Yazarlar Cumhurbaşkanının özeleştirileri ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanı'nın özeleştirileri ne anlama geliyor?

Kemal Öztürk
Kemal Öztürk Gazete Yazarı

Özeleştiriyi çok önemserim. Kendine güvenen insan özeleştiri yapar. Gerçek özeleştiri doğruyu bulmanın en önemli adımıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir siyasetçide görülmeyecek yoğunlukta ve kuvvette bir özeleştiri silsilesi sergiliyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Kemal Öztürk : Cumhurbaşkanı'nın özeleştirileri ne anlama geliyor?
Haber Merkezi 01 Ocak 2018, Pazartesi Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı'nın özeleştirileri ne anlama geliyor? yazısının sesli anlatımı ve tüm Kemal Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


ERDOĞAN’IN KRİTİK ÖZELEŞTİRİLERİ

En sonuncusunu dün çok kritik bir konuda yaptı:

UYAP gibi çok önemli bir teknolojiyi, maalesef bu bir öz eleştiridir, FETÖ’cülere kaptırdık. Ve bu ağ, orayı kendi sinsi emelleri için çok acımasız kullandılar ve oradan da gerçekten de en büyük zulmü icra ettiler.”

Daha önce dış politikada, iç siyasette, bürokraside, terörle mücadelede, mimaride, belediyecilikte, eğitimde, kültürde, üniversiteler konusunda yanlışlar/hatalar yaptıklarını, kandırıldıklarını, yanıldıklarını itiraf etmiş ve ciddi özeleştirilerde bulunmuştu.

Hatta bu özeleştiriler öylesine sert ve kuvvetliydi ki, birçok yazar arkadaşımız bunu alıntılamaya, siyasetçiler bundan bahsetmeye çekindiler.

Düşünesinize, “İstanbul’a ihanet ettik, sorumlusu da benim” diyen Erdoğan’a kim, “evet AK Parti belediyeleri İstanbul’a ihanet etti, sorumlusu da Cumhurbaşkanı Erdoğan” demeye cesaret edebilir?

MUHALEFETTE ÖZELEŞTİ NEDEN YOK?

Biraz garip bir durum olsa da özeleştirinin varlığı bence çok kıymetli. Bazen tv programlarında denk geldiğim CHP ve MHP’li yetkililere şunu soruyorum: Girdiği tüm seçimleri kazanmış Erdoğan özeleştiri yapıyor da, neden girdiği tüm seçimleri kaybeden Kılıçdaroğlu ve Bahçeli tek bir defa dahi özeleştiri yapmıyor?

Arada siyasi kalite farkı var.

Erdoğan tüm bu özeleştirilerin biriktirildiğini ve seçim meydanlarında karşısına çıkacağını biliyordur. Dolayısı ile ‘hata yaptık’, ‘aldatıldık’ dediği her konuyu düzeltmesi, benzer hatalar da yapmaması gerekir.

Mesela, Adalet, Kültür ve Milli Eğitim gibi devasa konuları, kentsel dönüşüm, mimari ve trafik gibi büyük şehirleri ilgilendiren kritik konuları nasıl halledecek bilemiyorum.

Dün yine özeleştiri kapsamına sokabileceğimiz, ‘Bylock mağdurları, ‘Mor Beyin’ sorununu da gündeme getirdi. Mağduriyetlerin bir an önce giderileceğini söyledi.

Yerel seçimlere bir yıl var. Fazla da zaman kalmamış. Bakalım tüm bunları düzeltecek ya da halkın kafasındaki soru işaretlerini giderebilecek mi? Sanırım Allah vergisi siyasi yeteneği bunu çevirmeye yeter.

ÖZELEŞTİLERİN TEMELİNDE NE VAR?

Tüm bu özeleştiri yapılan konulara baktığımızda, aslında önemli birkaç ortak noktayı görmek mümkün.

Birincisi: Liyakat ve ehliyet meselesi

Erdoğan, herkesi şaşırtan Boğaziçi Üniversitesi eleştirisinde şöyle bir cümle sarfetmişti:

“Belli bir fikrin savunucusu olanlara kapıyı aç, belli fikrin savunucusu değilse kapıyı kapat. Bu mu özgürlük? Çünkü eğitim öğretim kurumlarının bu noktada bir defa kefeni yırtması lazım. Ehliyet, liyakat kimdeyse onun girmesi lazım, önünün de kapatılmaması lazım.”

Sanırım Erdoğan’ın özeleştirilerinin temelinde, bahsettiği bu liyakat ve ehliyet meselesini aramakta fayda var. Kurumları yaşatan, güçlendiren ve başarılı kılan şey, onların kadrolarıdır. Belediye başkanlarının, bakanların, yöneticilerin kalibresi, ortaya çıkan tablonun asıl sebebidir. Dolayısı ile ehliyet ve liyakat meselesi hayati bir konudur.

İkincisi: Denetim

Devletin kendi iç denetimlerinin oldukça zayıfladığı, denetim ve hesap verme konusunda kurumların bir gevşeklik içinde olduğu görülüyor.

Bu iç denetimin haricinde, siyaseten denetim mekanizmaları kurmak da gerekir. Çapraz denetimler, her zaman ülke yönetimini ahlaken ve içerik olarak kaliteli hale getirir. Aslında AK Parti bu konuda önemli tecrübelere sahip. Ancak son dönemlerinde pek dikkat etmiyor.

Ayrıca sivil toplum örgütlerinin, medyanın ve vatandaşların da bir anlamda denetim görevleri ifa ettiğini söyleyebiliriz. Onlar da sınıfta kaldı.

Üçüncüsü:

Mono iletişim

Tek kanaldan (mono) yapılan bilgi akışları, tek sepete konan yumurtaya benzer. Farklı, çoklu (stereo) kanallardan yapılan bilgi akışları, her zaman sağlıklı ve doğru neticeyi bulmaya yarar. Bu herkes için geçeli kritik bir konudur.

Danışmanların, istişare edilen kişilerin, okunan gazetelerin, izlenen kanalların ve iletişim kurulan kişilerin farklılığı, çeşitliliği, zenginliği hataları bulmaya yarar, aldatılmayı engeller.

İleriki dönemlerde yeniden bir özeleştiri yapmaya gerek olmaması için bunlara dikkat edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Zaten özeleştiride, hatayı tekrarlamamak esastır. Yoksa güven duygusu zedelenir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.