Yazarlar Cadı avı bitti

Cadı avı bitti!

Münir Üstün
Münir Üstün Gazete Yazarı

Her an, yeni bir doğuş. Üstad Necip Fazıl’ın yağmur damlalarına benzetişiyle, her bir yağmur damlası yeni bir doğumun ve ölümün, an ve an yaradılışın nişanesi adeta. Hayat tam olarak da bu. Siyasette Süleyman Demirel’in artık karikatürleşmiş ifadesiyle ‘Dün dündür, bugün bugün.’ Futbol da bu realiteden nasibini alıyor tabii ki… Bir anda her şey tersine dönüyor, dün hiç yaşanmamış silik bir hatıra olarak kalıveriyor. Tudor’un yeni aslanları bu gerçeği yüzümüze vuruyorlar adeta bu sene.

Hatırlayın, o kabus gibi Östersunds maçlarını. Adını dahi söylemekte zorlandığımız bir köy takımına- ne demekse köy takımı- elendi Galatasaray. Ne kadar geçti üzerinden biliyor musunuz? 2 ay. Evet sadece 2 ay.

20 Temmuz akşamı bir basın toplantısına şahit olduk hep birlikte. Zannediyorum, bunca yıldır bu kadar sert geçen, muhatabına hakaret edilen, basın karşısındaki kişinin bu denli zorlandığı bir toplantı hatırlamıyorum. Yaklaşık 1 saat sürdü ve soruların pek çoğu soru dahi değildi, taarruzdu.

Aynı dakikalarda Florya’da da hatırı sayılır bir grup ellerine bir geçirseler boğuverecekleri Tudor’u, futbolcuları ve tabii ki yönetimi bekliyorlardı.

Uzun bir hikaye değil, aradan 2 ay geçti. Galatasaray son 2 iç saha maçını 40 bin üzerinde seyirciye oynuyor ve şu anda averaj farkıyla ligimizin lideri. Ne o basın toplantısı kaldı akıllarda, ne Östersunds, ne Tudor’un yetersizliği, ne de yönetimin basiretsizliği. 40 bin kombine satıldı, taraftar çok mutlu, arada Tudor’u bile tribüne çağıranlar var aralarında.

Peki ne oldu da bu hale geldi bu kadar kısa sürede? Galatasaray açık ara şampiyon olacak, takım dört dörtlük bir futbol oynuyor, borçlar sıfırlandı, Kadıköy’de Fenerbahçe’yi de yendi üstelik takım, Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılmayı garantiledi, en ‘lokum’ kurayı da çekti?

Hayır, bunların hiçbiri olmadı henüz çünkü sadece 2 ay oldu, yani 60 gün, üzerine sadece 5 tane maç yaptı yani Galatasaray. Bunların birçoğu gerçeğe dönüşebilir mi peki? Mümkün. Ya da tam tersi işler tamamen sarpa da sarabilir.

Hiç önemli değil… Şu anda, olduğumuz yerde, an itibariyle mutluyuz ya, iyi hissediyoruz ya kendimizi o bize yeter. Hemen bayrakları çıkartabiliriz sakladığımız yerden: Kral öldü, yaşasın yeni kral!

Sakinlik, sağduyu, mücadele azmi ne kadar önemli değerler halbuki. Milletçe en sınıfta kaldıklarımız da bunlar zaten. Ama her şeye rağmen, Tudor’u mücadele azminden dolayı kutluyorum. İnşallah işler en kötü haldeyken gösterdiği azmi, işler iyi giderken göstereceği sağduyuyla taçlandırır da kimse tekrar üzülmez… Ama benim için sadece bu kadar. Ne ölen kraldı Tudor, ne de ellerini ovuşturan yeni kral olacak. Keşke hepimiz böyle bakabilsek. Bir başka efsane Eduardo Galeano gibi sadece güzel bir oyun izlemek için yalvaran futbol dilencileri olabilsek…

 Türkiye’de sonuç!

Tudor’un dediği gibi…

Cadı avı bitti…

Bir genç adama daha yazık ettik…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.