|
Siyah Musa: Marcus Garvey

Marcus Garvey; 1887 yılında köle isyanların yoğun olarak yaşandığı bir dönemde dünyaya gelir. Burası Jamaika’dır. Ailesi ona aynı zamanda Musa lakabını takar ve evde onu bu şekilde çağırırlar. Taş ustası bir baba ve hizmetçi bir annenin on birinci çocuğu olarak dünyaya gelen Garvey, okumayı babasının geniş kitaplığından kendi kendine öğrenir. Sonra çırak olarak matbaada çalışmaya başlar. Ardından gazeteciliğe geçer. Bunun yanı sıra sendika faaliyetlerinin içinde yer alır ve Jamaika’da kara listeye alınır.

Doğumundan otuz yıl sonra Marcus Musa Garvey’in öncüsü olduğu bir siyahi hareket ortaya çıkar ve o; burada Siyah Musa olarak anılır. Ancak kara listeye alınmasının ardından Orta Amerika’yı dolaşmak zorunda kalır. Bu ülkelerde oldukça zor koşullarda çalıştırılan köle ve işçilerin durumu dikkatinden kaçmaz ve bunları yazıya aktarır. Özellikle Panama kanalını inşa etmek üzere hâlâ köle gibi çalıştırılan siyahların durumu, onun siyahi bilinç düzeyini daha da artırır. Sonrasında yolu İngiltere’ye çevrilir. Burada, Pan-Afrikanist bir dergi olan The African Times Dergisinde çalışır ve edindiği özgüvenle Jamaika’ya döner. Burada siyahların uyanış vaktinin geldiğini düşünür.

Bu uyanış ise ancak siyahilerin Afrika’ya dönüşüyle mümkün olacaktır. Özellikle Booker T. Washington’un “Kölelikten Kurtuluş” aslı eserini okuduktan sonra “Siyah adamın hükümeti nerede? Onun kralı ve krallığı nerede, onları bulamadım. Ve karar verdim ki, onların ortaya çıkmasına ben yardımcı olacağım.” der ve bu yolda bütün girişimleri başlatır. Aldığı sonuçlar ise tatmin edicidir.

Ona göre siyahilerin tek amacı ve tek kaderi vardır. Bu da bütün siyahların birleşmesiyle mümkündür. İşte bu yolda, “Evrensel Birleşik Zencilerin Geliştirilmesi” örgütünü kurar. Fakat bu örgütle ilgili olarak Jamaika’da istediği sonuçları alamaz. 1915’te New York’a gider. Burada, Afro-Amerikalıların ekonomik güçlerinin sağlamlaştırılarak kendilerine saygı duyulabileceğini söyler. Bu amaçla, siyahlara ait işletmeler ağı kurar. Bu işletmelerin temel amacı; beyazların ekonomisinden bağımsız siyahi bir ağın kurulmasıdır.

Birinci Dünya Savaşının akabininde onlarca siyah Amerikalının öldürüldüğü 1917 St.Louis kargaşası; Garvey’in etrafındaki kalabalığın büyümesini sağlar. O da bu etkiyi medya üzerinden devam ettirmek için Negro World adında bir gazete kurar ve yönetir. Ayrıca gazetenin başyazarlığını da yapar.

1920’lere gelindiğinde Marcus Garvey’in kurduğu “Evrensel Birleşik Zencilerin Geliştirilmesi” örgütü inanılmaz bir popülariteye erişir. “Afrika’yı Afrikalılar verin” sloganıyla yüz binlerce insanı etrafında toplar. Özellikle New York kentinde her yıl erkek ve kadınların kırmızı, siyah ve yeşil bir bayrak altında yürüdüğü coşkulu toplantılar düzenler. Bu durum onun Amerika’da ulusal bir tehlike olarak düşünülmesine sebep olur. F.B.I. yöneticisi J. Edgar Hoover gözetiminde onu takip etmek üzere yakınına siyahi bir ajan yerleştirilir. O ajanın tek bir hedefi vardır. Garvey’in imajının kötü bir şekilde algılanmasını sağlamaktır ve nitekim böyle de olur. Bu durum sonraları; Malcolm X ve İslam Milleti Örgütünde de benzer bir şekilde seyredecek bir politika olacaktır.

Garvey’in kötülenmesinin ardından onun kurduğu “Black Star Line” şirketinin gemilerine sabotajlar düzenlenir ve işlerin olumsuz etkilenmesine sebep olunur. Hatta basit bir vergi suçundan dolayı Garvey, hapse de atılır. 1922’de hapse giren yazar; burada beş yıl kaldıktan sonra 1928’de Jamaika’ya gönderilir. Elbette bu durum; onun imajını olumsuz etkiler. Bunda Garvey’in tüm siyahlar adına Ku Klux Klan liderleriyle anlaşma yapması, ırkçı beyaz bir politikacının finansal desteğiyle Afro-Amerikalıları Afrika’ya geri taşımaya kalkışması da etki eder. Sonrasında Londra’ya yerleşen yazar; Siyah Adam (The Black Man) adında önemli bir dergi çıkarır ve oldukça kısa bir süre sonra 1940’de vefat eder.

Garvey; her ne kadar ömrünün son yıllarında popülerliğini kaybetse de siyahilere aşıladığı özgüven ve bilinç sayesinde her zaman önemli bir isim olmuştur. Afrika’ya dönüşü ve siyahilerin Afrika’ya dönüşü vurgusuyla da pek çok zihinde Siyah Musa olarak anılmaya devam eder.


#Siyah Musa
#Marcus Garvey
7 yıl önce
Siyah Musa: Marcus Garvey
Katilin adı Siyonazist ABD-İsraili’dir
Sükût ‘bazen’ altındır…
Sıkılaştırmanın sonuçları verilere yansıyor ama riskler de var
Yenilenebilir enerjide kurulu güç
Güneyimizde bir PKK devleti mi kuruluyor?