|
Yenilikler ne kadar yeni?

Hem yeniliklerin farkına varmak, “eski köye yeni adet olmaz!” takıntısından; hem de her yeniliğin mutlaka iyi ve doğru olduğunu düşünme hastalığından kurtulmak gerek

Modern insanın en büyük zaafı, yenilik karşısındaki teslimiyetinde aranmalı. Bir anlamda modernlik yeniye imandır: Yeni olan daha iyi, daha güzel, daha doğrudur! Bu yaklaşımı ciddi bir sapma sayan Fransız filozof Rene Guenon, modern düşünürlerin doğruluk (hakikat) yerine yenilik (özgünlük) peşine düştüklerini; bunun insanlığı bir çıkmaz sokağa sürüklediğini söylüyordu. (Guenon''un Türkçe''ye iki defa çevrilen Modern Dünyanın Bunalımı başlıklı eseri, 20. yüzyılın en önemli uyarı levhalarından biridir.)

Yeni kelimesi felsefeden siyasete, edebiyattan medyaya kadar her yerde gözde: Yeni Dünya Düzeni, İkinci Yeni, Yeni Ekonomi, hatta Yeni Şafak. Bu yazıda yeninin ekonomi alanındaki serüvenini irdelemeye çalışacağım.

Benim doğduğum yıllarda (yarım yüzyıl önce!) yeni demek, Amerikan etiketli demekti. Büyük arabalar, çokuluslu şirketler, Marlboro''nun kovboyu. İlkokul öğrencisiyken, Avrupaî kavramına aşina oldum. Vosvoslar, Grundig radyolar, Avrupaî goller. Üniversitede okuduğum yıllardaysa yenilik daha çok Japonlukla özdeşti: Sony kasetçalar, Seiko saat, Toyota

otomobil.

Yeni Şafak''ta yazmaya başladığım 1990''larda Amerika enformasyon teknolojisinin öncülüğünde ikinci baharını yaşamaya başladı. 1970''ler Avrupa onyılı olmuştu, 1980''ler Japon onyılı. Her iki tarz da tam küreselleşmedi. Amerikan tarzı küreselleşcek mi? Yeni Ekonomi tartışmaları bir yerde bu sorunun cevabını arıyor. Amerikan ekonomisi 1990''larda ortalama yüzde 3-4 arası büyüme kaydetti; Amerikan iktisatçıları ve yöneticilik guruları oturup kalkıp şu kelimeleri tekrarlıyor: Esneklik, etkinlik, hızlı büyüme. Amerikalı iktisatçı ve devlet adamları, Yeni Ekonomi “eski erdemler” üzerinde yükseldi diyorlar. Neymiş bu erdemler? Tutumluluk, yatırım ve piyasa güçlerinin işleyişine şapka çıkarmak (Dermişim!)

DİGİTAL ANALOĞU ALT ETTİ

Yeni Ekonominin gerçekliği şu: 1. Digital, analogu altetti. 2. Yeni medya eskisine göre olağanüstü hızla büyüyor. 3. Net ekonomisinin öncüleri 21. yüzyılın ekonomi kurmayları olacak. Bu gerçekliğin en çarpıcı işaretlerinden biri, 2000 başlarında America Online (AOL) şirketinin tam 183 milyar dolar karşılığında, kendinden beş misli büyük Time Warner''ı satın alması oldu. (Türkiye''nin o dönemde bir yılda ürettiği bütün mal ve hizmetlerin değerinin 200 milyar dolar veya 500 büyük sanayi şirketimizin toplam satışlarının 70 milyar dolar olduğunu hatırlayalım!) Yeniyetme AOL, Time Warner gibi bir medya devini “ucuza kapattı” diyenler bile oldu. Piyasa değeri, artık eldeki sabit varlıklara değil, yatırımcıların geleceğe dair beklentilerine göre biçimleniyor. Bir şirketin “değeri” artık ne cirosuyla, ne aktifleri veya öz varlıklarıyla ölçülüyor. Borsada şirket kâğıtlarına gösterilen rağbet, şirketin vaadettiği istikballe daha yakından ilintilidir.

Yahoo! bunun en çarpıcı örneklerinden biri. 1998 cirosu 203 milyon $, kârı 26 milyon $ iken “piyasa değeri” ne kadardı, biliyor musunuz? Cirosunun tam 174 misli! İşte bu Yahoo! 1999''da ilginç bir alım yaptı: 1998 yılında 22 milyon dolarlık cirosu üzerinden tam 16.4 milyon $ zarar eden Broadcast.com''u tam tamına 5.7 milyar dolara (yanlış okumadınız: Milyar $) satın aldı.

İmdi soru şu: Yahu, bu Yahoo! aklını ekmek peynirle mi yedi? Hiç yirmi milyonluk iş yapıp 16 milyon zarar eden bir şirkete cirosunun 260 misli para ödenir mi? El cevap: Yahoo! “para” ödemedi ki! Peki, karşılığında ne veriyor? Kendi hisselerini. Yani piyasada gelirinin 174 misline ulaşmış olan kâğıtlarını! Sanal bir ekonominin ödeme aracı da kendine uygun olmalı, değil mi?

Ahmet Midhat Efendi, Ahmet Metin ve Şirzad başlıklı eserinde (1892), tarımdan kazandığı paraları ya toprağa gömen yahut emin olduğu bir papaza emanet eden İhtiyar Andri ile Viyana''da tıp okuyan oğlu Stefano arasındaki tartışmaları işler. Stefano''ya göre: “Bu haller vahşet eseridir. Bakınız Nemçeliler Yaş''ta bir banka açtılar. Parayı oraya yatırmalı. Bir yere para verilecekse oraya çek çekmeli!”

Hesaplarını hâlâ çetele ile görmeye alışık Andri için bütün bunlar anlaşılmaz şeylerdi. Fakat itirazlarına rağmen paralar bankaya yatırılır, çekler gider gelir, sene sonunda para faiziyle beraber biraz da şişer. Stefano bütün bunları babasına izah et-meye çalışıp, kazançlı çıktıklarını anlatmaya çalışsa da, “İhtiyar Andri bu lakırdıları bir masal gibi telakki ederdi. Zira ortada para görmeyip yalnız bir kâğıt üzerinde çizgiler, rakamlar görüyordu ki, Andri için sarı sarı kırmıç altınlarını okşamayınca param var demek kabil değildi.”

Kıssadan Hisse: Hem yeniliklerin farkına varmak, “eski köye yeni adet olmaz!” takıntısından; hem de her yeniliğin mutlaka iyi ve doğru olduğunu düşünme hastalığından kurtulmak gerek.

Mesnevİ''den Bİr KIssa

Bir gün bir bilge “kendi türleriyle uçmayı reddeden” iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini. Nasıl olup da bir yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.

Biri karga, biri leylek... O kadar farklı iki kuş ki. İhtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylekse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, birlikte yaşarlar “beklenenlerin yanında tutunamayanlar.” O zaman anlar ki, “sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan.”

Topal kuşlar birbirlerinin kusurlarını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine. En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır. Aynı şekilde zengin, ayni şekilde mesut olanların ortak paydaları sabun köpüğü gibidir; sönüp gider.

Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran...

(Hikâyeyi Kâmil gönderdi. Teşekkürler.)

17 yıl önce
Yenilikler ne kadar yeni?
Son ezan
Refah’ta İsrail var!
Yeryüzündeki cehennem
‘Mad Max’ çağına girmeden…
Gazze yanarken 2 milyarlık İslâm dünyasını arayanlara