Yazarlar Laiklik, cumhuriyetin kurucu unsuru mudur?

Laiklik, cumhuriyetin kurucu unsuru mudur?

Mehmet Metiner
Mehmet Metiner Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Niyetim laiklik tartışması yapmak değil.

Türkiye bu tür anakronik tartışmaları artık hak etmiyor.

Lakin bu bahiste tekrar güncellenen iki yanlışa dikkat çekmek bir zorunluluk.

Yanlışlardan biri şu: Laiklik kuramsal olarak cumhuriyet veya demokrasinin olmazsa olmaz bir unsuru değildir.

Cumhuriyet veya demokrasi bir idare tarzıdır.

Her cumhuriyet laik olmak mecburiyetinde değildir.

Yani laik olmayan veya laik olduğu anayasasında belirtilmeyen bir idare tarzının cumhuriyet veya demokrasi olmayacağı iddiası doğru değildir.

Diğer yanlış ise şu: Cumhuriyetimizin kurucu ilkelerinden veya unsurlarından birinin laiklik olduğu iddiası doğru değildir.

Tarihsel olarak baktığımızda bu iddianın ziyadesiyle ideolojik ve siyasi bir zorlamanın eseri olduğu görülür.

Tarihi gerçek şudur:

-Gazi Mustafa Kemal Atatürk Milli Mücadele döneminde bir kez olsun laiklik kelimesini ağzına almış değildir.

-Meclis’in ilk açılışında Gazi Mustafa Kemal’in yaptığı konuşmada laiklik yoktur.

-Yeni Türkiye’nin ilk kurucu metni sayılan 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda laiklik yoktur.

Devletin dinine dair bir vurgu da yoktur.

Buraya dikkat lütfen:

Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923’te Büyük Millet Meclisi’nde yapılan bir değişiklikle ilk kurucu metin, yani anayasa olan 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu’na “Türkiye Devleti’nin dini, Dini İslam’dır” ibaresi eklenmiştir.

Laiklik cumhuriyetin veya cumhuriyetimizin kurucu unsuru/değeri olmuş olsaydı, cumhuriyetin ilanıyla birlikte bu ilan edilmez miydi?

Kimse sözün burasında “O günkü koşullar” veya “tarihsel mecburiyetler” diye beylik laflar edip araya girmesin.

Gücünü dinden alan hilafet/saltanat gibi en köklü bir kurumu kaldırmaktan çekinmeyen Atatürk’ün laikliği ilan etmekten çekindiğini söylemek hiç de inandırıcı değil.

-Cumhuriyetin ikinci kurucu metni 1924 Anayasası’dır. Zira cumhuriyetin ilanından sonra hazırlanmıştır. Orada da laikliğe yer yoktur. Tersine ikinci maddede “Türkiye Devleti’nin dini, Dini İslam’dır” hükmü vardır.

Peki laiklik ne zaman kabul edilmiştir?

Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 1927’deki ikinci kurultayında.

Kurultay bildirisinden aynen aktarıyorum:

“Cumhuriyet Halk Fırkası, Cumhuriyetçi; Halkçı; Laik; ve Milliyetçidir.”

Demek ki neymiş gerçek? Laiklik, cumhuriyetimizin kurucu unsuru değil, CHP’nin oklarından/umdelerinden biriymiş.

Laiklik umdesi 1927 CHF Kurultayı’nda resmen ilan edilince akabinde şu yapılıyor: 1928’de cumhuriyetimizin kurucu metni olan 1924 Anayasası’nın 2’nci maddesinde yer alan “Türkiye Devleti’nin dini, Dini İslam’dır” ibaresi kaldırılıyor. Ama yerine laiklik de konmuyor.

Peki laiklik anayasaya ne zaman giriyor?

5 Şubat 1937’de. Yani Atatürk’ün ölümcül hastalıkla uğraştığı o netameli dönemlerden birinde.

1924 Anayasası’nın mahut maddesinde yapılan değişikle şu şekilde yer alıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır.”

1961 ve 1982 Anayasalarında vurgulanan laiklik ilkesi, değiştirilmesi teklif dahi edilemez teminatı bahsi diğerdir. Bu konunun da ideolojik ve siyasi mülahazaların dışında cumhuriyet ve demokrasi kuramına uygun bir bilimsel serinkanlılıkla konuşulması gerektiğini hatırlatmak isterim sadece.

Bütün bunları laiklik karşıtı bir yerde durduğumu veya laikliğin gerekli olmadığını söylemek için aktardığım sonucunu çıkartacak olanlara belirteyim:

-Ben laiklik ilkesine karşı değilim; laikliğin bir din, bir ideoloji, bir yaşam tarzı olarak yorumlanıp devlet marifetiyle dayatılmasına karşıyım.

-Laiklik demokratik devletin ve cumhuriyet idaresinin farklı inanç ve hayat tarzlarına mensup vatandaşlarına karşı tarafsız davranmayı öngören bir tutumun adıdır. Bu özelliğiyle bir arada barış içinde yaşamayı temin eden bir toplumsal barış projesi olarak anlamlı ve gereklidir.

-Laikliği devletin tarafsız tutumu (laisite) olarak değil de bir taraf ideolojisi (laisizm) olarak görenler ne yazık ki laikliğin bir dinsizlik olarak anlaşılmasına sebebiyet vermişlerdir.

CHP’nin tek parti döneminin hem kudretli genel sekreteri hem ideoloğu olan Recep Peker’in laikliği din karşıtı bir taraf ideolojisine indirgeyen tarifi ve bu tarif doğrultusunda yapılan icraatlar laiklik tartışmalarını olumsuz etkileyen faktör olmuştur.

Peker’in “Dinin sadece devlet hayatından değil memleket ve toplum hayatından sökülüp atılması” şeklindeki laisizm tarifi, hakikaten demokratik özden bütünüyle yoksun jakoben otoriter bir anlayışın ifadesidir.

Laisizmin bu tarifi elbette toplumsal barışı tehdit etmektedir.

-Dinin Taliban yorumuna karşı çıkmak nasıl ki dine karşı çıkmak anlamına gelmiyorsa laikliğin bu jakoben yorumuna karşı çıkmak da bizatihi laikliğe karşı çıkmak anlamına gelmiyor.

-Laikliğin anayasada yer alması gereklidir. Esas önemli olan değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan laiklik ilkesinin yorumudur. Laikliğin demokratik-özgürlükçü bir anlayış temelinde yorumlanıp anayasaya dercedilmesini istemek, laiklik karşıtlığı biçiminde anlaşılırsa demokrasimiz de, cumhuriyetimiz de, laikliğin kendisi de zarar görür.

Aslolan demokratik-özgürlükçü laiklik anlayışını muhafaza etmektir.

Din üzerinden başka inanç ve hayat tarzlarına müdahaleyi öngören ideolojik anlayış ne kadar yanlış ve zararlı ise laiklik üzerinden aynısının yapılması da bir o kadar yanlış ve zararlıdır.

Sorun din ile laiklik arasında bir sorun değildir.

Dini ve laikliği bir taraf ideolojisine dönüştürenler ne yazık ki hem dine hem laikliğe hem de toplumsal barışımıza zarar veriyorlar.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.