|
Bir "28 Şubatçı"nın, insan aklına tecavüzü!

Allah bilir ya.. Ertuğrul Özkök "medya karteli"ni ve devlet ihalelerindeki medyatik düzeni de, "Kopenhag Kriterleri"nin gereği sanıyordur..

Önceki gün 28 Şubat, bir yaşına daha girdi.. Ama dünkü "Hürriyet"te, Ertuğrul Özkök''ün "Küresel 28 Şubat" yazısını okuyan herkes, toptan, birer yaşına daha girdi..

Bu mantığa göre, Avusturya''nın Nazi hayranı Haydar''ı (Heidar) parti liderliğinden Avrupa baskısı ile istifa edince, "28 Şubat küreselleşmiş"tir..

Bu şekilde, bir ülkede seçim sandığından çıkmış olsa bile, halkın geniş çoğunluğunun hayat hakkını tehdit eden parti, "küresel tavır"la, "yeni enternasyonalizm"in "etik duvarları"na çarpıyormuş..

İşte gördünüz değil mi?

"Küresel tavır", sonunda Türkiye''ye böyle yansıdı.

Çok köklü, büyük bir gazetenin yazarı, kendisini "28 Şubatçı" ilan edince, bu da küresel tavrın bir ifadesi oluyor..

Aslında bu "küresel tavır" icad edilmeden önce de, bizde cuntacı olmakla iftihar eden gazeteciler vardı.. "27 Mayısçı", "12 Martçı", (veya 9 Martçı), "Aydemirci" gazetecileri çok görmedik mi?

Ertuğrul Özkök de, post-modern cuntacılığı sevmiş ve "28 Şubatçı" olmuş..

İsterse olsun..

Ama bir de, "Avusturya ve Haydar Olayı"nı örnek verip, "28 Şubat küreselleşmiştir" derse, bu, insan aklına tecavüz olur..

Ertuğrul Özkök mantığını biraz daha ileri götürürseniz, Pakistan''da Navaz Şerif hükümetini askeri darbe ile deviren General Müşerref de, küresel tavrın gereğini yapmıştır.. Bakarsınız, Pakistan''ı da, Avrupa Birliği''ne davet eder yeni enternasyonalizm..

Ah Özkök ah!..

"28 Şubat", sadece "atanmışlar"ın seçilmişlere muhtıra verip, parlamento aritmetiğini bozması değil ki..

Bir de "medya karteli" olayı, "brifing gazeteciliği" meselesi ve "ihaleye fesat karıştırma"lar, kartel medyasına "özelleştirmeden pay" vermeler falan var "28 Şubat"tan kalan..

28 Şubat döneminde, Cavit Çağlar''la, Dinç Bilgin''e Etibank''ın verilmesi ve 28 Şubat''ın kuvvet komutanı Teoman Koman''ın, Çağlar''ın bordrosuna girmesi de, yeni enternasyonalizmin gereği miydi?

Demek ki, Mehmet Ali Birand''la Cengiz Çandar''ın, tahrif edilmiş, bir terörist sanık ifadesi ile hedef gösterilmeleri de, küresel tavrın ve yeni etiğin bir yan ürünüydü..

Neresinden tutmalı bu mantığı?..

Bir ülkede demokrasiye müdahale olunca, bu "yeni enternasyonalizm" oluyormuş..

"Askeri müdahale" ile "sivil itaatsizlik" arasındaki farkı bilmezseniz, sonunda Haydar''ın istifasına dayanan olayları, bizim post-modern müdahalemiz ile böylece karıştırırsınız..

Eğer "Susurluk" kazası sonrasında, sivil toplumun ışık yakıp-söndürerek koyduğu kitlesel eylem ile, devlet şeffaflaşsa ve çeteler açığa çıksaydı, işte bu, "yeni enternasyonalizm"in bir yansıması olurdu..

Ama 28 Şubat''la, devlet şeffaflaşacak yerde, demokrasinin elektriği kesildi..

Hani Ecevit de, 12 Eylül''den önce "halk tribünlerden sahaya inmeli" demişti.. Ve sonunda sadece "Şeref Tribünü"ndeki üniformalılar sahaya inip, darbe yaptılar ya..

"Susurluk aydınlansın" derken, karşılarında derin-devletin post-modern müdahalesini bulanların durumu da, aynen böyle..

