Yazarlar Köpek yavruları ve biz

Köpek yavruları ve biz

Mahmud Erol Kılıç
Mahmud Erol Kılıç Gazete Yazarı

Mübarek Ramazan ayının son günlerinde medyaya yansıyan bir haber vicdan sahiplerinin içini yaraladı. Duymamış olanlar için kısa bir özet vereyim. Sakarya’nın Sapanca ilçesinin Yüzevler mevkiinde bulunan ormanlık alana giden insanlar acı içinde kıvranan kuyruğu ve dört ayağı patisinden kesilmiş yavru bir köpek görüyorlar. Hemen alıp veteriner kliniğine götürüyorlar fakat Bayram’ın ilk gününde öğreniyoruz ki zavallı hayvan maalesef kurtarılamıyor. Bayram’ın 2. günü olan dün de benzer şekilde katledilmiş iki köpek haberi de Uşak’tan geldi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mahmud Erol Kılıç : Köpek yavruları ve biz
Haber Merkezi 10 Haziran 2018, Pazar Yeni Şafak
Köpek yavruları ve biz yazısının sesli anlatımı ve tüm Mahmud Erol Kılıç yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu insanlıktan uzak vahşet, seçimlere az bir zaman kala meydanlarda birbirlerini acımasızca eleştiren siyasileri dahi bir araya getirdi, hemen hepsi olayı tel’in eden mesajlar yayınladılar. Siyasi görüşlerimiz faklı olabilir ama vicdanda hepimiz kardeşiz demekti bunun manası. Hem de son yıllarda “siyasi kimlik esastır, vicdan teferruattır” zannetmeye başlamamızın yüzüne bir Osmanlı tokadı gibi inerek, “Hayır vicdan esastır” ilkesini bize hatırlatırcasına.

Bir bakan, konuyu kanuni zeminde ele aldı ve, “Seçimden sonra hükümet hayvan hakları konusunda ciddi adım atacaktır. Sahipli ve sahipsiz hayvanların öldürülmesi, işkence ve eziyete muhatap olması suç olarak kabul edilecek ve ağır cezai yaptırımlar getirilecektir” açıklamasında bulundu.

Sakarya valisi de ilk bulgulara göre bir iş makinasının çarpması sonucu böyle bir kazanın meydana geldiğini açıkladı. Ardından bir kepçe operatörü gözaltına alındı.

Dostlar,

Sakarya’da, Uşak’ta ve başka yerlerde meydana gelen bu olaylar salt hukuki ve bürokratik düzenlemelerle çözülecek olaylar değildir. Zahirde bu düzenlemeler de muhakkak yapılmalı. Fakat sorun bence çok daha derinlerde. Bu da özel ihtisas ve bilgi gerektiren bir konu.

Manevi Geleneği tıkanan toplumlarda büyü (maji) ve sihir ikame olarak metafizik yerine geçer. Hatta o kadar yaygınlaşır ki gençlerin eğlencesi haline gelir. Büyü ve sihir filmleri, romanları bunu daha da teşvik eder veyahut ettirilir. Şaman inançlarında büyüye büyük oranda pozitif niyetlerle yani sağlık için, bereket için başvurulur. Yani kötü amaçlı, kara büyü iyi görülmez. Fakat Sahih Geleneği yıkmak için çalışanlar ise bilakis kara büyüyle hemhal olurlar. O büyü tarzında ise hem sahih geleneğin münzel kelimelerini ters çevirerek veyahut pisleterek o çalışmaları yaparlar ve hem de “merhamet” gibi ilahi sıfatları ters çeviren eylemlerle sonuç elde etmeye çalışırlar. Bunu da gerek insan ve gerekse hayvan üzerinde yaptıkları vahşiyane ritüellerle gerçekleştirirler. Hatırlayacak olursanız geçmişte böylesi cinayetler medyaya yansımıştı. Bu türden kedi ve köpek cinayetlerinin ardında da bu yapılanmalar var. Büyü kursları veren kimseler (medyum veyahut hoca adı altında) her yerde.

Kara Köpek Büyüsü bunlardan birisi. Merak uyandırmamak için teferruata girmek istemiyorum fakat daha çok, erkeği kendine bağlamak için isterik kadınların başvurduğu bir yöntem. Hele o erkek evli ise eşinden ayırmak için daha şiddetlisini yaparlar. O hayvan uzuvları belirli formüller için kullanılır. Gariban kepçe operatörünün suçu yok, dostlar. Biraz imparatorluk bilgisi yeter. Biraz yüksek irfan yeter. Salt zahir ilimleri bu işi anlayamaz ve de çözemez.

Seçimler öncesi bu türden operasyonlar artabilir, sebebi bazı siyasilerin veyahut devlet büyüklerinin elini-dilini bağlamaktır. Küfrün imparatorluğu zahir ve batın ilimlerle beraber saldırmaktadır, gafil olunmaya. Devlet-i ebed müddet zahir ve batın bir araya gelerek sürer. Bir tanesi noksan olsa, olmaz…

Muazzez İslam dinini materyalist ilimler haline indirgeyen bizler ise saldırıya açık hale geldik. Materyalist ilahiyatçılar ve onları destekleyenler eliyle yüce dinimizi sırf maddeyle, hukukla, siyasetle sınırlı pozitivist bir ideoloji haline getirdik. Din adamı, din âlimi kalmayınca da derin devlet savaşlarında mağlup olmaya başladık. Geleneğin maneviyatı ihya edilmediği sürece İslam bizde semavi ve ilahi bir din olmaktan ziyade sosyopolitik bir olgu olmaya devam edecektir. Maalesef din görevlilerinin de bu işlerden anlayacak çapları olmadığı için saha karanlıkların prensine kaldı. Bunun panzehiri ancak Din Adamlarıdır. Tefekkür, halvet, riyazet, tesbih, zikir ehli arif-i kâmil din adamlarındaki manevi güç biiznillah bunları toprağa gömer, gömdü de…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.