Yazarlar Sarı çizmeli Mehmet Ağa

Sarı çizmeli Mehmet Ağa

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Yaz dostum… Güzel sevmeyene ‘adam’ denir mi?

Yaz dostum… Selâm almayana ‘yiğit’ denir mi?

Yaz dostum… Altı üstü beş metrelik bez için

Yaz dostum… Boşa geçmiş ömre ‘yaşam’ denir mi?

Yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı

Sarı çizmeli Mehmet Ağa bir gün öder hesabı

***

Butik otel diye tercih edersiniz, internetten bakıp beğenirsiniz, gidince karşınıza “bitik otel” çıkar. İhtimaldir, çıkabilir. Çıktı nitekim.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : Sarı çizmeli Mehmet Ağa
Haber Merkezi 09 Ağustos 2019, Cuma Yeni Şafak
Sarı çizmeli Mehmet Ağa yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Daha girişte, yetkili kisvesiyle karşınıza ilk çıkan kişi, verdiğiniz selâmı almaktan aciz hâliyle canınızı sıkar. İhtimaldir, sıkabilir. Sıktı nitekim.

Barış’ın sözünü hatırlarsınız: “Selâm almayana yiğit denir mi?”

***

Düşünürsünüz, bu arkadaş (nereden arkadaşsa) hiç duymamış olabilir mi Barış’ın öyle dediğini?

Mümkün değil. Muhakkak duymuştur.

“Yaz dostum” diye defalarca eşlik bile etmiş, en azından kendi başına mırıldanmıştır.

Ne var ki kendinin de farkında değil, o an yaşadığının da.

Hâline bakınca, belli ki kendince bir ‘efe’ tavrı geliştirmiş.

Sorsak, yiğit olmadan efe olunmayacağını bilir.

En azından lâfta kabul eder de, herhalde daha önce hiç düşünmemiştir.

***

Bu tavır, verilen selâmı havada bırakma alışkanlığı, daha ilk anda ortada bir gerginlik oluşturuyor.

Hello desen, Naber Corç desen, gülerek karşılayacak, sen mi geldin Maykıl, hovar yu diyecek.

Öyle bir durum yok maalesef.

O sana bakıyor, sen ona bakıyorsun.

***

Eee?

Sonrası nasıl ilerleyecek?

Aslında o an geri dönmek, belki en iyisi ama yer ayırtmışsın bir defa.

Söz dinlememişsin.

Görmeden ödeme yapmayın uyarısını dikkate almamışsın. (Tecrübe sahibi kendinden bahsediyor.)

Bir gıcık ile karşılama yüzünden boğazında da gıcık başlarsa, ona kızıp selâm alabilen birini aramaya kalkışmak ne derece mantıklıdır?

Havadan mı kazanıyorsun, sudan mı?

***

Zaten hava bin beş yüz adamda.

Güneş yakmış, kavurmuş, zenciye dönmüş.

Hem uzun saçlı, hem kel.

Başına bir de bandana sarmış.

Büyük motosikleti nerdedir diye etrafa bakınmanın zamanı.

Hava öyleyken, su nasıl?

En ucuzu beş lira, on lira, bazı yerde yirmi lira… Bir küçük şişe.

Neymiş, turizm sezonuymuş.

Sezonuna tükürmeli.

***

Yaz dostum, yaz bunları diyor dostlar, Barış Manço gibi.

Öteki de bir saat sonra, yanındakine turistleri nasıl kazıkladığını anlatıyor.

Çin halısı alıp Türk halısı diye sattıklarını…

Evvelce kimi kafalayacaklarını yıllara dayanan tecrübeyle tespit ederek, bol bol içirip satış yaptıklarını, her seferinde başarıyla kandırdıklarını…

On katı, yirmi katı para aldıklarını…

Daha gemiden inerken adam seçtiklerini.

Otobüsten inerken kanca taktıklarını…

Hikâye bol, tezgâh tıkır tıkır.

Sonra da biz niye şöyle değiliz, niye böyleyiz diye elin gâvurunu övmelerini…

Hepsi nasıl bir arada buluşabiliyor?

Onlara göre adı ne olursa olsun, gelen bütün turistler Sarı Çizmeli Mehmet Ağa. Hesabı ödeyecek kişi.

Uzun saçlı kel, onlardan olmadığınızı anlayınca, kaşlarını yıkabilir. Yıktı nitekim.

Daha ilk anda bıkabilir. Bıktı nitekim.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.