Yazarlar Çankının Büyük Felsefe Lugatı

Çankı’nın Büyük Felsefe Lûgatı

Ömer Lekesiz
Ömer Lekesiz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Mustafa Namık Çankı’nın, 1954-1958 yılları arasında fasiküller halinde yayımlanan Büyük Felsefe Lûgatı, Recep Alpyağıl’ın ilaveleri ve düzenlemesiyle, yakın zamanda İz Yayınları tarafından üç büyük boy cilt halinde yayımlandı.

Daha önce kütüphanemde bulunan ancak değerinin takdiriyle ilgili gafletim yüzünden elimden çıkardığım Büyük Felsefe Lûgatı’nın yeni basımı üzerine yazabilmek için, ona nüfuz edebilme maksadıyla biraz oyalanırken, Ali Utku Hocamızın Şiraze dergisinin 7. (Eylül-Ekim 2021) sayısında yer alan, “Felsefe Dili Olarak Türkçe ve Çankı’nın Büyük Felsefe Lûgatı” başlığı altındaki güzel işlenmiş, ihatalı yazısı deyim yerindeyse gardımı bozdu.

Utku Hocamızın “...Türkçe’nin Tanzimat’la başlayan ve giderek bir hercümerce dönüşen büyük hareketi içinde, kurumların göze alabileceği, cesaret gerektiren ve fakat kütüphane raflarında unutulmuş önemli bir eser” olarak takdim ettiği ve ona gelinceye kadar yapılan sair kıymetli çalışmaların bir envanterini ilettiği mezkur yazısına ilavede bulunmaya teeddüp ederim.

Bu durumda bana kalan, unutulmuş değerli bir eseri tozlarından kurtarmakla kalmayıp, ilavelerle ve yeni düzenlemeyle tefekkür hayatımıza tekrar kazandıran şahsın, esere olan etkili tesiri cihetinde konuşmaya çalışmak olsa gerektir.

Elbette Recep Alpyağıl’dan söz ediyorum.

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan Recep Alpyağıl (d. 1977, Samsun) akademik hayatına 19 Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Bilimleri Anabilim Dalı’nda başlamış, yüksek lisansını da bu bölümde tamamlayarak, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Felsefesi Anabilim Dalı’nda görev almış bir ilahiyatçıdır.

İlahiyatçı oluşunu şu nedenle vurguluyorum: Şimdiye kadar Wittgenstein ve Kierkegaard’dan Hareketle Din Felsefesi Yapmak (2002); Kimin Tarihi Hangi Hermenötik? Kur’an’ı Anlama Yolunda Felsefî Denemeler (2003); Derrida’dan Caputo’ya-Dekonstrüksiyon ve Din (2007); Fark ve Yorum: Kur’an’ı Anlama Yolunda Felsefî Denemeler (2010); Türkiye’de Bir Felsefe Geleneği Kurmaya Çalışmak (2010); Türkiye’de Otantik Felsefe Yapabilmenin İmkânı ve Din Felsefesi (2010), Evrim ve Tasarım Geleneksel ve Çağdaş Metinler Seçkisi (2013); Din Felsefesi Açısından Mutezile Gelen ek-i (2014); Felsefe Dili Olarak Türkçe’nin Gelişim Aşamaları ve Felsefe Sözlüklerimiz 1851-1952 / 1954-1975 (2015); Mufassal Kâmûs-ı Felsefe (Rıza Tevik, 2015); Lûgatçe-i Felsefe (İsmail Fenni Ertuğrul, 2015); Geleneksel ve Çağdaş Metinlerle Din Felsefesine Dair Okumalar (2016); Din Felsefesi Açısından Mâtürîdî Gelen-ek-i (2017); İlmü’n-Nefs Tercümesi (Georges Fonsegrive / Babanzâde Ahmed Naim, 2017) Wittgensteincı Bir Din Felsefesi Üzerine Felsefi Makaleler (2020) vb. telif, çevrim-yazı ve derleme eserlere sahip olan Alpyağıl, eser ad ve sayısından da anlaşılacağı üzere, şu bildiğimiz Tanrı’nın Tanrılığıyla didişmeyi maharet sayan kadrolu ekran güzeli ilahiyatçılardan biri değildir; o, işinin ehli ve kendi müstesna gayretinin adamıdır.

Çankı’nın eseriyle ilgili yakîn münasebetini, “Çankı’nın adını ilk farkedişim, Türkiye’de Bir Felsefe Gelen-ek-i Kurmaya Çalışmak adlı derleme çalışmanın neşri vesilesiyle oldu (2010). Akademik hayatımın her aşamasında gelen-ek-i önemsemiş biri olarak itiraf etmeliyim ki Büyük Felsefe Lûgatı gibi bir şâh-eseri o güne kadar basit bir atıf sayesinde bile görmemiş olmamın izahı yok. Dahası Çankı’yı tanıdıkça, önceki yıllarda akademik anlamda yaptığım ve yapmaya niyetlendiğim neredeyse hemen hemen her şeyin onun bıraktığı miras ile bir şekilde kesiştiğini fark ettim. Sonuç olarak, Türkçe felsefe çalışmalarında gadre uğramış bu ismin çalışmalarını neşretmeye karar verdim. Hiç mübalağasız ifade ediyorum ki, geride kalan on yıllık süre, Çankı’nın bıraktığı mirası anlama çabası ile geçti.” sözleriyle özetleyen Alpyağıl, deyim yerindeyse Çankı’nın çalışmasını hat olarak almamış, kendisini onun hattının içine yerleştirmiştir.

Alpyağıl’ın samimiyeti ve mezkur esere yeniden hayat verirken sarf ettiği çaba, teşekkürü hak etmenin ötesinde, Çankı’nın işlediği kelimelerle ilgili “Onlara hakiki ve son şeklini dilin sanatkarı verecektir.” şeklindeki hükmünün ilk muhatabı olması bakımından da haklı sevincinin sebebi olsa gerektir.

Alpyağıl’ın, Çankı’nın hayatına ve eserlerine, Büyük Felsefe Lûgatı’nın yazım serüvenine, muhteviyatına ve ilgili eserler içindeki yerine dair yazdığı metne de özellikle işaret ederek, lûgatın tefekkür hayatımıza yeniden kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.