Yazarlar 2023ten sonrası

2023’ten sonrası…

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Dünyada nerede ve nasıl duracağımızı söyleyen miras…

15 Temmuz kahramanlıklarının/fedakârlıklarının/şehitlerinin bıraktığı budur. Yerimiz, adresimiz bellidir. Tapuyu alınlarına yapıştırmış bulunuyoruz…

Ama ‘onlarda’ değişiklik var. Önce onların nerede ‘durakladığını’ anlayalım…

Gözlemleyebiliyoruz; “en başta ABD, Batı dünyasının genelinde bir ‘güç dalgalanması’ yaşanıyor” demiştik.. Tek tek her Avrupa ülkesi için de ABD özelinde de tarif edebiliyoruz…

Türkiye’de yüzeysel geçilen, güç bozulmasının, deformasyonun derinliğidir. Boylarını aşıp aşmadığını merak eden yok. Oysa aşıyor…

Erimenin ne denli tehlikeli olabileceğine ilişkin onlar da, ABD de fikir sahibi. Yani yaşanan gerilemenin, ‘sistem çökmesi’ olduğunu anlıyorlar.

İki maddeleri var; bir, siyasal çökme yaşandığını, iki, bunun sosyo-ekonomik bir çökme ile birleşeceğini, sürecin başladığını, en kritik döneminin 2022 ile 2030 arasında olacağını analiz ediyorlar…

Şunun da farkındalar, siyasal sistemdeki ve sosyo-ekonomik bozulmalar, ABD’nin küresel sistemdeki yerinde de dengesizlikler yaratıyor. Yine de ilk ikisi kadar kıymetlendirmiyorlar. Üçüncü madde de bu.

Haklı olarak önce iç kanamalara bakıyorlar; Amerikan halkını birleştiren değerlerin zayıfladığını teşhis ediyorlar, ekonomik zayiatın artarak ağırlaşacağını görüyorlar. İşaretleri ortada, yanılmıyorlar. Dış kanamaları da önemsemiyorlar demeyelim, seconder/ikincil sayıyorlar…

TÜM KRİZLERİN TOPLAMI ‘KAOS’UN ZAMANI…

Ki, bunların toplamı ‘kaostur’. Onun da adını koyuyorlar, 2030’a varmadan, ortalarda bir yerde, zirve yapacağını kestiriyorlar. Yani, şu an yaşanan krizlerin kaosa dönüşebileceğini biliyorlar. Bu da doğru, çünkü zaten kendileri, sorunun ‘sistemsel’ olduğunu, değişiklik gerektirdiğini, bunalımlı olacağını açık yazıyorlar…

Kısaca mesele, ABD ile sorunu olan ülkelerin ‘temennileri’nden doğan duygusal bir yanılsama değil. Bizzat, nedenleri ve sonuçları, tek tek delillendirerek, rakamsal bilançolara dökerek veriyorlar. İleri giderek, bahsettiğimiz sekiz yıllık süre içinde hangi yıl bunun patlayacağını da tahmin ediyorlar. Konumuzdur, şimdilik girmiyorum, zamanı gelince zaten konuşacağız…

İki tane ‘yanılma payı yüksek’ peşin kabulleri var. İlki, Amerika’ya özel, başka ülkelerde bulunmayan, ‘recover’ diyorlar, yenilenme/toparlanma diyelim, ‘halden’ bahsediyorlar. ‘Amerika’yı Amerika yapan’, bana göre neredeyse mistik, evvel krizlerde gerçekten de işe yaramış, nasıl diyelim, bir tür ‘yenilenme’ hali. Liberal yaklaşımdır; ‘dibe vurma/daha düşecek yer yok’ anlıyorlar. ‘Düşen top’ teorisidir. Yeniden yükseleceklerini düşünüyorlar. ‘Yerle yeksan olmak’ dillerinde yok.

İkincisi de, işte tali sorun olarak öteledikleri ‘dış dünya’ ile ilişkileri, ‘dünyanın hali’ meselesi…

İlkinin olup-olmayacağı meçhul, bir tür hayali can simidi. İkincisi ise en kritik parça; daha önce birinci ‘mucizenin gerçekleştiği’ her konjonktürde sabit kalan ‘dünyanın durumu’. Değişen dünya ve dengelerini, örneğin ‘Pi sayısı’ gibi sabit alıyorlar. Krizlerin toplamından gelişen ‘sistem çökmesini’, sadece Amerika’ya bahşedilen ‘diriliş’ ile aşarken, dış dünyanın bu süreci etkilemeyeceğini varsayıyorlar. Yani dünyanın değişmediğini, Amerika’ya ve Batı’ya bakışlarının aynı kaldığını, üstelik diğer ülkelerin ve dahi müttefiklerinin güçlerinde, birbirleriyle ve Amerika’yla ilişkilerinde değişiklik olmadığını kabul ediyorlar…

POLİTİK SİSTEM ARIZASI ÇARPI SOSYO-EKONOMİK KRİZ ÇARPI ‘DIŞ GÜÇLER’, EŞİTTİR?..

Takdir edelim, şunu da seziyorlar; politik/sistemsel kriz ile sosyo-ekonomik krizin aynı anda yaşandığını/daha da artacağını anlamış bulunuyorlar ama bunların yaratacağı sinerjinin çarpan etkisine körleşmiş durumdalar. Bu toplamın küresel etki ile bir kez daha çarpılacağının ise hiç farkında değiller…

Dünyanın çeşitli noktalarından ve Türkiye’den de Amerika’ya kimi bakışlar bunu konvansiyonel analizlerle tarife çalışıyorlar; işte, “dünya tek kutuplu mu olacak çok kutuplu mu olacak” türünden genellemelerle. Yanlış mı? Çok değil? Doğru mu? Çok değil! Çünkü teşhisler, ‘genellemeler/indirgemeler’ üzerinden yapılınca çıktılar ‘stratejik’ olamaz! Bu da eğer taşlar doğru oynanırsa, ABD’nin gerçekten göçebileceği ihtimalini atlamak anlamına geliyor.

Gerçekleşmesi durumunda en büyük stratejik çıktı olacağını kimse inkâr edemez…

İyi ama bunların 15 Temmuz’un mirası ve 2023 ile ilgisi ne?..

ABD’nin 15 Temmuz yenilgisi, bu ‘kriz/kaos/sistem erimesinin’ küresel çapta ilk işaretlerinden biriydi. Daha doğrusu, bunları besleyen ve ikincil/tali sayılan ‘dış dünya’ etkilerinden biriydi! Ukrayna ve çevresinde gelişen/genişleyen hem politik hem ekonomik olaylar da öyledir…

2023 tarihi ile ABD’de beklenen ‘sistemsel dibe vuruşun’ zamanlaması arasında bir ilişki var. Elbette diğer ülkeler içinde kendi zamanlamalarını bu “Amerikan anı”na göre ayarlayan başkaları da var. Üstüne, bizim ‘seçimimiz’, o panoramada nasıl/hangi rolü oynayacağımıza, yani dünyanın neresinde ve nasıl duracağımıza ilişkin kararımız gelecek.

15 Temmuz’da bu milletin 2023’e bıraktığı miras, şehitlerimizin ve onlardan öncekilerin vasiyeti budur…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.