görüşmelere de ev sahipliği yapacak. Türkiye''nin önerisi üzerine, Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİB) Örgütü üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının zirveden önce ortak bir açıklama yapması planlanıyor. Dışişleri Bakanı İsmail Cem''in, Türkiye''ye gelecek 15 AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarına bir yemek vermesi beklenirken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in de AB dönem Başkanı Finlandiya Cumhurbaşkanı ile görüşmesi öngörülüyor. Zirve bir anlamıyla, Türkiye''nin AB üyeliği konusunda 10-11 Aralık''ta Helsinki''de yapılacak AB zirvesi öncesi, Türkiye''nin kulis faaliyetleri için önemli bir fırsat olacak. Demirel''in Ekim ayında Bakü''deki temasları ve Aliyev''in Türkiye''yi ziyareti sırasında gündeme getirdiği Bakü-Ceyhan boru hattı çok büyük bir aksilik çıkmaması halinde imzalanacak. Zirvede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan''ın, Dağlık Karabağ sorunu konusunda bir görüşme yapması beklenirken, Ermenistan Başbakanı Sarkisyan''ın geçen ay parlamentoda uğradığı saldırı sonucunda öldürülmesinin sözkonusu süreci olumsuz yönde etkilemesinden endişe ediliyor. AGİT''in Çeçenistan gözlemcileri de İstanbul''daki zirvede açıklanacak.

Zirvenin duayeni Süleyman Demirel

AGİT''in son zirvesinde, Cumhurbaşkanı Demirel 1975''te imzaladığı Helsinki Nihai Belgesi''nden 24 yıl sonra zirveye katılan tek lider olarak İstanbul Şartını imzalayacak. Helsinki Nihai Senedi''nin imzalandığı 1975''te ABD Başkanı olan Richard Nixon''dan İstanbul''daki Zirve''ye kadar geçen sürede sırasıyla Jimmy Carter, Ronald Reagan, George Bush ve Bill Clinton ABD''de iktidara geldi. Almanya adına Helsinki Senedi''ni imzalayan Başbakan Helmut Schmidt''ten sonra Helmut Kohl ve son olarak Gerhard Schröder iktidara geldi. Fransa adına Helsinki Nihai Senedi''ni Cumhurbaşkanı Valery Giscard D''estaing imzalarken, geçen süre içinde Fransa''da toplam 11 başbakan değişti. Dönemin Başbakanı Harold Wilson''un Helsinki Senedi''ne imza koyduğu İngiltere ise bugüne kadar 4 başbakan değiştirdi.