Yazarlar İstanbulun hazineleri Sultanahmette

İstanbul’un hazineleri Sultanahmet’te

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Hat sanatının zirvesi Hâfız Osman, 1642 İstanbul doğumlu. Sultan 3. Ahmet’in şehzadeliği döneminde hocalığını yapar. Önce hoca yazar, şehzade onu taklit eder. Bu şekilde meşk etmeleri, ileriki yıllarda da sürmüştür.

Sultan, kendisine meşk hazırlayan hocasının yanında oturup mürekkep hokkasını elinde tutarak “hünkârî tâzim”de bulunur.

“Artık bir Hâfız Osman Efendi yetişmez” diyerek hayranlığını ifade eden sultana, “Efendimiz gibi hocasına hokka tutan padişahlar geldikçe, daha çok Hâfız Osman’lar

yetişir hünkârım” cevabını verdiği rivayet edilir.

(M. Uğur Derman, TVD İslâm Ansiklopedisi)

*

Hâfız Osman, bir gün Üsküdar’dan karşıya geçmek için kayığa biner. Beşiktaş’a yaklaşırken kayıkçı ücretleri toplamaya başlar. Hâfız Osman aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur.

“Efendi, yanıma para almamışım. Sana bir ‘vav’ yazayım, bunu sahaflara götürürsen karşılığını alırsın” der.

Kayıkçı pek memnun olmasa da yapacak bir şey yoktur.

Bir süre sonra kayıkçı sahaflara uğrar. Cebindeki yazı aklına gelince şansını denemek ister. Sahaf görür görmez onun Hâfız Osman vav’ı olduğunu anlar. Açık artırma ile iyi bir fiyata satılır.

*

Başka bir gün Hâfız Osman yine aynı kayıkçıya denk gelir.

“Efendi, para istemez” der, “Sen bir vav yazıver”.

Hâfız Osman parasını uzatır. “Efendi, o vav her zaman yazılmaz” der.

Hâfız Osman, Kocamustafa-

paşa Sancaktar Mahallesi’ndeki evinde 3 Aralık 1698 tarihinde vefat etmiş, Sümbül Efendi Dergâhı hazîresine defnedilmiştir.

Mezarının celî sülüs kitâbesini, “Hüsn-i hattı biz bildik Osman Efendimiz yazdı” sözleriyle onun takdirkârı olan meslektaşı Ağakapılı İsmâil Efendi yazmıştır.

*

O sahafın, baktığı anda tanımasını düşününce “Bir tek harften bile kimin yazdığını bilmek ne güzeldir” diyebiliriz.

Ancak diğer sahaflar da tanırdı o vav’ı.

Mârifet, yazanda.

Hâfız Osman için de “Bir tek harfte bile kendi tarzını sergileyebilmek ne muhteşem bir iştir” demek gelir içimizden.

Esas mesele ise yazdıranı bilmek.

O nasıl bir kitaptır ki bir tek harfi bile başlar üstünde.

*

Klasik sanatlarımız bugün de iftihar edeceğimiz seviyede devam ediyor.

Söz Fatih Yeşil’in: Tarih sahnesinde var olduğundan bu yana milletimiz medeniyet kelimesinin manasını, meydana getirdiği sanat eserleriyle tüm dünyaya nakşetmiştir.

İstanbul’un hemen her köşesinde bizi derin bir sükûtla karşılayan eserler de işte bu medeniyetin hazineleridir. Kadim bir çeşmenin kitabesindeki ‘talik’ beyit, cami kubbesini asumana çeviren o muhteşem süsleme yahut taze gelinin mezar taşında boynunu büken bir çiçek motifi bizi farklı tefekkür ufuklarına götürür.

*

Sultanahmet’teki Türk İslâm Eserleri Müzesi’nde Meryem Veli küratörlüğünde bir sergi açıldı.

Hüsn-i hat, tezhib, minyatür ve ebru üstadı 13 sanatçımızın eserlerinden oluşan sergi “İstanbul’un Hazineleri” adını taşıyor.

Cemali Gündoğdu, Elif Bayrakçı, Fatih Yeşil, Hanifi Dursun, İsmail Tirkeş, Mustafa Çelebi, Nilüfer Kurfeyz-Selim Sağlam, Ömer Faruk Özoğul, Ömer Şen, Sadrettin Özçimi, Said Abuzeroğlu, Saime Rikkat Çelebi ve Seyit Ahmet Bursalı’nın eserleri salonda ziyaretçilerini bekliyor.

Bekleyeni bekletmek olmaz.

Yolunuz düşerse uğrar ve hem klasik hem modern nasıl buluşuyor, görebilirsiniz.

*

Bendeniz açılışa gittim, Müze Müdürü Ekrem Aytar’la beraber dolaştık.

Fatih Bey de eserler hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

O kadar güzel ki her eserin başında durup en az bir saat baksam az gelecekti.

Öyle olunca da birkaç gün sürer.

Şükür ki hatıra olarak hediye edilen sergi kataloğu var.

Şimdi oradan her birini birer gün, hatta birer hafta seyretsem kim itiraz edebilir!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.