|
Pablo Escobar

Kolombiya'nın markalaşmış birçok ismi var. Latin Amerikalı devrimcilerin sembolü haline gelmiş Simón Bolívar, Arap kökeniyle bilinen şarkıcı Shakira (Kolombiyalılar Çakira diyor), şişman figürleri çizmesiyle bilinen ressam Fernando Botero, Real Madrid'de oynayan futbolcu James Rodriguez bu isimlerin başında geliyor.



Beşiktaş'ta kalecilik yapan Cordoba ile Galatasaray'da kalecilik yapan Mondragon'u da ekleyebiliriz bu isimlere.



Ama, bütün bunlardan çok daha ünlü, çok daha fazla merak edilen bir ismi daha var Kolombiya'nın; Pablo Escobar. Tam adıyla; Pablo Emilio Escobar Gaviria.



Kolombiya'ya doğru yola çıkmadan önce bazı arkadaşlarım “Narkos diye bir dizi var, mutlaka izle” diye öğütlüyordu. İzlemedim. Şöyle bir göz attım sadece.



Kolombiya'ya geldikten sonra Escobar efsanesiyle ilgilenmek yerine, ressam Fernando Botero'nun müzesine gittim.



Gel gör ki, o müzeyi gezerken bile Escobar'dan kaçış olmadığını gördüm. Escobar o kadar güçlü bir figürdü ki, Kolombiya'nın dünyaca ünlü ressamı Botero bile Escobar'ın öldürülmesini resmeden farklı tablolar yapmıştı.



Anlayacağınız, Kolombiya'daysanız ister istemez Pablo Escobar'a maruz kalıyorsunuz; Escobar aşağı, Escobar yukarı konuşup duruyorsunuz.



Bütün Kolombiyalıların öyle ya da böyle Escobar hakkında söyleyecek bir sözü var; orta yaş üzerindekiler anlatacak anılara da sahipler…



Pablo Escobar dünyanın en meşhur ve en zengin uyuşturucu kaçakçısıydı. Suç kariyerine antik mezar taşlarını çalıp üzerindeki yazıları silip turistlere satarak başlamış. Ardından araba hırsızlığı, sahte piyango bileti satmak filan derken adam kaçırma, şantaj gibi suçlara yönelmiş… 1970'lerde daha da büyük oynamak gerektiğini düşününce uyuşturucu kaçakçılığına başlamış.



Kolombiya'daki suç kartelleri uyuşturucu ticareti için her zaman büyük oynarmış: Kolombiyalı resmi yetkililerden öğrendiğimize göre, karteller, uyuşturucu ticareti için denizaltılar satın alıyorlar ve “saman altından su yürütür” gibi su altından uyuşturucu yürütüyorlarmış. Denizaltıların tanesi milyon dolar filanmış… Fakat o kadar çok para kazanıyorlarmış ki, yakalanıp denizaltılarına el konsa bile bunu sorun etmiyorlarmış… Üç yüzün üzerinde denizaltı yakalanmış. O denizaltılardan birini bizzat gözlerimle gördüm.



Escobar denizaltı kullanmış mı, bilmiyorum, öğrendiğim kadarıyla kokain ticaretini genelde hava yolu ile yapıyormuş…



Escobar, 1982 yılında ekonomik gücüne siyasi güç eklemek için siyasete girmiş ve bu yolla polis ve halk desteğini arkasına almış.



Siyasete girince Kolombiya devleti ve hükümetiyle olan çatışması daha da şiddetlenmiş.



Pablo Escobar'ın adamlarının yaklaşık 200 yargıç, binlerce sivil, polis ve devlet yetkilisinin ölümünden sorumlu olduğu söyleniyor.



Örneğin, 27 Kasım 1989'da Avianca flight 203'de bulunan bir muhbirin Escobar aleyhine sahip olduğu kanıtlar yüzünden, uçağa bomba yerleştirip havada patlattığı biliniyor. Saldırıda 100 civarında kişi ölmüş.



Siyasete girdikten sonra ABD, Porto Riko, Meksika, Venezuela, Dominik Cumhuriyeti ve İspanya gibi ülkelerle olan uyuşturucu trafiğini arttırmış.



