Yazarlar F-16lar meselesi Hep aklımda diyerek

F-16’lar meselesi: Hep ‘aklımda’ diyerek…

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Türkiye’nin ABD’den 40 adet Blok-70 F-16 savaş uçağı ve 80 F-16 modernizasyon kiti satın almak istediğini biliyorsunuz. Yaklaşık 6 milyar dolarlık bir paket…

Bu süreci zora sokan ve kolaylaştıran gerçeklikler var. İki ülke ilişkilerini tarihlerindeki en kötü noktaya iten, bir “dost ve müttefik” olarak ABD’nin; S-400, CAATSA, F-35’ler, terörist başı Gülen ve FETÖ ile PKK’ya yardım ve yataklık başlıklarındaki tutumu, ‘açmazlar/el almazlar’ dosyası olarak zaten cepte duruyor…

Bir de son dönem ‘flörtleri’ var. Mesela, ‘stratejik mekanizma’. Somut çıktı beklentisi düşük görünse hatta Yunanistan’la yapılan ve sayısı üç basamaklı rakamlara doğru giden ‘istikşafi’ toplantılar kadar değer biçilse de, buradan umut çıkaran da çok…

Orta, alt seviyede artan ve Ukrayna krizinin getirdiği şartlar altında belirginleşen temaslar, örneğin ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı (ikinci adam sayın) ve Ukrayna savaşının 2013-14’ten beri başrol oyuncusu konumundaki Victoria Nuland’ın Türkiye ziyareti, Sayın İbrahim Kalın’ın mevkidaşı Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan’la neredeyse periyodik görüşmeleri, yakın dönemin en belirgin işlerinden, ‘Rusya-Amerika arasında mahkum takası”.. Nihayet 18 Mayıs’ta gerçekleşecek Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu’nun ABD ziyareti…

Elbette artılar eksiler kadar güçlü değil. Ancak ortada gerçek var; Başkan Biden’ın seçilmesinin ardından “mesafeli” ilerleyen ilişkiler, özellikle Ukrayna savaşının ardından ‘niteliğini’ tartmak henüz zor görünse de nicelik olarak yoğunlaşmış görünüyor…

Esasında mesele bunların hiç biri değil. Soru(n) şu; Ankara ve Washington’un iki ülke ilişkilerinin bu aşamasından beklentileri belli. İyi de.. Muradları ne?..

ABD: ‘TÜRKİYE, BEKLEDİĞİMİZ TÜRDEN BİR MÜTTEFİK Mİ?..’

Belli ki, Ukrayna savaşında Türkiye’nin pozisyonu/değeri ve F-16 talebi arasındaki ilişki Ankara-Washington denklemini kurmakta iki tarafa da potansiyel fırsatlar sunuyor.. Ama ne, nereye kadar?…

Beyaz Saray’ın Türkiye’ye F-16 satışı için Senato’ya “cevaben” yazdığı mektup elbette önemli ve bu konuda gücü bulunan Kongre üyelerinin kararını da etkileyebilecektir. Tabii ‘kolayca’ değil…

Konu üzerine Batı kaynaklı okumalar, kararın ve arkasının Türkiye’nin Ukrayna’yı desteklemeye devam etmesine bağlı olduğunu hatta bölgesel ve küresel sair anlaşmazlıklarda da bunun beklendiğini söylüyor. Yine belli ki, onlar açısından Türkiye hâlâ “rayında” değil. Rahatsızlıkları var. O ray her ne ise ABD bakışında ‘yoldan çıkmak” kabul ediliyor…

Bu şaşırtıcı değil.

Dediğimiz gibi, Kongre’nin ilgili üyelerinin Türkiye’ye F-16 satışını engellememek konusunda Beyaz Saray’ın telkin/tavsiyelerini dinlemeleri de olası. Hatta bahsettiğimiz okumalar içinde Senatörlerin bu eğilimde olduğunu söyleyen ilk ağızdan açıklamalar da mevcut…

Aynı eğilimler, Ankara’nın doğal NATO süreçlerinin paydaşı olarak attığı adımların üzerinde politikalar üretmesini de bekliyor mu? Mesela, Rusya ile ilişkilerine Amerikan beklentilerine uygun “çeki-düzen” vermesi isteniyor mu?

Mesela, Suriye, Irak, Akdeniz, Azerbaycan-Ermenistan, Pakistan, Afganistan hatta küresel konularda, örneğin Çin için aynı yönde beklentileri var mı?

Daha ileri gidelim mi; Finlandiya ve İsveç’in Mayıs ortasında NATO’ya üyelik başvurusu gerçekleşirse, Ankara’nın tavrı üzerine de hayli tartışmalar yaşanacak.

Dönersek.. Türkiye’ye yönelik “halisane duyguları” ile tanınan Senatör Robert Menendez şöyle diyor; “Türkiye’nin beklediğimiz türden bir NATO (yani ABD) müttefiki olup olmadığına karar vermemiz gerekiyor. Birçok şeyde bizim çıkarlarımıza ters düşen şekillerde çalışıyor. Yönetim (Beyaz Saray), Türkiye’yi olmasını istediğimiz gibi görmeyi bırakmalı. Beyaz Saray, Türkiye’nin Erdoğan’ın yönetiminde olduğunu anlamalı”…

Menendez bunu F-16’lar bahsinde söylüyor. Anahtar cümleler şunlar; “beklediğimiz türden NATO müttefiki” ve “Türkiye, Erdoğan’ın yönetiminde”…

Güzel.. Anlıyoruz ki, beklenen türden NATO müttefiki demek, ‘eski Türkiye’yi istiyoruz’dur. ABD hiç ders çıkarmıyor, ısrarla anlamıyor. Görmüyor bile. ‘Küçük Amerika’sını geri istiyor. Oysa ‘Büyük Türkiye’ var artık…

ERDOĞAN’A ‘SEVGİLERİ’ BİTMEZ!..

Açık; ABD-Türkiye ilişkilerindeki yeni/ılımlı gelişmelerde tarafların temennileri, hedefleri farklı. Türkiye bunun farkındaysa mesele yok. Amerika’nın Türkiye’ye bakarken görmek istediği ile uzlaşmak mümkün değil.

Ankara’nın F-16 talebi, F-35’leri telafi etmek, öncelikli olarak milli ve yerli muharip uçaklar hazır olana kadar açık kapatmak, belki F-35 projesinden doğan mali açıkları, tazminatı tahsil etmek düşüncelerinden kaynaklanıyorsa.. (Hiç şüpheniz olmasın, bu projeden kalan alacağımızın da üzerine gözlerin kırpmadan yatarlar.) Her ülkeyle olduğu gibi, Amerika ile de ticari/ekonomik çizgiyi korumak, önümüzde seçimler var, o süreci de Washington’un “gerçek düşüncesi” olan “Erdoğan’dan kurtulmak gerektiği” aklıyla Türkiye’ye saldırma arzusunu daraltmak, yönetmek/yönlendirmek niyeti barındırıyorsa sorun yok.

Ama “Türkiye’nin Amerika’daki imajı değişiyor”, yok, “Kongre’den yeşil ışık” vs., mayınlarına hiç basmadan/kanmadan…

Hep, ‘aklımda’ diyerek…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.