|
Bir Yusuf Bin Züleyhâ

Şu an önümde, Rusya Federasyonu Umum Müslümanları Müftüsü Talgat Tacettin''in bastırıp çoğalttığı bir broşür duruyor. Kocaman bir harita.. Bitmez tükenmez, yeryüzü topraklarının altıda biri genişliğindeki koca bir Rusya haritası.. Ve yüzlerce "hilâl" kırmızı renkleriyle bu haritayı süslüyor. Müslümanlığı temsil eden hilâller bazı bölgelerde çoğalıyor, bazı bölgelerde azalıyor. Gözüm haritada, kulağımsa müftünün anlattığı çok, ama çok önemli İslâmî gelişmelerde!..

Talgat Taceddin ve Rusya

Çok iyi anlıyorum ki bu adam, öyle alelâde bir din yetkilisi değil. Ağzının kenarında iki de bir beliriveren nükteli gülümseyişler olmasa; içindeki aşkı ve yüksek tazyiki bazan bir mizaha, bazan da efkâr dağıtan bir taşkınlığa tahvil etmese; diyebilirim ki karşımda duran kişi Kazanlı Musa Carullah''tan başkası değil!..

Onu dinlerken insanın içi açılıyor. En önemlisi sızlanmıyor, yakınmıyor. Ülkesi hakkında, Türkiye hakkında gördüğü rüyalardan tutun da, koca kıtanın her bir yerine saçılmış altı bin caminin sorumluluğuna kadar, çağlayanlar gibi akıyor onun konuşmaları. Rusya Devlet Başkanı Putin''le konuşmaları, Çeçenistan savaşının o diyarlarda açtığı derin yaralar; İstanbul Lâleli Camii''nden aldığı bir ilhamla şerefeleri lâte ağzı gibi açılmış, 80 metre yüksekliğinde Ufa''da inşa ettirdiği minareli cami, bastırdığı dinî kitaplar, kurduğu İslâmî eğitim müesseseleri, daha neler neler. O anda Talgat Taceddin Abdürresid İbrahim''ler, Zeki Velidi Togan''lar, Rızâeddin Fahrettin''ler ve Musa Cârullahlar gibi gözümde büyüyor da büyüyor.

Tolstoy''un stepleri ve insanları

İster istemez bu dinlediklerim beni, Rusya Müslümanlığı''nın geleceği hülyasına taşıyor; bu geniş steplerde ve modern şehirlerde içkiden, esrardan, fukaralıktan, tamamiyle çökmüş aile yapılarından, doğum oranlarının geriye gidişlerinden hâsıl olan içtimâi çöküntü ile, bu yüksek hisler birbirine karışıyor ve âdeta başım dönüyor.

Alıp başımı gitmek istiyorum. Bu uçsuz bucaksız ırmaklar, bu Allah''ın nimeti yeşil deryalar beni nereye taşıyıp götürürse oralara kadar gitmek istiyorum. İçimde üç çeyrek asrın içtimaî tahribatı, insan fıtratıyla bu derece oynamalar ve Tolgat Taceddin''in ve dün sözünü ettiğim okul hocalarının anlattığı olumlu, güzel intibalar!..

Bu toplumlarda Allah''ın, sünnetullahın koyduğu bir denge yerinden oynamış dostlar!.. Nüfusun, yani genel nüfusun yüzde kırkına düşmüş erkekler. Kadın nüfus ise yüzde altmış!.. Ben böyle bir manzara ile hemen hiçbir yerde karşılaşmadım. Hiçbir kitapta okumadım. Belki büyük savaşların sonunda nüfus dengeleri böyle bozulabilir.

İçki bu ülkeleri o derece tahrip etmiş ki; aile bütünüyle çökmüş, boşanmayan aile hemen hemen yok gibi. Erkeklerde sırf bu yüzden, aşırı alkolizmden, yaygın erken ölümler görülür hale gelmiş. Erkek nüfus neredeyse çalışmaz olmuş. Eve bir katkısı da yok. Rus''u, Başkurt''u, Udmurt''u farketmiyor; kadın kollarını göklere açmış, lisanı hal ile uğunuyor bu diyarlarda.

Yani bu toplumlarda değer nâmına, hemen hemen birşey kalmamış. Bir şişe içkiye, bir çift çoraba feda edilemeyecek değer yok anlayacağınız.

Benimse vicdanım sızlıyor: Yemyeşil ilâhî bir dekor halinde uzayıp giden bu deşt-i kıpçak, bir derin denizi andıran bu ulu ırmaklar neler söylüyor; bu içtimaî sefalet manzaraları ne anlatıyor; insan fıtratını tahribe kadar varan bu çözülme nereye varıp dayanacak, acı acı düşünüyorum. Ve soruyorum kendi kendime: Din adına, insanlık adına, bu atmosfer içinde nasıl bir "değer" üretilebilir diye?

Bu çağın ''Hz. Yusuf''ları

İşte o topraklarda; içtimâî ve fıtrî tahribâtın haddi azamisine ulaştığı o diyarlarda ben milyonlarca Züleyha''lar gördüm. Irmakların meyli tabiisinde akışını andıran karşılaştıkları bir değer ve ahlâkî tutum karşısında gönlü su gibi akan milyonlarca Züleyhalar!.. Ve bu şart altında dahi, yüklendikleri ilâhî temsilin vakarına yakışır davranışları, âdeta birer melekeye dönüştürmüş binlerce ''Yusuf''lar!.. Konuşuyorlar, öğretiyorlar; bu içtimaî ve fıtrî tahribat ortamında, hepsi birer Yusuf gibi gözlerde büyüyor. Sadece Başkurt''un, Kazan''lının, Çuvaş''ın değil; bütün Rus halklarının gözünde de bir Yusuf tesiri üretiyorlar.

O ilâhî kıssada, Yusuf''un sabrı ve tahammülü, peygamberliğinden bir nişâne olarak anlatılır bize. Yoksa Züleyha''nın bir eleştirisi ve kınanması olarak değil!.. Bu kıssadaki yüksek hikmete mebni olarak, bu diyarları süsleyen milyonlarca Züleyha''yı kınamak gelmiyor benimde içimden. İçimde bin bir acı, tasnifi mümkün olmayan binlerce his ve hergün her saat, her dakika Hazreti Yusuf örneği davranışlar. Bunları gördükçe, bu içtimaî sefalet manzaralarına şahit oldukca; Yusufâne davranışların açtırdığı bin gül''ü daha şimdiden hisseder gibi oldum.

Rusya o derecede derin bir tahavvülât geçiriyor, ama kimseler farkında değil bunun.

24 yıl önce
Bir Yusuf Bin Züleyhâ
Müslümanın saati, günü, ayı, yılı... 
Zor, oyunu bozar!
NATO zirvesi sonuç deklarasyonu ve Türkiye’nin öncelikleri
Bölgesel kaosa gidiyoruz
Rusya işgalci de İsrail ne peki?