Yazarlar 17 Aralık yolsuzluk operasyonu muydu?

17 Aralık yolsuzluk operasyonu muydu?

Mehmet Metiner
Mehmet Metiner Gazete Yazarı

17 Aralık üzerinden ciddi bir siyasi hesaplaşma yapıldı.

30 Mart seçiminde de Cumhurbaşkanlığı seçiminde de AK Parti yolsuzluklar suçlamasında alnının akıyla çıktı.

Halk her iki seçimde de paralel çetenin ve siyasi uzantılarının ortalığa saçtığı yolsuzluk iddialarına inanmadığını ortaya koydu.

O tarihte Başbakan olan Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan bu suçlamaların tam hedefindeydi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan ilk günden itibaren bu operasyonun yolsuzluk susturuculu bir hükümeti devirme girişimi olduğunu söyledi.

Yolsuzluk algısı üzerinden yapılmak istenen namertçe girişim, o tarihte Başbakan olan Erdoğan tarafından yüreklice püskürtüldü.

Zor günlerdi.

Geziden daha kötü günlerdi.

Gezide eğilip bükülenler oldu.

Korkup sinenler oldu.

Gezinin hedefinde de Erdoğan liderliği vardı.

17 Aralık operasyonu başladığında da birileri eğilip büküldü.

O süreci içerden yaşayanlar çok iyi bilirler.

Erdoğan’ın devrilebileceği ihtimaline bel bağlayanlar kenarda köşede beklediler.

Gezi sürecinde de, 17-25 Aralık sürecinde de Erdoğan ilk başlarda yalnız bırakıldı.

Bunu bizzat Erdoğan’ın söylemiş olması ayrıca manidardır.

Bütün bunları niye mi anlatıyorum?

Şunun için:

Yolsuzluk susturuculu bu alçakça girişim akamete uğratılmışken şimdi tekrar içimizden birilerinin kalkıp yolsuzluk iddiaları karşısında paralel cepheye malzeme sağlayacak ifadeler kullandığına tanık oluyoruz.

Yolsuzluk konusunda herkesten duyarlı partinin AK Parti ve liderin de Erdoğan olduğunu herkes bilir.

Ortada bir yolsuzluk iddiası varsa elbette gereği neyse yapılır.

17-25 Aralık sürecinde parti içinde bir soruşturma mekanizması oluşturulmadı.

Sözü geçen Bakanlar disiplin kuruluna sevkedilmedi.

Yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklananların hepsi serbest bırakıldı.

Paralel vesayetten kurtulan bağımsız yargı ortada yolsuzluk olmadığına dair bir karar verdi.

Ortada bir suç ve suçlular yok yani.

Paralel çetenin oluşturduğu algı operasyonu dolayısıyla gündeme tekrar bu konuyu taşımak niye?

“İnsanların büyük çoğunluğu Türkiye’de yolsuzlukların olduğuna inanıyor. AK Parti seçmeninin yarısı da...(...) AK Parti seçmeni parti içinde yolsuzluklara bulaşmış insanların olduğunu düşünüyor. Bunlardan memnun değil ve bunların değiştirilmesini istiyor” biçimindeki ifadelerin üstüne paralel cephenin atlamış olması gösteriyor ki işimiz hayli zor bizim.

“Ak Saray” üzerinden yolsuzluk iddialarının gündeme taşınmak istendiği bir dönemde 17-25 Aralık sürecindeki yolsuzluk iddialarının tamamen palavra olmadığını söylemek hangi akla hizmettir?

Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok iken,  iyi niyetli de olsa içimizden birinin kalkıp yolsuzlukların palavra olmadığını söylemesi ve dolayısıyla AK Parti’nin en başından itibaren doğru bir siyaset izlemediğini ima etmesi doğrusu üzücüdür...

“Yolsuzluk var!” demek için elinizde delillerin olması lazım.

Var mı deliliniz?

O deliller paralel yapı tarafından Kılıçdaroğlu’na servis edilen tapelerden mi oluşuyor, yoksa bizim bilmediğimiz başka deliller mi var elinizde?

Hiç kimsenin varsa yolsuzluğunu savunmak durumunda değilim.

Tam tersine yolsuzluk yapanın cezasının mahkemeden önce partim tarafından verilmesi gerektiğine inananlardanım.

AK Parti’nin yolsuzluk iddiaları karşısında duyarlı olmadığına dair bir imayı bile partime/hükümetime yapılmış bir büyük haksızlık olarak kabul ederim.

Erdoğan-Davutoğlu liderliğinin bu konuda ne denli hassas olduğunu söylemek bile gereksiz.

AK Parti’nin lideri olan Erdoğan süreci en başından itibaren doğru okudu.

Bunun bir “algı operasyonu” olduğunu açıkladı.

Türkiye’de hiçbir şekilde yolsuzluk yapılmadığı iddiasında bulunmayı hiç kimse aklının ucundan dahi geçirmez elbette.

İnsanın var olduğu her yerde mutlaka günahlar da vardır.

«««

Hepimizin bulunduğu konumlar zaman zaman farklılaşabilir.

Herkes/hepimiz bulunduğumuz makama göre konuşmak mecburiyetindeyiz.

Sözün de bir makamı vardır.

Temsil ettiğiniz bir makam varsa herkesten önce ve herkesten çok o makamı düşünerek konuşmak durumundasınız.

“Ben makamın gereklerine göre değil, doğru olduğuna inandığım şeyi söylerim!” rolüyle kişisel prestij kazanma yoluna gitmek, temsil edilen makama da çok büyük bir haksızlık anlamına gelir.

Elbette içimizden birilerinin eksikliklerimizi ve yanlışlarımızı eleştirmesi gerekiyor.

Bundan büyük bir memnuniyet duyarız.

İstişareyi farz olarak kabul eden bir anlayışın mensuplarıyız biz.

Ama herkes şunu bilmeli ki içimizde yapmamız gereken eleştirileri, başkalarının değirmenine su taşıyacak biçimde uluorta yapmak ne istişare kültürüyle bağdaşır, ne de temsil ettiğimiz makama bağlılıkla...

Hiç kimse kusura bakmasın ama gece -gündüz demeden çalışan partililerimizi sahada demoralize edecek, onların dilini zayıflatacak, dahası ve en fenası partimizi gereksiz polemiklerin ve suçlamaların kucağına itecek söz ve davranışlar konusunda herkes/hepimiz duyarlı olmalıyız.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da, Başbakanımız Davutoğlu’nun da bu konudaki hükmü nettir:

“17-25 Aralık operasyonu yolsuzluk susturuculu bir darbe girişimidir.”

Ezcümle: Halkımın kahir ekseriyeti yolsuzluk iddialarına inanmamaktadır ve AK Parti tabanında da konuyla ilgili hiçbir sıkıntı söz konusu değildir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.