Çeteler ortaya çıksın diyenler, "mafya-medya-siyaset" üçgeninin, kamu ihalelerindeki pazarlıklarını ve gazetelerle kanalların, garip biçimde alınıp-satılmalarını izlediler 28 Şubat sürecinde..

Allah bilir ya.. Ertuğrul Özkök "medya karteli"ni ve devlet ihalelerindeki medyatik düzeni de, "Kopenhag Kriterleri"nin gereği sanıyordur..

Bir temel yanlış var..

Ertuğrul Özkök gibiler de, bizler de, Erbakan''ı ve Fazilet''i bol bol eleştiriyoruz.. Faziletliler de, bol bol öz-eleştiri yapıyor artık açıkçası..

Ama bir kul çıkıp da, kartelde çalışırken, kartelin yaptıkları konusunda öz-eleştiri seslendiremiyor..

Acaba "kartel"in içindeki disiplin, Hizbullah''ın içindeki disiplin gibi dehşet verici mi?

"Gazeteci bankacı olamaz" diyenin, ekmeği ve mesleği mi gider elinden?

"İhaleye fesat karıştırmaktan düşürülen Mesut Yılmaz''ın politikayı bırakması gerekir" demek, "meslek ilkeleri"ne aykırı bulunup, yazı mı sansürlenir Kartel''de?

"Gazeteci satıp, banka almak ayıptır" dese Ertuğrul Özkök, o zaman, "yeni enternasyonalizmi anladı galiba" deriz..

Ama o, cuntacılığı, "küresel tavır" sanıyor.

ŞAKA

Kısmî rahatlama!..

Demirel''in kameralara yakalanan "onları anasından doğduğuna pişman ederim" cümlesine, Çankaya''dan açıklama-düzeltme gelmiş..

Özetle, bu sözlerin, kendisine oy vermeyecek milletvekilleri için söylenmediği belirtilmiş açıklamada..

Şimdi milletvekilleri ve "babalarından doğanlar" çok rahat!..

Diğer "analarından doğanlar", hala endişeli..

HÜRRİYET

Bu ne sevgi ah..

Eğer "kartelleşmek"i "ekonomik büyüme" ve "askeri müdahale"yi de "küresel tavır" diye savunursanız, sonunda asıl mesleğiniz olan gazeteciliği de, tutarsızlığa mahkûm edersiniz..

"Kökten-28 Şubatçı" Ertuğrul Özkök''ün gazetesi Hürriyet''ten son bir örnek verelim..

Dünkü Hürriyet''le birlikte verilen "Hafta Sonu" ekinin, ilk iki sayfası, sanatçı Hülya Avşar''ın eşi Kaya Çilingiroğlu''nun yaptığı iddia edilen, çapkınlığa ayrılmıştı.. Sayfalardaki manşetlerden biri de şöyleydi:

-Kaya Çilingiroğlu''nun zevk gecesini berbat ettik!..

"Hafta Sonu"nun iç sayfaları ise, Berlin''de düzenlenen ve "Hafta Sonu" ile "Kanal D"nin ortak yapımı olan "Miss Euro 2000"in fotoğraflarına ayrılmıştı.

Bu gösterinin şeref konuğu Hülya Avşar''dı.. Hafta Sonu''ndaki bir fotoğrafta da, Ertuğrul Özkök ile Hülya Avşar beraber yemek yerken görülmekteydiler..

Fotoğrafın altındaki başlıkta "Özkök''le Avşar dostluğu" denilerek, bu çiftin sohbetleri anlatılıyordu..

Şimdi gelin karar verin..

Sizin davetinize katılan, dostluğunuza güvenen ve bunlar vurgulanan aynı gazetenin ön sayfasında, bu sanatçının eşinin kötü biçimde teşhir edilmesi, "küresel tavrın etik duvarı"nın, tuğlalarından mıdır?

Hani "gazeteci ile dostluk, bir numara dar ayakkabı giymeye benzer.. Arkadan vurur sizi" derler ya.. İşte bu da, yeni enternasyonalizm..

24 yıl önce
Bir "28 Şubatçı"nın, insan aklına tecavüzü!
Enflasyonun önceliği
Kamu yönetiminde pandemi ile öğrenip sonrasında unuttuğumuz kritik bilgiler
Uluslararası hukûkun üzerine düşen gölge
Emperyalizmin küresel hegemonyasının anahtarı: Türkiye’de laik devrim, İran'da “İslâmcı” devrim 
27 Mayıs: Demokrasi sürecinde kara bir leke