80'li yıllarda Amerika'nın uyuşturucu trafiğinin yüzde 80'i Medellin karteline, yani Escobar'a aitmiş.



Kokain satışlarından günde yarım milyon dolar kazandığı, para destelerini bir arada tutmaya yarayan lastikler için haftada 2500 dolar ödediği; kazandığı paraların yüzde 10'a yakın kısmını farelerin yediği ve rutubetten dolayı paraların çürüdüğü söyleniyor.



Forbes dergisi tarafından dünyanın en zengin yedinci insanı seçilmiş...



Escobar'ı normal bir uyuşturucu kaçakçısından farklı kılan ve kahraman gibi görülmesini sağlayan olan birkaç neden var…



Mesela, hiçbir zaman uyuşturucu kullanmamış…



“Benim şehrim” dediği Medellin'de yoksullar için inşa ettirdiği bir mahalle kurmuş… Bugün o mahallede 4 binden fazla ev bulunduğu ve 16 binden fazla kişinin yaşadığı söyleniyor. Bir bakıma, saklanabilmek için kendine adeta bir site devleti kurmuş…



Hiçbir zaman lüks içinde yaşamamış… Milyarlarca doları olmasına rağmen, genelde bu mahalleye gider ve üç gün bir evde, üç gün başka bir evde misafir olarak yoksulların sofrasında yemek yermiş. Servetinin bir kısmını da bu evlerden bazılarına gizlemiş…



Günün birinde yakalanırım endişesiyle kendisi için bir hapishane inşa ettirmiş. Ve günün birinde yakalandığında, o hapishaneye gönderilmiş. ABD'ye teslim edilmek istendiğinde o hapishaneden kaçmış.



ABD'nin arananlar listesinin en tepesindeyken FBI müzesini gezmiş ve oğluyla birlikte Beyaz Saray'ın önünde fotoğraf çektirmiş…



Escobar, normalde, asla telefonla konuşmazmış… Fakat, günün birinde kaçmaktan yorulmuş ve oğluyla telefonda uzun süre konuşmuş, bu sayede yeri tespit edilmiş. Oğlu, bu nedenle, Escobar için “o öldürülmedi, intihar etti” diyor. Neticede, Medellin'deki orta sınıf bir daire içinde saklanırken bulundu ve uzun çatışmalar sonunda evlerin birinin çatışında öldürüldü.



Cenaze törenine 25 bin insan katıldı.



Che Guevara nasıl ki bugün artık kapitalizmin bir ikonu haline gelmişse, Escobar da aynen bu şekilde kapitalizmin bir ikonu haline dönüşmüş durumda. Bugün hâlâ “Escobar turizmi” adı altında turistler için turlar düzenleniyor.



Hayat hikayesine bakınca, bir yandan gözünü kırpmadan yüz insanı birden öldürebilen gaddar bir katil, diğer yandan binlerce yoksul insana yardım yapan bir hayırsever…



Bir yandan Kolombiya'nın adının uyuşturucuyla anılmasına neden olan bir insan, diğer yandan ABD'ye karşı tek başına meydan okuyan bir kahraman!



Escobar'ın inşa ettirdiği mahallede insanlar ona karşı aşırı sevgi besliyormuş… Ancak, diğer Kolombiyalılar aynı noktada birleşiyor: Biz Kolombiyalılar Pablo Escobar'la anılmak istemiyoruz. Escobar imgesi bugün bile Kolombiya'ya zarar veriyor. Yabancılar onun yüzünden Kolombiya'yı uyuşturucu merkezi ve mafyatik bir ülke olarak görüyorlar. Bu iyi değil, kesin artık şunu!

#Pablo Escobar
#Kolombiya
#ABD
7 yıl önce
Pablo Escobar
‘Mutlaka döneceğiz’ ya da Nekbe’dir yaramızın adı
O güne geri dönmek
‘İletişim aklı’
Bir sen bir ben bir de aile
Deprem gerçeği, ekonomi güvenliği ve TOBB Genel Kurulu’ndan yansıyanlar