|
Yazarlar

Devletleşen sivil toplum örgütleri

04:00 . 6/03/2018 Salı

Kemal Öztürk

1969 yılında Ağrı’da doğdu. Orta öğrenimini Sakarya’da tamamladı. Marmara Üniversitesiİletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Öğrenciliği esnasında çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayınlayarak yazı hayatına atıldı. 1995 yılında Yeni Şafak Gazetesi’nde profesyonel gazeteciliğe başladı. 1997 yılında Kanal 7 televizyonuna transfer oldu ve televizyon haberciliğine başladı. Haberciliğin yanı sıra belgesel hazırlamaya başlayan Öztürk’ün ilk belgeseli Sarıkamış oldu. Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu edinen ilk belgesele imza attı. Sonrasında İlk Meclis, Yemen, 1999 Depremi, Türkiye’de kadın hareketi tarihi ve Halide Edip, Osmanlı Modernleşmesi ve Pera gibi konularda birçok belgesele imza attı. 1999 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi belgesel ödülüne layık görüldü. 1999 yılında Amerika ve Kanada’ya giderek yabancı dil eğitimi aldı ve belgesel alanında araştırmalar yaptı. 2003 yılında TBMM Başkanı İletişim Danışmanı oldu. İki yıl sonra TBMM Başkanı Başdanışmanlığına getirildi. 2008 yılında AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı olarak görev aldı. 2009 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Basın Danışmanlığı görevine getirildi. İki yıl boyunca Başbakan Erdoğan’ın basınla ilişkilerini koordine etti. 3 Ağustos 2011 tarihinde Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atandı. 1 Aralık 2014 tarihinde “kişisel prensip ve ilkeleri” nedeniyle, 3 yıl 4 ay sürdürdüğü, AA Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevinden istifa ettiğini duyurdu. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarı oldu. 18 Şubat 2015 tarihinde de Katar’ın önemli gazetelerinden Al Şark Gazetesi’nde yazıları yayımlanmaya başladı. İyi derecede İngilizce bilen Öztürk, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Kemal Öztürk

1991 yılıydı. Sabah erken saatlerde telefonum (sadece ev telefonu vardı o zaman) çaldı. Arayan, dini eğitim ve kültür faaliyetleri yapan Tevhit Vakfı Başkanı değerli ağabeyim Ahmet Karahan’dı. Beni yeni açtıkları Üsküdar’daki şubenin müdürü yapmak için teklifte bulunuyordu. Aslında o dönemde aldığımız dava terbiyesine göre, göreve çağırıyordu.


Sivil Toplum kuruluşlarıyla profesyonel çalışmam ilk böyle başladı. 22 yaşındaydım. Bir yıl sonra da Türkiye’nin en önemli insan hakları örgütü olan Mazlumder’in İstanbul Şubesi’nin yönetimine girdim. O zaman da son derece politik ve sert bir zeminde yer alan insan hakları mücadelesi içinde buldum kendimi.

Sivil örgütlerle başlayan bu ilişkim bugüne kadar devam etti. Her zaman sivil örgütleri önemsedim, destekledim ve gelişmesi için katkıda bulundum. Bugün de İstanbul’da Biksad isimli sanat ve kültür çalışmaları yapan bir derneğin başkanlığını yapıyorum.

ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YAPAN BİR KURUM

1991 yılında beni Üsküdar’daki vakıf şubesine çalışmaya davet eden arkadaşlarım, o günden beri çalışmaları sürdürdüler ve bugün İLKE DERNEĞİ (ilke.org.tr) çatısı altında son derece önemli bilimsel çalışmalara imza atıyorlar.

Bunlardan bir tanesini İslam Düşünce Atlası adıyla geçen yıl yayınlamışlardı.

Bu yıl Kurumsal Yönetim Akademisi adıyla bir akademinin kuruluşuna davet ettiler beni. Değerli dostum Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un başkanlığını yaptığı Akademi, sivil toplum örgütlerinin kurumsal gelişimi ve sağlıklı yapılanması için önemli bilimsel çalışmalar yapıyor. Türkiye’de bir benzeri yok.

İSLAMİ STK’LARI İNCELEYEN ÇOK ÖNEMLİ BİR RAPOR

Geçtiğimiz hafta Akademi, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının yapılarını, sorunlarını ve onları gelecekte bekleyen tehlkeleri anlatan çok önemli bir rapor hazırlandı.

Raporun yayınlanmasından önce İlke Kültür Merkezinde (Üsküdar) Koç Vakfı Başkanı Erdal Yıldırm, ilgi çekici bir de konferans verdi. Sık sık “ben muhafazakar değilim” vurgusunu yapma gereği duyması ve buna gülüşmeler epey devam etti.

Rapor, Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Lütfu Sunar başkanlığından bir ekip tarafından hazırlandı. Lütfu Hoca tarafından da sunuldu.

Uzun yıllardır sivil toplum örgütleriyle ilgilenen biri olarak, raporun tüm sivil örgütler tarafından dikkatlice okunması gerektir. Rapora ilke.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Ahmet Taşgetiren gibi değerli yazar ve sivil toplum gönülleri, çok sayıda önemli STK temsilcisi de toplantıya katıldı. Onlar da raporun gelişmesine destek oldular.

Daha çok kendini “İslami” olarak konumlandıran STK’ları merkeze alan rapordan alıntı yapmak istediğim çok yer var. Ancak yer sorunu nedeniyle, sonuç bölümünü, yani STK’ları bekleyen tehlikeler kısmındaki öngörüleri alıntılayabiliyorum.

STK’LARI BEKLEYEN SORUNLAR

* Formelleşme sorunu – Kurumsallaşmanın getireceği formelleşme ve bürokratikleşme sorununu.

* Mali kaynak çeşitliliği ve sürdürülebilirliği sorunu.

* Popülerleşme sorunu.

* Gönüllülüğün azalması sorunu.

* Şeffaflaşma (ve denetlenme) sorunu.

* Kadınların konumunun belirginleştirilmesi sorunu.

* Kamu kaynağı kullanma sorunu.

* İş dünyası ile ilişkinin sürdürülebilirliği sorunu.

* Gençlere erişim sorunu.

* STK’lar arası artan ilişki, iletişim ve işbirliği sorunu.

* Siyasal kutuplaşma ve toplumdan kopma sorunu.

* 15 Temmuz sonrası oluşan güven sorunu.

* Devletleşme ve siyasallaşma sorunu.

Benim üzerinde özellikle durduğum sorunlar siyasallaşma, devletleşme, kutuplaşma ve toplumdan kopma sorunlarıdır. Bunlar sivil toplum örgütlerinin hayati derece önemli misyonlarını, tamamen tahrip edecek kadar önemlidir.

Bu nedenle raporu detaylı incelemek, Akademi ile iş birliği yapıp, daha derin ve bilimsel çalışmalar yapmak gerekir.

Sivil toplum kuruluşlarının bu sorunları ciddiye almasını önemle salık veririm.

#STK
#Sivil Toplum Kuruluşu
5 yıl önce
default-profile-img
Devletleşen sivil toplum örgütleri
Kasabaya ne oldu?
Bugünden itibaren Türkiye’nin tek gündemi depremdir
Deprem ve uluslararası yardım
Bunu da aşacağız…
Yüzyılın felâketi