Yazarlar Atlatır mıyız?

Atlatır mıyız?

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Yaşı benim gibi kırkı geçenler, 90’ların başından 2003’e kadar süren 94 ve 2001 krizlerini de içinde barındıran o 12-13 yıllık korkunç dönemi çok iyi hatırlayacaklardır. Ekonomik istikrarsızlığa siyasi istikrarsızlığın da eklendiği, tabiri caizse dilenci durumuna düştüğümüz bir dönemdi. Dönemin içine bir post modern darbe, yakılan yüzlerce köy, mafya hesaplaşmaları, Susurluk skandalı, koalisyonlar, Anayasa krizi falan filan sığmıştı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
İsmail Kılıçarslan : Atlatır mıyız?
Haber Merkezi 04 Ağustos 2018, Cumartesi Yeni Şafak
Atlatır mıyız? yazısının sesli anlatımı ve tüm İsmail Kılıçarslan yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

2002’den itibaren hızla düzelen ekonomimiz, aynı zamanda kalkınmayı da yanına alarak belirli bir istikrara kavuştu. Finans sistemiyle mutabakat içerisinde, yabancı yatırımcı için cazibe merkezi haline gelen bir para sistemimiz oluştu 2002’den sonra.

Adını doğru düzgün koymak lazım… 2009 yılından itibaren oldu ne olduysa. 2009 yılı, Türkiye’nin dış politikada “makas değiştiriyorum” dediği yıldı çünkü. Özelde Ortadoğu coğrafyasına, genelde tüm İslam alemine yönelik bir açılımla viraj aldı dış politikamız. Afrika açılımımız da cabası.

Bence bir şey daha oldu 2009’da. Türkiye, çok uzun yıllardır “Amerikancı” bir görünüm içindeydi. Amerika ile müttefiklik ilişkilerimiz belki ortadan kalkmadı ama güçlü bir ülke olma niyetiyle Rusya, Çin, Avrupa Birliği, Körfez Arapları gibi merkezlerle de sıcak ilişkiler kurulan bir modele geçtik.

Şunun da adını doğru düzgün koyalım. 2009’dan sonra ülkemizin başına gelenler tabiri caizse pişmiş tavuğun başına gelmedi. Çözüm süreci meselesinden Gezi sürecine, 17-25 Aralık ihanetinden 15 Temmuz hainliğine değin pek çok krizle karşı karşıya kaldı ülkemiz.

Bu krizlere siyaseten cevap vermeyi başardık. Her biri ayrı ayrı taca çıkarıldı bu krizlerin. Gezi’nin ne olduğu da anlaşıldı, PKK’nın asıl amacı da, sümüklü Mehdi’nin hainlikleri de.

Ancak burada bir duralım. “Gelişmekte olan Türkiye ekonomisi bu siyasi krizlerin hepsinden sağ salim çıktı” demek zor, hem de çok zor. Tek başına doların Gezi öncesi seyri ile Gezi sonrası seyrine bakmak bile neyi kastettiğimin anlaşılmasına yeter.

Hayır, “dolar 10 lira bile olsa” şeklinde kurulan hamasi cümlelerde çözüm yok. Zira dolar değil 10 lira, değil 100 lira, 1.000 lira olsa bile yerimizin memleketin yanı olduğunu ayrıca belirtmenin özel bir anlamı yok.

Şunu gözden kaçırmıyoruz değil mi: Tüm dünyada dolar karşısında eriyen yerli para birimleri dalgası var ve ne yazık ki bu dalga ülkemizi epey sert vuruyor.

Şunu da gözden kaçırmıyoruz değil mi: Dolardaki çıkışı Trump denen gerzek ABD Başkanından bağımsız düşünmek mümkün değil. Çok belli, çok belirgin şekilde Türk lirasına yapılan bir baskı var ve bu gözümüzün önünde olup bitiyor.

Asıl nedenin Brunson Mrunson olduğunu da düşünmüyorum. Türkiye’nin “dolardan çıkış” meselesini dillendirmesi bile Amerika’nın kudurmasına neden olmuş görünüyor.

Denebilir ki “Türkiye, ekonomisini böyle bir baskıya hazır hale getirmeli değil miydi?” Ben de derim ki: “Evet, getirmeliydi. Ancak siyasi gelişmeler öyle baş döndürücü bir hızla ve öyle Türkiye aleyhine gelişti ki buna bir türlü fırsat bulamadı ülkemiz. Dostumuz Katar’ın köşeye sıkıştırılması bile bugün yaşadıklarımızın nedenlerinden biridir.”

Şurası önemli: Ekonomik kriz dediğin hiçbir şeye benzemez. İnsanların, işletmelerin, fabrikaların “çıkışsız” hissetmesi ekonomik krizi derinleştirir. Dolayısıyla tam bu aşamada sükûneti korumak her zamankinden daha önemlidir.

Umudum şudur: Görüyoruz ki dolar üzerine uygulanan baskıyla mücadele etmenin yollarını deneyen bir ekonomi yönetimimiz var. Ülkemiz köklü bir kriz yönetimi tecrübesine sahip ve en önemlisi güçlü bir siyasi irade yönetiyor memleketi.

Atlatır mıyız? Orasını bilemem. Orasını olayların nasıl geliştiği gösterecek. Ancak atlatılması için elden gelenin yapıldığını da görüyoruz. Atlatılması ve ülkemizin bağımsız kalabilmesi için.

Denilebilir ki “Türkiye 2009 iddialarından vazgeçsin” diye yapılıyor yapılan ne varsa. Umudum odur ki bu iddiaların hiçbirinden vazgeçmeden bu karmaşayı atlatacak bir çıkış yolu bulunacaktır.

Memleketin çokbilmişlerine de iki notum var. Birincisi tuzum kuru değil. Memlekete olan şey misliyle bana da yansır. İkincisi ise evet, siz bu yazıyı okurken bile dolar anormal şekilde yükselip düşebilir. Zaten ben de tam olarak bunu kastediyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.